24 Nisan 2012 Salı

Beyin hastalıkları hakkında detaylı geniş bilgi

Prof. Cengiz Kuday’ın önerileri: Sigara içmeyin, düzenli yaşayın, aşırı kilodan kaçının, spor yapın...

Öncelikle beyin ve sinir cerrahisinin alanına giren başlıca hastalıklara değinen Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Kuday, “dünyanın her yerinde beyin cerrahisi ve nöroşirurji deyince, yalnız beyin cerrahisi akla geliyor veya öyle zannediliyor, aslında değil” dedi. Kuday, konuyla ilgili şöyle devam etti: “Nöroşirurji bir çok alana hükmediyor. Hacettepe’nin beyin cerrahı, halk arasında bir istatistik yaptırmış. Nöroşirurji nedir, diye... Bilme oranı yüzde 4. İşin tuhafı tıp talebeleri arasında yaptırılan bir ankette de ilk sınıflarda bilme oranı yüzde 14. Hatta beşinci sınıftaki talebeler artık yüzde 94 bilen. Yani yüzde 6, nöroşirurjiyi yalnız beyin cerrahisi olarak biliyor. Bütün dünya öyle biliyor. Yanlış anlama burada.”

NÖROŞİRURJİNİN KAPSAMINA GİREN ALANLAR
Nöroşirurjinin kapsamına bir çok alan girdiğini belirten Prof. Kuday şunları söyledi: “Nöroşirurji beyin cerrahisi değil, bunun içine şu hastalıklar girer. Omurilik rahatsızlıkları, omurga rahatsızlıkları, ağrı, siyatik, bizim bel fıtığı dediğimiz olaylar. Hani bilekte ağrılar olur. Parkinson, epilepsi, kanamalar, inme, beyin tümörleri, bir takım hormonal rahatsızlıklar; hipofiz bezi tümörleri veya yetersizlikleri... İstemsiz hareketler. Damar tıkanıklıkları, sinir kesikleri... Daha bir takım psişik rahatsızlıkların cerrahi olarak tedavileri nöroşirurjinin kapsama alanına girer.”

BEYİN DAMAR HASTALIKLARI
Beyinin damar hastalıkları hakkında genel bir değerlendirme yapan Prof. Kuday, “beynin damar hastalıkları birkaç başlık altında toplanabilir” dedi. Prof. Kuday, konuyla ilgili şunları açıkladı: “Tıkanmalara bağlı, halk arasında inme dediğimiz şok oluyor. Bunlar neler oluyor? Beyni besleyen en büyük damarlar, hem önden besliyor, hem de arkadan besliyor. Bunların çeşitli sebeplerden, çeşitli şekillerde tıkanması. Veya içerideki damarların tıkanmaları. Bunlara bağlı inmeler meydana gelir. Bu inmelerin birçok sebebi var. Ama kabaca toparlarsak doğumsal olabiliyor. Tütün kullanımı olabiliyor. Hipertansiyon, şişmanlık, diyabet, damarların kendi hastalıkları veya damar duvarının hastalıkları. Çeşitli başka rahatsızlıklar, örneğin kalp rahatsızlıkları. Veya yağ embolleri, kırıklara bağlı. Veya hava embolleri...”
Prof. Kuday, sözlerine şöyle devam etti: “Daha birçok sebepten beyin damarları tıkanır ve bu tıkanıklıklara bağlı bir takım belirtiler olur. Bu tıkanmaların yüzde 70’i maalesef kaybedilir. Amerika’da her yıl 500 bin kişi bu tip bir rahatsızlıkla karşılaşır. Bunların 150 bini hemen ölüyor. Bunların geri kalanının da yüzde 70’i sakat kalıyor ve normal yaşamına dönemiyor. Hatta öyle söylenir ki, dünyadaki ölüm sebepleri arasında kalp, kanserden sonra üçüncü sırayı beyin hastalıkları, damarsal hastalıkları yer alır. Beyin hastalıklarının yüzde 70’i inmeler yani tıkanmalar, geri kalanı da kanamalardır. Kanamaların da yüzde 70’i anında kaybedilir, yani hastayı kaybederiz. Yüzde 30’u çeşitli şekillerde kazanılmaya çalışılır.”

ERKEN TANI
Erken tanının mümkün olduğunu belirten Prof.Kuday, şöyle dedi: “Bunların bir kısmı gelip geçici ataklar deriz, hastalıkta bir takım ön belirtiler verir. Ama ben bunları anlatırken, herkes kendinde bir şey aramasın. Her belirti onları göstermez. Mesela gelip geçici ataklarda, gelip geçici körlükler, bir tarafta uyuşukluk, his kaybı, güçten düşme, şuur bulanıklıkları, görme bozuklukları. Veya beynin beslenme yerine göre, beynin önünü besleyen damarlardaki tıkanıklıklarda bu olur. Arkayı besleyen tıkanıklıklarda baş dönmesi, şuur kaybı, yine görme bozuklukları, denge bozuklukları bir ön belirti olarak çıkabilirler. Nasıl ki herkes bir kalp elektrosu çektiriyor, kalp doktorlarına gidiyor. Halbuki en az onun kadar önemli beyin damarlarının tıkanıklıkları da daha önceden tespit edilebilir. Mesela dopler yapılabilir. Emar anjiyo yapılır, anjiyo yapılır. O tıkanıklıklara göre önlem alınabilir. Çünkü yüzde 65-70’e kadar bu tıkanıklıklar tolere edilebilir. Ama yüzde 70’den sonra bunlara cerrahi müdahale yapmak lazım. Şimdi, beyin kanamaları birçok sebepten olur. En büyük sebebi hipertansiyondur. Ki, çoğunlukla hipertansiyondan kanar. Bu hipertansiyona bağlı kanamalar beynin belirli bölgelerinde olur. Bir kısmını kaybederiz ama bir kısmının da kendiliğinden düzelme şansı olabilir. Bir kısmını da cerrahi müdahale yaparız. Yerine, büyüklüğüne, cinsine göre.”

ANEVRİZMA
“Beyin kanamalarının sebebinin yüzde 85’i budur” diyen Prof. Dr. Kuday, anevrizmayı şöyle açıkladı: “Beyin damarlarının üzerinde çok ince bir zar. Onun altında bir zar daha var, soğan zarı gibi. Onun altında bir kanama olur. İşte anevrizmal kanamalar dediğimiz budur. Anevrizmal kanama, ne demek? Beynin tabanında bir çok damar var. Bir sürü kavşak yerleri var. Bu kavşak noktalarındaki bir su tesisatı sistemi düşünün. Boruların en çok kaçıran yeri, eklem yerleridir. Bu eklem yerlerinin belirli yerlerinde balonlaşmalar olur. Bu balonlaşmalara biz anevrizma ismini veriyoruz. Bu anevrizmaların patlaması çeşitli şekillerde, hastalarda çeşitli klinik bulgularla gelir. Bu patlamalar nasıl olur? Beyin kanamalarının sebebinin yüzde 85’i budur. Daha başka sebepler de var. Ama anevrizmalardaki kanamalarda belirtiler nelerdir? Yüzde 15, hiç belirti vermeden o anda kaybedilir. Yüzde 15’i hastaneye giderken kaybedilir. Diğer yüzde 15’i hastanede 24 saat ila 2 hafta arasında kaybedilir. Yüzde 45 etti. Diğer yüzde 15’i iki haftayla iki ay arasında kaybedilir. Diğer yüzde 15’i de iki sene içinde kaybedilir. Yani yüzde 85 bir kayıp vardır. Diğer geri kalanlara biz müdahale edebiliyoruz.”

BALONCUK TESBİTİ VE AMELİYATI
Beyninde baloncuk tesbit edilen her hastalıkta yüzde 100 ameliyat demediklerini belirten Prof. Kuday baloncuk ameliyatı ile ilgili bilgiler verdi: “Ama anevrizmada bu şansımız yok. Bir insanın anevrizması varsa bu yüzde 100 kanayacaktır. Kanamış bir anevrizma ilk 7 gün içinde yüzde 80 tekrar kanar. Kanamamış bir anevrizma, ilk iki sene içinde muhakkak kanayacaktır. O yüzden baloncuk tesbit etdilmiş ise hasta gerekli merkezlere müracaat etsin. İster cerrahi veya endovasküler cerrahiyle bu yokedilsin. Yoksa kanayacaktır. Muhakkak ameliyat olması lazım. Bunun alternatifi yok. Bu kanamalar zamanında gitsin diyoruz. Zaman çok önemli. Bir çok kişinin hayatı zamanında müdahale edilmekle kurtarılmıştır. Bütün bunlara rağmen cerrahi tedavinin başarı oranı hastanın geldiği klinik durumuyla ilgilidir.
“Biz bunlara bir takım sınıflar veririz. Bir, iki, üç, dört, beş” diyen Prof. Kuday şöyle devam etti: “Beş denildi mi, artık hiç şansı yok. Dört, çok az şansı var. Bir, iki, üç şanslıdır. Yani geliş derecelerine göre hastanın kurtulma şansları var. Anevrizma kanamasındaki belirtiler çok tipiktir. Kişi, size der ki, yaşıyorsa tabi, ensemde veya beynimde bomba patladı. Yani çok şiddetli bir ağrıyla gelir. Ve ensesindedir çoğunlukla ağrı. Veya göz arkasındadır. Şiddetli gelir. Bazılarında belirti verir, biz, şurasındadır bu anevrizma deriz. Göz kapağı düşer, buna pitoz deriz. Onun arkasındaki bir damarda olduğu içindir bu. Yani, belirtileri var. Erken teşhis her yerde yapılabilir. Tabi ki, tomografi veya benzeri şeyler, anjiyo filan... Ama onlar yoksa bile, eskiden çok sık yapardık. Şimdi, tabi teknoloji geliştikçe, teşhis metodlarımız da gelişiyor. Daha az ağrı veren şeyler oluyor. Beyinden su alırdık. O kanlı geliyorsa, yüzde 100 kanama var derdik ve hemen müdahale yoluna giderdik. Ne kadar erken müdahale edilirse o kadar şansı var bu kişilerin.”

BEYİN TÜMÖRÜ
Geliştirilen tekniklerle artık beynin hemen hemen her bölgesindeki tümöre rahatlıkla ulaşıp, çıkarılabildiğini belirten Prof. Kuday beyin tümörü ameliyatları ile ilgili şunları söyledi: “Bazı yerler var ki, bazen müdahale ediyoruz ama neticeleri parlak değil. Beyin sapı tümörleri diyoruz. Bunların dışında her yere müdahale ediliyor. Başarı, hastanın yaşına, genel durumuna bağlı. Veya cerrahi bir şanstır. Şansına göre değişir. Ama çoğunlukla aşağı yukarı bugün dünyada ve Türkiye’de. Türkiye’de diye vurguluyorum, çünkü Türkiye’deki nöroşirurjinin seviyesi çok yüksektir. Dün akşam bir toplantımız vardı. Beyin cerrahisinin tarihiydi konu. Ve bu konuda katkıda bulunmuş, bizi bu durumlara getirmiş üç hocayı konuşturduk. 50’li yıllarda başlamışlar. Ve gelişmeler o kadar büyük ki, o zamanki ameliyatlar, kapta kaynatılan aletlerle, eldiven dahi yok.”

BEL FITIĞI AMELİYATLARINDA BEYİN CERRAHİSİ
“Bel denince herkes kemikle ilgili doktorlara gidiyor. Gerçi doğru gidilir. Ama şunu belirteyim ki, her bel ağrısı bel fıtığı, bel ağrılarının ancak yüzde 2-3’ünü teşkil eder. Ve her bel fıtığı da ameliyat olmaz.” diyen Prof. Dr. Kuday, bel fıtığı ameliyatlarında beyin cerrahisi ile ilgili olarak şunları söyledi: “Ameliyat sınırlarımız oldukça dardır. Ne zaman yaparız? Halk arasında bel kayması, siyatik diyoruz. Eğer güç kaybı varsa, bütün tedavilere cevap vermeyen ağrılarda. Veya bir takım his bozukluklarında, idrar yapma kontrollarında bozukluklarda ameliyat düşünülür. Bu ameliyat, basit bir ameliyat diyeceğim ama hiçbir ameliyat basit değildir. Tırnak çekilirken bile herşey olabilir insana. Ama Türkiyemizde bugün çok sık ve çeşitli şekillerde yapılan bir ameliyat şeklidir. Hep soruyor; endoskopik lazerle... Doğru, mesela lazerle ameliyatı 1990’lı yılların başında, şimdi çalıştığım Florence Nightingale’e, o zamanki başkanı hocamız almıştı. Ondan sonra endoskopi istedik onu aldı. Onları hep kullandık. Fakat gördük ki, kongrelerde de yılda birkaç defa yurtdışına çıkma şansımız olabiliyor. Bunların kullanım sahası çok dar. Elinizde çekiç varsa her yere bir çiviyi çakmak zorunda değilsiniz. Elinizde bu alet varsa her hastaya uygulanacak diye bir şey yok. Ama bugün bel fıtığı normal usullerle, yani mikrodiskektomi dediğimiz usullerle, açık ameliyatlarla, ülkemizin bütün şehirlerinde demeyim hatta kasabalarında dahi başarıyla ameliyat edilebiliyor.”

EPİLEPSİ HASTALIĞI
Epilepsi hastalığının cerrahisiyle ilgili bilgiler veren Prof. Kuday şunları söyledi: “Epilepsi cerrahisi, geçtiğimiz yıllarda da vardı. Ama onu tekrar güncelleştiren, yine asrın doktoru seçilen Yaşargil oldu. Hipokanpektomi dediğimiz özel bir teknikle yine gündeme soktu. Bugün bütün tedavilere cevap vermeyen bazı durumlarda cerrahi geçerli ve neticeleri de parlak. Bugün ülkemizde bir çok merkezde yapılıyor. Bir tanesi de kendi kliniğimde Prof. Emin Özyurt, çok güzel yapıyor.”

İNSAN BEYNİ VE BİLGİSAYAR
Yapay Zeka filminin etkileri bizim son dergimizde de var diye belirten Prof. Dr. Kuday insan beyni ve gün geçtikçe gelişen bilgisayarları kıyasladı: “Bu Kasım ayının nöroşirurji dergisi. Kapaktaki resmi sinemaya gidenler anımsayacaklardır. 1926’da çekilen ilk bilim kurgu filmlerinden Metropolitan filmindeki robot Maria’nın resmi. Bilgisayar teknolojisine gelelim. Bugünkü durumdaki bir bilgisayarın 5 yaşındaki bir insan gibi düşünebilmesi için, Amerika kıtasının 4’te 3’ünü kaplayacak derecede büyük olması lazım. Yani bilgisayarlar çok gelişiyor ama insan beyniyle hiçbir zaman kıyaslanacak bir durumu yok. İnsan, henüz beyninin çok azını kullanıyor. Milyarlarca hücre var. Her hücreyi besleyen binlerce, milyonlarca sinir dediğimiz kablo var. Ve bunların birbirleriyle olan iletişimleri var. Hem elektriksel hem kimyasal. İnsanda bir de şuur var. Hiçbir alette şuur yok. Bir de en büyük şey, his var... Yani, hissetmek var.”
Prof. Dr. Kuday, konuyla ilgili şöyle devam etti: “Bazen ameliyatı yapıyorsun, robotlar da ameliyat yapıyor bugün... Filmlerde görüyorsunuz, medyada okuyorsunuz. Bu doğru... Bizim dalımızda da robotik cerrahi var. Hatta, son kongrelerden birinde New York Nöroşirurji Başkanı diyor ki; ‘öyle bir güne geldik ki, bugünkü robotik cerrahiyle dünyanın en büyük cerrahına ameliyat yaptırabiliyoruz. Örneğin Singapur’daki bir beyin cerrahı, dünyanın en büyük cerrahı işte Yaşargil kabul ediliyor, ona yaptıracak ameliyatı. Bunların hepsi doğru ama bir şey var ki. Her şey filmlerde görülmüyor, her şey makinelerde yapılmıyor. Bazen hissediyorsunuz. O his çok önemli. Cerrahın hissi kadar önemli bir şey yok. Onu veremezsiniz. Yapay Zeka filminde de diyor ki, ben şu vazifeyi çok iyi yapıyorum, bunu yapıyorum. Ama bir şey yapamıyor, hissetmiyor.”

YAKIN GELECEK
Çok yakın bir gelecekte hastalıklarda umut vaad edici yeni gelişmelerden söz etmenin mümkün olduğuna değinen Prof. Kuday, şöyle devam etti: “genlerle oynuyorlar şimdi. Bütün bugünkü kanserin veya ulaşılmayan bir takım hastalıkların tedavisi genlerde gizli. Gen tedavileri yapılıyor. Veya DNA’lara giriyorlar. İnsan organizmasının yapısını oluşturan DNA’lara giriyorlar. Yakın bir gelecekte, çok uzak değil, yıllarla ölçülebilecek rakamlarla, belki bir sıvı vereceğiz, hem teşhis edecek hem o kitleyi, tümörü yokedecek. Ve bu uzak değil.”

ÖNERİLEN YAŞAM BİÇİMİ
Beyin cerrahisi alanına giren hastalıklar çok geniş olduğunu belirten Prof. Kuday’ın önerdiği yaşam biçimi ise şöyle: ” Trafik kazalarının en büyük sebebi kafa travması, önlemler alınırsa ki alındığı için basit bir kemerle bile ölüm oranı çok düştü. Ama beyin tümörlerine bir korunma yok. Ne zaman ne şekilde çıkacağı belli değil. Ama inmelere, kanamalara karşı sebeplerini ortadan kaldırırsak; şişmanlıkla, diyabetse diyabetle mücadele gerekiyor. Sigara içmeyin. Sigara çok önemli sebeplerden biri. Düzensiz yaşam, diyabet... Kolaylaştırıcı faktörleri önlersek, bir nebze önüne geçebiliriz.

EGZERSİZ
Egzersizin korunmada faydası olduğunu belirten Prof. Dr. Kuday “tabii ki spor her zaman için, her konuda çok faydalı, özellikle öneriyorum” dedi.

İNME
Halk arasında inme olarak bilinen beyin krizi, kalp krizinin beyinde olan biçimi. Beyin krizlerinin tekrarlama olasılığı da yüksek. Türkiye’de üçüncü ölüm nedeni olduğundan söz eden Prof. Kuday, 3’te 1’inin öldüğünü, 3’te 1’ininde sakat kaldığını belirtti. “Bir de bir şey olmayan 3’te 1’lik bir bölüm var” diyen Prof. Dr. Kuday bunlar için uygulanan tedavi programı ile ilgili şu bilgileri verdi: “Gelirlerse ancak tavsiyelerde bulunuyoruz. Yalnız inmelerde çok büyük gelişmeler var. Teknoloji gelişiyor. Ama bazı durumlar var ki, bütün tedavilere önüne geçilemiyor. Bunların da tedavisiyle bugünkü teknolojiyle mevcut. Nedir o; endovaskuler müdahaleler. Yani ilk 3 ila 6 saat içinde bunlara müdahale edilirse, teşhis edilip, ki bulunduğum hastanede bu merkez var. Ameliyat esnasında anjiyo yapma şansımız var. Veya hemen 3 ila 6 saat içinde eğer endovasküler müdahalede bulunulursa, kaybedilmiş kişilerin bile kurtarılma şansları var. Çok yeni bir teknoloji, çok yeni bir düşünce tarzı. Herkes tarafından, bütün dünyada kabul ediliyor ama bizde hemen kabul edilmesi biraz zor. Çünkü ya düzelecekse ilaç tedavisiyle. Ama zaman çok önemli. Bugün ikiz kulelere hücum edilirken, biliyorsunuz dakikalar önemliydi. Bizim de işimiz öyle, 3 ila 6 saat içinde uygun merkezlere girerse, kurtulurlar.”

TANSİYONU SIFIRLAYARAK YAPILAN YENİ ANEVRİZMA AMELİYATI
Tansiyonu sıfırlayarak yapılan yeni anevrizma ameliyatı ile ilgili Prof. Dr. Kuday, şu teknik bilgileri verdi: “Bu dünyada bir çok merkezde kullanılıyor. En çok Arizona’da kullanılıyor. Kalp cerrahlarının yaptığı gibi kalbi devreden çıkarıyor, solunumu durduruyorlar. Vücudun ısısını düşürüyorlar ve bu ameliyat yapıyorlar. Bu ameliyat ülkemizde yapıldı. Meslektaşlarımdan biri, Amerikan Hastanesi’nde Prof. Ali Çetin Saroğlu bir defa yaptı. Ondan sonra bir-iki defa daha yapıldı. Çok büyük ön hazırlığı var. Yani, kalp cerrahisinin de olduğu bir merkezde yapılması mümkün ve yapılabilen ameliyat şekli. Çok sık yapılmıyor. Ama yapılıyor çünkü başka yan etkileri olan çeşitli organların etkilenmesi söz konusu bu kansızlıktan. Ama çok mecbur kalınırsa yapılabilen ve yıllardır da kullanılan bir metod.”