20 Nisan 2012 Cuma

SİNTİGRAFİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

SİNTİGRAFİ
Atom çekirdeğinin yaydığı ışınlar ve özellikle gamma ışınlarının tanı ve tedavi amacıyla kullanıldığı bilim dalı nükleer tıp adım alır.

Yapay olarak elde edilen çok sayıda radyoizotop madde sayesinde nükleer tıpta son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Günümüzde iyot ya da demir gibi maddelerin izotopları kolayca elde edilebilmekte, bir molekülün radyoaktif olarak işaretlenerek öteki moleküllerden ayırt edilir duruma getirilmesiyle çeşitli tanı olanakları sağlanmaktadır. Böylece bir maddenin, kimyasal özellikleri tümüyle aynı olan, Öte yandan, atomlarındaki değişiklikler nedeniyle farklı fiziksel özelliklere sahip bir izotopu üretilerek, maddenin vücut içinde aynı metabolizma olaylarına katılması sağlanmakta ve maddenin yay-
dığı ışınların yardımıyla biyolojik olayın nitelikleri ayrıntılarıyla incelenebil-mektedir. Bu yöntemle incelenen organın yapısının kâğıda dökülmüş biçimi sintigraıi adım alır; bu döküm organın işleyişi hakkında da bazı bilgiler verir.
Merkez sinir sistemi – Yıllardır beyindeki değişiklikleri saptamak için kullanılan en iyi yöntem olan teknesyum
99 sintigrafısi tümör tanısında eşsiz bir araç olan bilgisayarlı tomografinin bulunuşundan sonra, ikinci plana itilmiştir. Bununla birlikte sintigrafı, bol damar İçeren meninjiyom gibi tümörleri yüzde
100 doğru olarak saptayabilir. Astrosi-tom ya da beyne başka bir yerden metastazla gelmiş tümörlerin tanısında ise oldukça yetersiz kalmaktadır.
Sintigrafinin beyindeki tümörü saptama kapasitesi tümörün boyutlarına ve
yerine bağlıdır. Tümörün çapı 2 cm’den küçükse ya da tümör orta hatta ya da tabana yakınsa saptanması zorlaşır. Genel olarak, sintigrafî tümörün varlığını yüzde 80 doğrulukla saptar.
Beyindeki damar hastalıklarının akut evresinde çoğu zaman sintigrafryle bir bulgu saptanamaz; kanama ya da; damar tıkanıklığı sonucu gelişen enfarktüsün İyileşmeye başladığı ikinci ya da üçüncü haftadan sonra sintigrafide bazı bulgular ortaya çıkar. Bu nedenle söz konusu yöntem beyindeki damar hastalıklarının gidişinin izlenmesinde kullanılabilir. Ayrıca beyinde geçici is-kemi (bölgesel kansızlık) krizinde damarlarda görülen ve klinik bulgulara neden olan geçici daralmalar, radyoizotop yöntemiyle ortaya çıkarılabilir; bu sırada bir hasar gelişmediğinden bilgisayarh tomografide herhangi bir bulgu saptanamaz. Bu durumlarda sintigrafi de olguların ancak yüzde 60′ında sonuç verir.
Kan-beyin engelinin zedelendiği iltihap durumlarında da tomografide herhangi bir bulguya rastlanmazken, sintigrafi beyindeki bozukluğu ortaya çıkarabilir.
Beyin-omurilik sıvışma radyoizotop madde verilerek bu sıvının çeşitli özellikleri incelenebilir; travma, iltihap ya da damar hastalıkları sonucu ortaya çıkan değişimler saptanabilir.
Tiroit bezi – Yaklaşık 20 yıldır tiroit bezinin radyoaktif iyot tutma Özelliği sayesinde bezin işlevleri incelenmektedir. Bu incelemede hastaya az miktarda iyot 131 verildikten 24-48 saat sonra bezde ortaya çıkan radyoaktivite miktarı Ölçülmekte, böylece bezin iyot tutma kapasitesi değerlendirilmektedir.
Bezin iyot tutma kapasitesi hiperti-roidizmde (tiroit bezinin aşırı çalışması) artar, hipotiroidizmde (tiroit salgısı yetersizliği) azalır.
incelemenin olumsuz yönleri şunlardır: Hastaya küçük dozda da olsa radyoaktif bir madde verilmektedir; iyot içeren herhangi bir ilaç alınması inceleme sonuçlarını etkiler; bezin iyot tutması büyük bir guatr ya da böbrek yetmezliği gibi bezin etkinliği ile ilgili olmayan olaylardan etkilenir; inceleme uzun zaman alır. Son yıllarda radyoimmünolo-jik yöntemlerin gelişmesiyle kandaki tiroksin (T4), triiyodotİronin (T3) ve tire-otrop hormon (TSH) düzeylerinin doğru olarak ölçülebilmesi, tiroit işlevlerini değerlendirmeye yönelik yaklaşımları önemli Ölçüde değiştirmiştir.
Günümüzde RIA (radioimmune as-say) yöntemiyle T3 ve T4 ölçülmekte, hipotiroidizm düşünülen durumlarda bu ölçümlere TSH Ölçümü de eklenmektedir. Ayrıca serbest T3 ve serbest T4 düzeyleri Ölçülebilmekte ve kesin tanı ko-namadığı durumlarda bunlara TRH (ti-rotropin serbestleştirici hormon) uyan testi de eklenmektedir.
Tiroitin iyot tutma kapasitesinin incelenmesi bugün bile tiroit işlevlerinin değerlendirilmesinde kullanılmaktadır; bu inceleme yalnızca belirli durumlarda yapılmalıdır. Tiroitin yerini, biçimini ve boyutlarım değerlendirmek ya da bezin içinde bulunan nodulun tipini incelemek İçin uygulanması gereken ilk inceleme tiroit sintigrafisidir. Tiroit sin-tigrafisİ tiroit dokusunun dil kökü, göğüs kemiği arkası ya da yumurtalık gibi anormal bir yerde bulunduğunun gösterilmesi; tirotin ameliyatla çıkarılmasından sonra vücutta kalmış olabilecek tiroit bezi kalıntılarının ortaya çıkarılması; bezin boyutlarının ölçülmesi; radyoaktif iyotla tedaviye başlamadan önce bezin içinde etkin olan alanların belirlenmesi ve patolojik nodüllerin ortaya çıkarılmasında kullanılır.
Sintigrafi sırasında saptanan nodul, radyoaktif maddeyi çevredeki sağlam bez dokusuna göre daha az, eşit oranda ya da daha fazla tutmasına göre “soğuk”, “ılık” ya da “sıcak” nodul olarak adlandırılır. Sıcak nodul genellikle Plurnmer-Vinson hastalığında olduğu gibi iyi huylu bir tümörün belirtisidir; buradan salgılanan hormonun, tiroit dokusunu uyaran ve besleyen TSH hormonunun salgılanmasını önlemesi sonucunda nodulun çevresindeki dokunun bir bölümü ya da tümü işlev dışı bırakılmıştır. Nodulun kendi kendine çalıştığını göstermek amacıyla TSH uyan testi ve triiyodotİronin ketleme testi yapılır. Sıcak nodul ender olarak kötü huyludur. Soğuk nodul ise kist ya da tümör olabilir. îyot 131 ya da teknesyum 99 kullanılan bir sintigrafi ile kist tümörden ayırt edilemez. Bunun için daha farklı incelemelere başvurmak gerekir. Bölgede uygulanan ultrasonografi ya da bilgisayarlı tomografi ile kist ve tömür rahatça birbirinden ayrılabilir. Kütlenin tümör olduğu saptanırsa incelemelerin derinleştirilmesi gerekir. Galyum, sezyum ya da talyum ile yapılan sintigrafide yalnızca kötü huylu hücreler bu maddeleri tutar. Bu maddeler yalnızca kanser dokusu tarafından tutulduğundan “pozitif indikatör” adını alır ve sağlam tiroit dokusunda yer alan kanserli dokunun tümünü gösterebilir. Bu incelemenin belirli bir hata payı olması, bölgede biyopsi yapılmasını zorunlu kılar. Biyopside alınan örneğin incelenmesi ise tama yakın güvenilirlikle doğru tanıyı sağlar.
Tiroitin tümüyle çıkarılmasından sonra vücutta kalmış bulunabilecek metastazları ortaya çıkarmak için yüksek dozda radyoaktif iyot kullanılarak tüm vücut taranmalıdır.