6 Nisan 2012 Cuma

Ölüm Hakkında Bilmediğiniz önemli bilgiler

1. Gömme alışkanlığı 350,000 sene öncesine dayanıyor olabilir. Atapuerca, İspanya’da 13 metre derinlikte bir çukurda Homo heidelbergensis cinsine ait 27 hominid bulundu ve bunların ilkel ve modern insanların olası ataları olabileceğine inanılıyor.

2. Asla ‘öl’ demeyin. Ölümü ifade etmek için en az 200 farklı ifade kullanılabilir. Bunların arasında ‘Tanrıya varmak’, ‘kurtlara karışmak’ ve ‘Tribble’larla (Star Trek serisindeki minik hayvanlar) uyumak’ gibi deyimler de bulunuyor.

3. 1951 senesinden beri Amerika’da kimse yaşlılıktan ölmemiş.

4. O seneden beri Amerika’da ölüm sertifikalarının üzerinde ölüm sebebi de yazmıyor.

5. Her durumda ölümü tetikleyen şey oksijen kesilmesidir. Oksijenin azalması kas spazmlarına ya da Yunanca’da yarış anlamına gelen ‘agon’ kelimesinden türeyen agonal evreye geçişe sebep olabilir.

6. Ölümden üç gün sonra bir zamanlar yemeğinizi sindirmenizi sağlayan enzimler sizi yemeye başlar. Çatlamış hücreler, vücudu şişirecek kadar yeterli zararlı gaz çıkaran ve gözlerin dışarı fırlamasına sebep olan bağırsaklarda yaşayan bakteriler için yemek olur.

7. Amerika’daki gömüler her yıl toprağa yüksek miktarda tahnit sıvısı -formol, metanol ve etanol- bırakır. Ölüleri yakmak ise dioksin, hidroklorik asit, sülfürdioksit ve karbondioksitin havaya karışmasına sebep olur.

8. İsveçli bir şirket, öldükten sonra vücudunuzu sıvı nitrojende dondurarak kurutabilir ve yüksek frekans titreşimlerle püskürterek ortaya çıkan tozu mısırunu tabuta kaldırabilir. Bu ekolojik gömünün 6 ya da 12 dakika tutacağını söylüyorlar.

9. Hindistan’daki zerdüştüler, ölülerin bedenlerini akbabaların yemesi için dışarıda bırakıyor.

10. Kümes hayvanlarındaki ateşi düşürmek için kullanılan bir anti-inflamatuar olan diklofenak aşılanmış hayvanların cesetlerini yiyen akbabalar hızla ölüyor.

11. Kraliçe Victoria, ölmüş eşi Prens Albert’in bornozuyla ve eli şeklinde yapılmış bir alçıyla gömülmek istediğini belirtmiştir.

12. Madagaskar’da aileler ölmüş akrabalarının kemiklerini çıkartıyor ve famadihana adı verilen bir törenle kasabalarında gezdiriyor. Daha sonra atıklar yeni bir kefene sarılarak yeniden gömülüyor. Eski kefen yeni evlenmiş ve çocuğu olmayan bir çifte veriliyor ve yataklarına sermeleri isteniyor.

13. 19. yüzyılda Mısır’daki bir tren yolu genişletme çalışmasında inşaat şirketleri o kadar çok mumya buldu ki bu mumyalar lokomotifler için yakıt olarak kullanıldı.

14. Bilimsel yöntemin kurucusu İngiliz filozof Francis Bacon, 1626 senesinde bir tavuğu, soğuğun onu koruyup korumayacağını görmek için karla doldurmasıyla zatüreden öldü.

15. Embriyonik dönemde organların gelişmesi için bazı hücrelerin kendilerini öldürmesi gerekir. Böyle bir hücre programlaması olmasaydı hepimiz ördekler gibi perde ayaklı doğardık.

16. 1907 senesinde Amerikalı bir doktor bir ölü üzerinde yaptığı çalışma sonucu insan bedeninin ölünce 21 gram kaybettiğini keşfetti. O günden beri bir gerçek olarak görülen bu bilgi aslında kesinlikle gerçek değil.

17. 19. yüzyıl Avrupa’sında yaşayan insanların yanlışlıkla ölü ilan edilmesine o kadar alışılmıştı ki kadavralar ölü hastaneleri adı verilen yerlere bırakılıyordu.

18. Amerikan vatandaşlarının yüzde sekseni hastanelerde ölüyor.

19. New York’ta öldürülen insan sayısı intihar eden insan sayısından az.

20. İnsanlığın başlangıcından bugüne 100 milyar insanın öldüğü tahmin ediliyor.

Uyku Hakkında Bilmediğiniz önemli bilgiler

1. Kronik horlama, uvulopalatofaringoplasti adı verilen ve alt damakla gırtlaktaki dokuyu sıkılaştıran cerrahi bir müdahaleyle çözülebilir. Bu operasyonun olası yan etkisi, ses frekansındaki değişimdir.

2. Bir başka operasyonlaysa alt damağa yumuşak dokuyu sıkılaştıracak bir kimyasal enjekte edilebilir. Snoroplasti adı verilen bu operasyonun ismi, ‘şekillendirilmiş’ anlamına gelen Yunanca bir kelime olan plastos’tan türemiştir.

3. 2002 senesinde Oxford Üniversitesi araştırmacıları, yatmadan önce koyun saymanın uykusuzluğu geçirdiği inancının yanlış olduğunu kanıtladı. Bu zihinsel aktivite öyle sıkıcı ki beyin otomatik olarak diğer sorunları su yüzüne çıkarıyor.

4. Yatakların ortalama ömrü 8 ile 10 yıl arasındadır. Bu süre zarfında oldukça tuhaf şeyler üretirler. Araştırmalardan biri yatak bakterisini, ani çocuk ölümü sendromuyla da bağdaştırır.

5. Yetişkin bir tahtakurusu, beslenmeden bir yıl boyunca yaşayabilir.

6. 2004 senesinde Amerikalılar 35 milyondan fazla uyku ilacı reçetesi doldurdu. Son dört yıl içerisinde uyku ilacından medet uman 20 ile 44 yaş arasındaki insan sayısı ikiye katlandı.

7. Her yıl Amerika’daki 100,000’den fazla araba kazasının sebebi uykusuzluk. Cep telefonlarıyla konuşanlar da bu oranı yüzde 6 artırıyor. Yani araba başında yorulduysanız kimseyi aramayın.

8. 2008’de, Volvo sürücülerin gözlerini ve kafasını takip edecek bir monitör sistemi planlandı. Eğer sürücünün kafası uyku hâlindeki gibi sallanmaya başlarsa arabanın içerisinde ışıklar yanıp sönmeye başlıyor.

9. Bir milyon yetişkin üzerinde yapılan altı yıllık bir çalışmaya göre geceleri altı ile yedi saat arası uyuyan insanların ölüm oranı, sekiz saat uyuyanlarınkine göre daha düşük.

10. 1964 senesinde 17 yaşındaki Randy Gardner 264 saat 12 dakika boyunca uyanık kalarak dünya rekoru kırdı. Sonra da 15 saat boyunca uyudu. Bu bir rekor değil tabii ama yine de fena sayılmaz.

11. Avrupa Birliği’ne uyum için atılan bir adım olarak İspanya kendilerine özgü öğle uykuları olan siestaları kaldırma yoluna gitti.

12. Öğle uykuları sayesinde İspanyollar diğer Avrupalılar’a göre bir gecede en az 40 dakika daha az uyuyorlar. İş yeri kazaları konusunda Avrupa Birliği ülkeleri içinde İspanya en yüksek orana sahip. Ayrıca en düşük üçüncü üretkenlik oranı da İspanya’nın.

13. Kim boşanmanın bu kadar kolay olabileceğini düşünebilirdi ki? Hindistan’da Müslüman bir çift, adam rüyasında karısına üç kere ‘boş ol’ dediği için ayrılmak zorunda kaldı.

14. Bir uyurgezeri kaldırmanın tehlikeli olduğu tamamen bir mit. Uyurgezerlerin yaptığı şeyler göz önüne alınırsa onları uyandırmamak daha riskli olurdu.

15. Balinalar ve yunuslar yarı uykuya dalabiliyorlar. Beyin yarı küreleri nöbetleşe çalıştığı için su üzerinde kalıp nefes alabiliyorlar.

16. Rüya görmek, hızlı göz hareketli uyku sırasında her 90 dakikada bir beyinden geçen elektrikli aktiviteyle bağlantılıdır. İnsan ömründe toplamda en az 6 yıl rüya görülür.

17. Ancak neden rüya gördüğümüzü kimse hâlâ bilmiyor.

18. 5 milyondan fazla Amerikalı çocuk, enürezis nokturna yani yatak ıslatma durumuyla karşı karşıya. Otobiyografisine göre aktris Suzanne Somers da küçükken bu derdi çekiyormuş.

19. Somnifobi, uykudan korkma hastalığıdır.

20. Şu ana kadar uykudan korkma hastalığına yakalandığı bilinen bir ünlü yok.

Kar Hakkında Bilmediğiniz önemli bilgiler

1. Tıpkı elmas ve tuz gibi kar da bir mineraldir.

2. Öğretmenlerin bize söylediği yalanlar: Çoğu kar tanesi çocukların katlanmış kâğıtlardan kestikleri dantelimsi şeylere benzemez. Kar taneleri genelde oldukça simetrik kristal parçaların bir araya gelmiş hâlidir.

3. Birbirine aynen benzeyen hiç kar tanesi yoktur mu zannediyorsunuz? İşte bu da bir başka yalan. Pek çok kristal gelişim döneminde neredeyse tamamen aynıdır ve tamamen gelişmiş olanlar da birbirlerine oldukça benzer.

4. Bir kar kristali kalınlığının 50 katı kadar büyük olabilir. Yani kristaller laboratuvar ortamında 5 santim olarak geliştirilse genellikle bir parça kâğıttan daha ince olurlar.

5. Neredeyse bütün kar kristallerinin ortasında volkanik bir külden dış dünyadan bir partiküle kadar herhangi bir şey olabilecek minik bir toz parçası bulunur.

6. Kristaller o noktanın etrafında büyüdükçe şekilleri nem, sıcaklık ve rüzgâr sebebiyle değişir.

7. Yere yeni düşmüş bir kar tanesi genelde yüzde 90 – 95 havadır ve bu yüzden de kar taneleri çok iyi ısı yalıtkanlardır.

8. Karlı şimşek -görülebilir yıldırımların düştüğü tipiler- oldukça nadiren görülür. Ancak bazı bilim adamlarına göre tüm yıldırımlar görünmeyen kardan çıkar. Bu teoriye göre bulutlardaki buz kristalleri çarpışarak elektrik üretir.

9. Guinness Dünya Rekorları’na göre kaydedilen en büyük kartanesi 38 santim boyundaydı ve 1887 senesinde Fort Keogh, Montana’ya düştü.

10. Zaman zaman kırmızı, sarı ya da siyah kar düştüğü raporları da geliyor. Bunların sebebi büyük ihtimalle polen, rüzgârla savrulan toz ya da kül ve is.

11. Kırmızı karı yememeniz gerek. ‘Karpuz kar’ adı verilen kırmızı renkli bu parçalar taze karpuz gibi kokuyor ve renklerini buzda gelişen pigmentli bir algden alıyor. Karın tadı muhteşem ancak yedikten sonra uzunca bir süre tuvaletten çıkamayabilirsiniz.

12. Kayak ve kar arabası sevdası sebebiyle Amerika Birleşik Devletleri’nde çığ ölümleri son elli yılda inanılmaz derecede arttı. Geçtiğimiz on yıl içerisinde yaklaşık 270 kişi bu şekilde öldü ve bu insanların beşte biri Colorado’da kaza yaptı.

13. Fısıldaşmaya hiç gerek yok: Bağırmak, şarkı söylemek ve başka şekillerde yüksek ses çıkarmak çığı tetiklemez.

14. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en beyaz yer Valdez, Alaska. Meşhur yağ dökümünün olduğu yere oldukça yakın olan bu kent, yılda en az 8 metrelik kar topluyor.

15. Ancak kutuplarda çok fazla kar yağmıyor. Oradaki çoğu kar fırtınası, önceden yağmış karların esmesinden kaynaklanır.

16. Antartika’da sert ve düz kar ses dalgalarını büyük bir yeterlikle yankılandırabilir. Bazı araştırmacılar insan seslerini 1600 metreden duyduklarını söylüyor.

17. Inuit kültürün kar kelimesi için yüzlerce karşılığı olduğu efsanesine inanmayın. Çoğu dilbilimci çok fazla sayıda Inuit diyalekti olduğunu ve bir kelimeyi ayrıştırmak için farklı farklı kelimelerin kullanıldığını ifade ediyor.

18. ‘Kar tanesi Bentley’ 1885 senesinde kar kristallerinin ilk fotoğrafını bir mikroskoba körüklü kamera bağlayarak çeken ilk kişidir. 5000 kadar muhteşem kar kristali resmi çektikten sonra zatüreden öldü.

19. Fazla kar insanı deliye çevirebilir. Kuzey kutbunda yaşayan insanlarda görülen ve pek anlaşılmayan bir hastalık olan Pibloktoq, ekolali (duyulan kelimeleri mantıksız bir biçimde tekrar etme) ve kar içinde çıplak bir biçimde koşma gibi pek çok farklı semptoma sebep olabilir.

20. Büyük don: ‘Kartopu Yerküre’ teorisine göre yaklaşık 600 milyon yıl önce gezegenimiz tamamen kar ve buzla kaplıydı. Kimileriyse insanların böyle bir iklimde asla yaşayamayacaklarını söylüyor.

Bilim-Kurgu Hakkında Bilmediğiniz önemli şeyler

1. Hiç tartışmasız bilim-kurgunun büyük bir bölümü klasik mitolojiye dayanır. Gökyüzünden inen varlıklar tarafından kaçırılan dünyalılar, tuhaf yaratıklara dönüşen insanlar ve doğa kanunlarını alt-üst eden olaylar… Oldukça tanıdık değil mi?

2. 1926 senesinde yazar Hugo Gernback ilk gerçek bilim-kurgu dergisi olan ‘Muhteşem Hikâyeler’i kurdu.

3. Gernsback parayı severdi. Bilim-kurgu terimini markalaştırmaya çalışarak yazarlara o kadar az para ödedi ki büyük usta H.P.Lovecraft ona daha sonra ‘Sıçan Hugo’ ismini verdi.

4. Sıçanın intikamı: En ünlü bilim-kurgu yazı ödülünün adı Hugo.

5. İlk dergi yazarları çoğunlukla farklı mahlaslar kullanıyor böylece her sayıda pek çok yazılarını çıkarttırabiliyorlardı. Bu olayı bir sonraki seviyeye taşıyan Ray Bradbury, tam altı farklı lakap kullanıyordu.

6. Bilim-kurguyu ciddiye alanlar kelimenin İngilizce’deki kısaltması olan ‘sci-fi’nin filmlere gönderme yapan bir hâli olduğunu söylüyor ve bu yüzden ‘SF’ şeklindeki kısaltmayı tercih ediyor.

7. Belli başlı fizikçiler ve uzay yolculuğu öncüleri, çoğunlukla gizli bir biçimde bilim-kurgu edebiyatına katkıda bulunmuştur. Alman roket dehâsı Wernher Von Braun uzay kurguları yazdı ve ‘Uzayın Fethedilişi’ gibi bilim-kurgu filmlerinde danışman olarak çalıştı.

8. 1960’larda James Tiptree Jr. ‘Houston, Houston, Sesim Geliyor Mu?’ gibi bilim-kurgu klasiklerini kaleme aldı. Ancak bunu öyle gizli yapıyordu ki insanlar onun gizli hükümet ajanı olduğundan şüpheleniyorlardı.

9. 61 yaşındayken Tiptree’nin ne olduğu ortaya çıktı. Ajan değildi elbette ama asıl adı Alice B. Sheldon’dı ve önemli bir feministti.

10. Gay bilim-kurgusunun gelişen ünlü eserlerinden biri de Judith Katz’ın ‘Yüksekteki Bir Sese Çılgınca Koşmak’ adlı yapıtıdır. Bu kitapta baskıcı Yahudi ailesinden kaçarak tamamen lezbiyenlerin yaşadığı mistik New Chelm kentine gelen bir kadının öyküsü anlatılır.

11. Dünyanın en etkili bilim-kurgu yazarlarından biri olan Ray Bradbury, bilgisayarlardan ve ATM makinelerinden uzak durmakla kalmıyor aynı zamanda hayatında hiç araba kullanmadığını da iddia ediyor.

12. Bilim-kurgu efsanesi Isaac Asimov da Bradbury’den çok farksız sayılmaz. Yıldızlararası uçuştan bahseden yazar, uçağa binmeyi hep reddetmiş.

13. Neal Stephenson’ın 1992’de yazılmış önemli romanı ‘Kar Çarpışması’, iki etkin internet yaratısına esin kaynağı oldu: Second Life ve Google Earth.

14. Bu arada tuğla ve harçlardan oluşan dünyada bilim-kurgu yazarı Gene Wolfe Pringles yapan makinenin geliştirilmesine yardım etti ve Robert Heinlein de ilk modern su yatağı fikrini ortaya attı.

15. Heinlein’ın kitaplarında cinsel özgürlük büyük önem taşıyor.

16. Arthur C.Clarke’ın 2001 adlı çalışmasında HAL 9000 bilgisayar duygularını ifade ediyor ve Pan Am, Ay’a yolcu mekikleri gönderiyor. Kitabın çıkışından sonra Pan Am, Ay’a gitmeyi bekleyen insanlardan oluşan gerçek bir liste yayınladı. Bu listede Walter Cronkite, Ronald Reagan ve 80,000 başka insan daha vardı.

17. Kırk yıl geçti ancak bilgisayarlar duyguları dile getirmek bir yana dursun yazıcıları bile tanıyamıyor bazen ve Pan Am öleli de 17 sene oldu.

18. Bilim-kurgu konusunda ileri görüşleri olan Philip K. Dick, bir kitabında kasıtsız bir biçimde de olsa İncil’den bir sahne yarattı ve İlyas peygamberin ruhunun içine girdiği düşüncesine kapılarak şizofren oldu.

19. Dick’in ölümünden sonra hayranları yazarın hareketlerini yapan ve yazılarından alıntı veren bir android yarattı.

20. 2005 senesinde Dickbot ortadan kayboldu.

Hijyen Hakkında Bilmediğiniz önemli şeyler

1. Hijyen kelimesi, Yunan sağlık, temizlik ve şaşırtıcı biçimde bir de ay tanrıçası olan Hygieia’dan gelir. Görünüşe göre Yunan tanrıları çifte vardiya çalışıyordu.

2. İnsan bedeninde yaklaşık 1,000 tür bakteri bulunur.

3. Antibakteriyel sabunlar, enfeksiyonları engelleme konusunda normal sabunlardan daha etkili değiller. Üstelik bu sabunlardaki aktif madde olan triklosan, cinsellik hormonlarınızı alt-üst edebilir.

4. 11,000’den fazla çocuk üzerinde yapılan çalışmada aşırı hijyenik bir ortamın egzama ve astım riskini artırdığı anlaşıldı.

5. Jain Dharma keşişleri (Hindistan’daki bir azınlık dini) elleri ve ayakları dışında hiçbir yerlerini yıkayamıyor. İnanışa göre yıkanma eylemi milyonlarca mikroorganizmanın hayatını riske atabilir.

6. Neyse ki bu insanlar keşiş.

7. İngilizce’de sabun anlamına gelen ‘soap’ kelimesinin çıkış noktası mitolojik Sapo Dağı’dır. Oradaki hayvan kurbanların yağı ve odunların külleri Tiber Nehri’ne vurunca basit bir temizlik malzemesi ortaya çıkardı. Kadınlar bu maddeyi kıyafet temizliklerinde kullanmaya başladı.

8. Eski Mısırlılar ve Aztekler, kesikleri ve yanıkları tedavi etmek için üzerine idrar sürerlerdi. İdrarın ana kimyasallarından biri olan ürenin mantar ve bakterileri öldürdüğü biliniyor.

9. İngiltere’nin orta çağ krallarından IV. Henry, şövalyelerinin ömürlerinde en az bir kere yıkanmasını istemiş. Bunu da unvanlarını aldıkları ayinsel törende yapmalarını istemiş.

10. 18.yüzyıl Londra’sında sokaklara camlardan atılan dışkılar, kentin su teçhizatlarını zehirledi ve bu yüzden insanlar cin içmek durumunda kaldı. Kim bilir, belki de bu onların bahanesidir.

11. Florida’da bir yedinci sınıf öğrencisi, fast food restoranlarındaki buz makinelerinin klozet sularından daha fazla bakteri taşıdığını kanıtlayarak okulundaki bilim projesini kazandı.

12. Yemekleri yere atma konusunda beş saniye kuralı diye bir şey olamaz çünkü bakterilerin yiyecekleri kirletmek için zamana ihtiyacı yoktur.

13. Sibirya domuz kıllarının kemiklere bağlanmasıyla oluşturulan ilk gerçek diş fırçası 1498 senesinde Çin’de yapıldı. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nda askerler için zorunlu hâle getirilene kadar diş fırçalamak Amerika’da bir alışkanlık olamadı.

14. 1935’te Northern Mendilleri kıymıksız tuvalet kâğıtlarını çıkardı. Bundan önce Eskimolar için tundra yosunu, Romalılar için tuzlu suda sünger ve Batı Amerikalılar için mısır koçanı yapılmıştı.

15. NASA, bir uzay mekiğinde kullanılmak üzere sıfır yer çekimine karşı koyabilecek bir tuvaletin tasarımına 23.4 milyon $ harcadı. Bu tuvalet için emiş teknolojisi kullanıldı.

16. 1843 senesinde Oliver Wendell Holmes Sr., hastanelerde temel temizlik için bir kampanya başlattı. Ancak bu kampanya, zamanın bazı sosyal düşünceleriyle çakıştı ve yaygın bir alaycılıkla karşılandı. Amerikalı önemli bir doğum uzmanı olan Charles Meigs, doktorların birer centilmen olduğunu ve centilmenlerin ellerinin de temiz olduğunu söyledi.

17. 17.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar Avrupa ve Amerika’da doğum yapan kadınların yaklaşık çeyreği loğusa ateşinden öldü. Bu hastalığın genel sebebi, hijyen kurallarına uymayan doktor ve hemşirelerdir.

18. Televizyon insanı öldürür. Arizona Üniversitesi araştırmacıları, hastane odalarındaki en kötü bakteri yuvalarının televizyon kumandaları olduğunu ortaya çıkardı. Tuvalet kapılarının kulplarının bile daha hijyenik olduğunu ifade eden araştırmada uzaktan kumandaların antibiyotik karşıtı Staphylococcus ürettiğini ifade etti. Staphylococcus, her yıl hastanelerde gerçekleşen 90,000 ölüme katkıda bulunuyor.

19. Başkan James Garfield’ın Charles Guiteau tarafından ateş edilen kurşun yüzünden değil, başkanı tedavi eden sağlık ekibinin kirli ellerle müdahalede bulunduğundan öldüğüne artık inanılıyor. Başkan vurulduktan üç ay sonra enfeksiyondan öldü. Üstelik sağlık ekibinin elleri gübreyle kaplıymış.

20. Gübreyle kaplı ellerin sağlık için faydalı olabileceğini kim düşündü acaba?

Zaman Hakkında Bilmediğiniz önemli bilgiler

1. “Zaman bir aldatmacadır. Öğle tatili de öyle,” diye dalga geçer ‘Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki Douglas Adams. Ancak bilim adamları buna gülmüyor. Bazı spekülatif fizik teorileri, zamanın daha temel –zamansız- bir gerçeklikten ortaya çıktığını iddia ediyor.

 2. Tüm bu laflarınızı işe geç kaldığınızda patronunuza anlatmak için saklayın. Amerikalı çalışanlar yılda 38 saat mesailerini trafik yüzünden kaçırıyor.

 3. Mart ayında saatleri neden ileri almanız gerektiğini biliyor musunuz? Gün ışığından tasarruf, Benjamin Franklin tarafından bir şaka olarak başlatıldı. Parlak yaz sabahlarında insanların daha erken kalkarak gün içinde daha çok çalışacaklarını ve mumlardan tasarruf edileceğini söyleyen Franklin’in bu önerisi 1917 senesinde İngiltere’de uygulamaya konuldu ve buradan da tüm dünyaya yayıldı.


4. Amerika’daki Enerji Bakanlığı, günışığından daha fazla faydalanılan dönemde elektrik taleplerinin 0.5 oranında düştüğünü ve yaklaşık 3 milyon fıçı yağa yakın bir elektriğin tasarruf edildiğini ifade ediyor.

5. Banka veznedarlarının değişimi, etrafta yürüyen yayalar ve konuşan postacılar göz önüne alınarak psikologlar Amerika’da en hızlı ilerleyen kentlerin Boston, Buffalo ve New York olduğuna karar verdi.

6. Hızı en düşük olanlar mı? Shreveport, Sacramento ve Los Angeles.

7. Bir saniye, günün 1/86,400’i olarak tanımlanıyordu ancak yeryüzünün dönümü tam olarak güvenilir değil. Güneş ve Ay’dan gelgitsel sürtünümler gezegenimizi yavaşlatıyor ve her yüzyıl günün uzunluğunu 3 milisaniye artırıyor.

8. Bu demek oluyor ki dinazorlar döneminde bir gün 23 saatti.

9. Hava da günleri değiştiriyor. El Nino’nun olduğu zamanlarda güçlü rüzgârlar yeryüzünün dönüşünü her 24 saatte bir milisaniyelik bir kırılmayla değiştirebilir.

10. Günümüz teknolojisi daha iyi bir yerde olabilirdi. 1972 senesinde 50 ülkeden fazla yerde atomik saatler zaman anlamında en son otorite olarak görülmüştü. Saatler o kadar net ve kesindi ki tek bir saniye kaybetmek için bile 31.7 milyon yıl gerekiyor.

11. Bu zamanı yeryüzünün azalan dönüşüyle senkronize tutmak için her birkaç yılda bir bir artan saniye eklenmek zorunda.

12. Dünyanın en doğru saati olan Colorado’daki Ulusal Standart ve Teknoloji Enstitüsü saati, cıvanın tek bir atomunun titreşimlerini dahi ölçebiliyor. 1 milyar yıl içinde bu saat tek bir saniye bile kaçırmaz.

13. 1800’lere dek her kasaba yerel güneş batışıyla senkronize edilen saatler ve kendi küçük zaman dilimine göre yaşıyordu.

14. Trenlerin ve dolayısıyla kalkış çizelgelerinin ortaya çıkmasıyla bu durum bir karmaşaya sebep oldu. Bir süre için saatlerin hem yerel saati hem de tren saatlerini söyleyebilmesi sağlandı.

15. 18 Kasım 1883’te Amerikan demiryolu şirketleri, standart zaman dilimlerinin adaptasyonunun gerçekleştirilmesini istedi.

16. Demiryolu zamanlarının farklı yerlerdeki saatleri senkronize etme gereğini ortaya çıkarması, Einstein’a zamanla mekanı birbirine bağlayan görelilik teorisini geliştirmesi konusunda ilham kaynağı olmuş olabilir.

17. Einstein yer çekiminin zamanın daha yavaş akmasına sebep olduğunu ortaya çıkardı. Dolayısıyla yeryüzünün çekiminin daha zayıf olduğu yerlere uçan uçak yolcuları, her uçuşlarında birkaç nanosaniye daha fazla yaşlanıyor.

18. Quantum teorisine göre var olabilecek en kısa dakika Planck anı olarak biliniyor ve bu zaman dilimi de 0.0000000000000000000000000000000000000000001 saniye.

19. Zaman hep bilinen bir şey değildi. Pek çok bilim adamı zamanın 13.7 milyar yıl önce Büyük Patlama’da evrendeki diğer her şeyle beraber yaratıldığına inanıyor.

20. Zamanın bir sonu olabilir. Üç İspanyol bilim adamı, genişleyen kozmosun gözlemlenen hızının, zamanın yavaşlamasından kaynaklanan bir yanılgıyla ortaya çıktığını farz ediyor. Hesaplamalarına göre zaman nihayetinde durabilir. Yine hesaplarına göre o an, her şey bir duraklama hâline gelecek.

Hiçlik Hakkında Bilmediğiniz önemli şeyler

1. Aslında bir şeyden çok hiçlik var. Evrenin yaklaşık yüzde 74’ü bir hiçlikten, daha doğrusu fizikçilerin deyimiyle karanlık enerjiden oluşuyor. Yüzde 22’lik bir karanlık madde var ve biz bunları göremiyoruz. Yalnızca yüzde 4’lük kısım baryonik madde, yani ‘bir şey’ dediğimiz şey.

2. Aslında bir şey dediğimiz şeylerin çoğunluğu bile hiçlik. Atomlarda inanılmaz derecede fazla boş yer bulunuyor. Maddenin katılığı, atomaltı partiküllerin yarattığı elektrikli alanların sebep olduğu bir yanılgı.

3. Her saniyemiz bir hiçlikle dolu. 1998 senesinde evrenin genişlemesini ölçen astronomlar, karanlık enerjinin evreni hiç durmayan bir hızla ayırdığına karar verdi. Hiçliğin keşfi –ve kozmosun kaderini belirlemedeki etkinliği- geçtiğimiz on yılın en önemli astronomik bulgusu olarak görülüyor.

4. Ancak hiçliğin bile bir ağırlığı var. Karanlık maddenin enerjisi, küçük bir kütleninkine eş.

5. Uzayda kimse çığlık attığınızı duyamaz. Mekanik bir dalga olan ses, boşlukta dolaşamaz. İçinde titreşeceği bir madde olmayınca da yalnızca sessizlik olabilir.

6. Peki ya Kramer ormana düşerse? Neyse ki ışık ve radyo dalgaları da dâhil olmak üzere elektromanyetik dalgaların içinde dolaşacağı bir araca ihtiyacı yoktur. Böylece televizyon kanalları Seinfeld’in tekrarlarını yüzlerce defa yayınlayabilir.

7. Işık boşlukta dolaşabilir fakat onu kıracak hiçbir şey yoktur. Yalnız dünyadışındaki romantiklere duyurulur: Yıldızlar uzayda göz kırpmaz.

8. Kara delikler delik ya da boşluk değildirler. Tam olarak hiçliğin karşıtıdırlar. Evrende bilinen en yoğun kütledir.

9. ‘Sıfır’ ilk kez M.Ö. 300’de Babiller’in çivi yazısı tabletlerinde bulundu. Babiller sıfırı bir belirleyici olarak kullanıyordu ( 36’yı 306 ya da 360’dan ayırabilmek için, gibi). Matematik anlamda sıfır kavramı, beşinci yüzyılda Hindistan’da geliştirildi.

10. Sıfıra bölünen sayılar hiçbir şey değildir, sıfır bile değildir. Böyle bir denklem matematiksel olarak olanaksızdır.

11. 1900’lerin başında Osmanlı Padişahı olan II.Abdülhamid’in kimya kitaplarından H2O ibaresini çıkarttırdığına dair söylentiler bulunuyor. İddialara göre sultan, bu kısaltmanın ‘İkinci Hamid bir hiçtir’ gibi bir anlam imâ ettiğine inanıyordu.

12. Ortaçağ sanatı 15.yüzyıla kadar çoğunlukla düz ve iki boyutluydu ancak Floransalı mimar Filippo Brunelleschi ufuk noktasını, hiçliğe doğru birleşen paralel hatların varlığını algıladığında her şey değişti. Bu durum, sanatta perspektifin gelişmesini sağladı.

13. Aristoteles bir zamanlar doğanın boşluktan nefret ettiğini söylemişti ki aslında kendisi de nefret ediyordu. Boşlukları sürekli reddetmesi ve düşün dünyasındaki etkileri, Batı dünyasında sıfırın kabulünü 13.yüzyıla kadar geciktirdi. Bu dönemde de İtalyan bankacılar sıfırın finansal işlemlerde son derece faydalı olduğunu fark etti.

14. Boşluk bir şeyleri içine çekmez. Boşluk, etraftaki atmosferin maddeleri içine ittiği yerler yaratır.

15. ‘Creatio ex nihilo’, yani dünyanın bir hiçlikten yaratıldığına dair olan inanç, eski mit ve dinlerde en çok kullanılan konulardan biri.

16. Bugünün teorileri evrenin bir boşluk enerjisi durumunda yani boşlukta yaratıldığını söylüyor.

17. Ancak bir fizikçi için hiçlik diye bir şey yoktur. Boş alan, görsel partiküller adı verilen partikül ve antipartiküllerle doluyor. Bu partüküller kolaylıkla şekil alıyor ve enerji koruma yasasına uygun olarak yaklaşık 10-25 saniyede birbirlerini imha ediyor.

18. Demek ki Aristoteles en baştan beri haklıymış.

19. Varlık sahnesine bir girip bir çıkan bu görsel partiküller enerji yaratıyor. Aslında, quantum mekaniklerine göre, dünyadaki tüm dinamo ve nükleer silahlarda bulunan enerji bile, bu kelimelerin arasındaki boşlukların teorik enerjisine eş değer değildir.

20. Diğer bir deyişle her şeyin teorisine hiçlik bir anahtar olabilir.

Obama Hakkında Bilmeniz gereken önemli gerçekler

ABD’de 4 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinden zaferle çıkan Amerika’nın ilk siyahi başkanı Barack Obama hakkında biliyoruz ki sürekli yeni bilgiler ediyorsunuz. Fakat onun hakkında hiç bilmediğiniz şeyler de var. İşte Obama hakkında kamuoyunun bilmediği 50 gerçek…

barack-obama-spiderman-01

• Örümcek Adam (Spider Man) ve Conan çizgiromanlarının koleksiyonunu yapıyor.
• Lisede basketbol oynarken arkadaşlarının kendisine taktığı lakap ‘O’Bomber ‘, yani ‘Bombacı‘ymış.
• Adı, Svahili dilinde ‘kutsanmış‘ anlamına geliyor.
• En sevdiği yemek, eşi Michelle’in yaptığı karides makarna.
• Acılı yemekleri seviyor.
• En sevdiği içecek, böğürtlenli buzlu çay.
• En sevdiği atıştırmalık fıstıklı çikolata.
• Babasıyla ilgili anılarını kaleme aldığı ‘Dreams from my father‘ (Babamın hayalleri) isimli kitabının sesli versiyonuyla 2006 yılında Grammy ödülünü aldı.
• 2. Dünya Savaşı sonrasında göreve gelen 6. solak başkan.
• Harry Potter serisinin tüm kitaplarını okumuş.
• Efsanevi boksör Muhammed Ali‘nin imzaladığı bir çift kırmızı boks eldiveni var.
• Gençlik yıllarında bir dondurmacıda çalışmış, bu nedenle şimdi dondurmaya tahammül edemiyor.


• Endonezya’da yaşarken köpek ve yılan eti ile kızarmış çekirge yemiş.
• İspanyolca biliyor.
• Seçim kampanyası boyunca CNN izlemek yerine spor kanallarını takip etmiş.
• Başkan olmadan sigarayı bırakacağına dair eşine söz vermiş, ancak şu ana kadar sözünü tutmamış.
• Endonezya’dayken Tata isimli evcil bir maymunu varmış.
• Egzersiz yaparken 100 kilogramlık ağırlık kaldırabiliyor.
• Üniversiteye gidene kadar kendini tanıştığı kişilere ‘Barry‘ olarak tanıtıyordu.
• En sevdiği kitap Herman Melville‘in yazdığı Moby Dick.
• 1996 yılında İngiltere’de üvey kız kardeşinin nişanlısının düzenlediği bekarlığa veda partisine katılmış, ancak bir striptizcinin sahne alması üzerine partiyi terk etmiş.
• Senato binasındaki masasında bir zamanlar Robert Kennedy çalışıyormuş.
• Eşiyle birlikte geçen sene yaklaşık 4 milyon dolar kazandılar, bu paranın büyük miktarı ise Obama‘nın kitap satışlarından elde edildi.
• En sevdiği filmler Casablanca ve Guguk Kuşu.
• Yanında sürekli, küçük bir Meryem Ana ile bir İsa biblosu ve iyi şans getirmesi için Irak’taki bir askerden aldığı bilekliği taşıyor.
• Harvard’da okuduğu yıllarda öğrencilerin hazırladığı bir takvime poz vermek için başvuruda bulunmuş, ancak poz verecek kişileri seçen ve sadece kadınlardan oluşan komite tarafından reddedilmiş.
• En sevdiği müzisyenler arasında Miles Davis, Bob Dylan, Bach ve The Fugees var.
• Eşi Michelle’i ilk buluşmalarında Spike Lee‘nin ‘Doğru Şeyi Yap‘ adlı filmine götürmüş.
• Scrabble ve poker oynamayı seviyor.
• Kahve içmiyor, alkolü de çok nadir tüketiyor.
• Politikacı olmasaydı mimar olmayı istermiş.
• Gençlik yıllarında marihuana ve kokain kullanmış.
• İki kızının hayali de Yale Üniversitesi’nde okumak. 10 yaşındaki kızı Malia aktris, 7 yaşındaki kızı Sasha ise müzisyen olmayı istiyor.
• Gençler arasında moda olan düşük bel pantolonlardan nefret ediyor.
• Okul döneminde aldığı öğrenim kredisini, ancak 4 yıl önce, kitabıyla ilgili sözleşmeyi imzaladıktan sonra ödeyebildi.
• Chicago’daki evinde 4 adet şömine var.
• Kızı Malia’nın vaftiz annesi, ünlü papaz ve siyah hakları savunucusu Jesse Jackson‘ın kızı Santita.
• En kötü alışkanlığının durmadan BlackBerry‘sini kontrol etmek olduğunu söylüyor.
• Apple Mac dizüstü bilgisayar kullanıyor.
• Aşırı derecede benzin yakan Chrysler 300 SUV model arabasını bırakarak Ford Escape Hybrid kullanmaya başladı.
• Hart Schaffner Marx markasının ortalama bin 500 dolar değerindeki takımlarını giyiyor.
• Birbirinin aynısı olan 4 çift siyah ayakkabısı var.
• Chicago’daki berberi Zarif‘e 21 dolar karşılığında her hafta saçlarını kestiriyor.
• En sevdiği televizyon dizileri Mash ve The Wire.
• Gizli Servis tarafından konuşma ve yazışmalarda kullanılmak üzere kendisine verilen kod adı ‘Renegade‘ (Kaçak).
• Beyaz Saray’a basketbol sahası kurmayı planlıyor.
• En sevdiği sanatçı Pablo Picasso.
• Endonezya’daki arkadaşlarının çoğunun ‘sokak çocukları’ olduğunu söylüyor.
• Masasında üstünde, Kenya’da yaşamın inceliğini sembolize eden, tahtadan yumurta tutan bir el biblosu var.
• Babası Kenya hükümeti için çalışan üst düzey bir ekonomistti.

Seks Hakkında Bilmeniz gereken öneli bilgiler

Stres tam bir seks düşmanı… Bir kadının orgazma ulaşabilmesi için, beynindeki korku ve kaygı merkezinin devre dışı kalması gerekiyor. Tüm hayatınızın iki haftasını öpüşmeye ayırdığınızı biliyor muydunuz? Veya aklınızı başınızdan alabilecek bir orgazmın yolunun tropik bir tatil yapmaktan geçtiğini? İşte hayatımızın en önemli olaylarından biri olmasına rağmen hakkında pek bir şey bilmediğimiz seks ile ilgili 26 ilginç bilgi…
seks gerçekleri

seks gerçekleri

1. Bilim adamları, öpüşmemizi iyi bir sevgiliyi ayırt etme isteğimize bağlıyor. Öpüşme esnasında yüzler birbirine yaklaştığından, cinsel dürtüleri uyandıran feromon hormonları devreye giriyor. Bu da, nasıl bir çocuk dünyaya getirebileceğinize dair biyolojik bilgiler veriyor.

2. Kadınlar, bilinçaltı şartlanmalara bağlı olarak, bağışıklık sistemi güçlü erkekleri tercih ediyorlar. Bu şekilde yapılan eşleşme, hayatta kalma şansı yüksek sağlıklı çocukların dünyaya gelmesini sağlıyor. Çok bilimsel ve hiç de romantik olmayan bir bilgi, öyle değil mi?

3. En uzun öpüşme rekoru bir İtalyan çifte ait. Bu maceracı çift, 2004 yılındaki Sevgililer Günü’nde tam 31 saat, 18 dakika ve 33 saniye boyunca öpüşmüş. Kazandıkları yaklaşık 20 bin TL ile ise güzel bir düğün yapmışlar.

4. Küçük notlarda ya da mesaj iletilerinde kullanılan, karşı tarafa duyulan sevgiyi ifade eden X işaretinin temelleri Ortaçağ’a kadar uzanıyor. O yıllarda okuma yazmayı bilmeyen insanlar, birine mektup yazdırdıklarında X’i sevgi gösteren bir tür imza olarak kullanıyorlarmış.


5. Kimi kadınlar ve erkekler hiç dokunmadan veya dokunulmadan, kimi kadınlar ise sadece göğüslerine dokunulduğunda orgazma ulaşabiliyorlar.

6. Yanağa kondurulan bir öpücük yüzünüzdeki iki kası çalıştırırken, ateşli bir öpüşme tam 34 kası birden çalıştırıyor.

7. Amerika’da yapılan bir araştırma, erkeklerin çoğunun hiç öpüşmeden bir kadınla birlikte olabileceklerini gösteriyor. Kadınların ise sadece yüzde 14′ü öpüşmeden sevişmeyi kabul ediyor.

8. Yeni evli çiftler arasında yapılan bir anket, erkeklerin yüzde 20′sinin dizleri üzerinde evlenme teklif ettiğini, yüzde altısınınsa bu önemli teklifi telefonda yaptığı sonucunu ortaya koymuş.

9. Çok yaygın bir inancın ve bazı erotik filmlerin tersine, çoğu erkekte meninin vücuttan çıkışı dökülme şeklinde oluyor.

10. Beynimiz, karanlıkta birbirimizin dudaklarını bulmaya yardımcı nöronlara sahip.

11. Hayvanların da kavga ettikten sonra biz insanlar gibi öpüşerek barıştıklarını biliyor muydunuz?

12. Şempanzeler ise kavga ettikten bir süre sonra birbirlerine sarılıyorlar.

13. Yunanca kökenli “Gymnazium” kelimesi, çıplak şekilde egzersiz yapmak anlamına geliyor.

14. Erkeklerin yüzde 50′si yatakta ateşli bir seansa geçmeden önce uzun uzun öpüşmeyi tercih ederken, kadınların bu konudaki yüzdesi ise 33′te kalıyor.

15. Seks, kişiyi mutlu etmenin dışında biyolojik bazı yararlar da sağlıyor. Düzenli seks hayatı olmayan erkeklerin spermleri çocuk sahibi olma aşamasında bazı anomalilere yol açabiliyor.

16. Uzmanlar, sperm üretiminin mastürbasyon ile rutin olarak tetiklenmesini öneriyorlar.

17. Eğer bir dakikalık öpüşme sırasında 109 kilo kalori kaybediyorsak neden boşu boşuna spor yapalım ki?

18. Suyun altında gerçekleşen en uzun öpüşme 2 Nisan 1980′de Tokyo’da olmuş ve iki dakika 18 saniye…

19. İnsanların yaklaşık yüzde 10′u bırakın öpüşmeyi, yıllarca dudaklarını bile birbirine değdirmiyor!

20. Erkeklerin yaklaşık yüzde 68′i iyi öpüştüğünü iddia ediyor. Kadınların ise sadece yüzde 56′sı kendine bu konuda güveniyor.

21. Orgazmdan hemen önce klitoris kendisini kasarak, adeta saklıyor.

22. Sağ elini kullanan erkeklerin çoğunluğunun sol testisi sağdakinden kısa.

23. Cilt testleri, öpüşmenin dermatit denilen ve kızarıklıklar ile bazı lekelere yol açan bir cilt hastalığına iyi geldiğini gösteriyor.

24. Sıcak havalar orgazmın gücünü artırıyor. Bu da, dünyanın tropik bölgelerinde sevişmenin insanlara neden cazip geldiğini açıklıyor.

25. Araştırmalar, kadınların orgazmı sırasında vajinalarında harekete geçen kasların sadece klitorise kan pompalamadığını, ayrıca partnerlerinin penisine giden bazı damarları da sıkıştırdığını gösteriyor. Bu da ereksiyonun uzamasını sağlıyor.

26. Aşk romanları okuyan kadınlar, hayatları boyunca okumayanlara göre iki kat daha fazla seks yapıyorlar.

Beatles Hakkında Bilmediğiniz detaylar önemli bilgiler

4 yıllık bir çalışmanın ardından Beatles’ın bütün albümleri teknolojinin yardımıyla elden geçirilerek geçen hafta yeniden piyasaya sürüldü. Tüm zamanların en çok satan adamları için sonuç yine muhteşem oldu. 14 albümün tamamı ilk haftadan 2.7 milyon sattı. İlk defa bir grubun 14 albümü birden ilk 40″ta yer alıyor. Bu vesileyle işte size Beatles hakkında bilmediğiniz 40 şey!

rock-band-beatles
1 – Grubun en kokoşu John Lennon‘dı. Çocukken bir midillisi bile vardı.

2 – Paul McCartney özel bir hastanede doğan tek Beatle. Çünkü annesi Mary, Liverpool’daki Walton Hastanesi‘nde hemşireydi.

3 – Cartney’nin annesi 1956″da, Paul 14 yaşındayken öldü. Yazdığı ilk şarkı olan I Lost My Little Girl annesini anlatıyordu.

4 – Ringo Starr 13 yaşındayken zatülcenpe yakalandı. İki yıl hastanede yattı.

5 – Harrison 16 yaşındayken ailesini Avustralya, Kanada veya Malta’ya göç etmeleri konusunda ikna etmeye çalışmıştı.

6 – Ergenlik dönemlerinde McCartney ve Lennon partiler düzenlerdi.

7 – Lennon ve McCartney, kendisini Mesih zanneden bir adamın hikâyesini anlatan Pilchard adlı bir tiyatro oyunu yazmayı denemişlerdi.

8 – Grubun ismi birçok kez değişti: Beatals, The Silver Beats, The Silver Beetles, The Silver Beatles ve sonunda Beatles.

9 – McCartney’ye göre eğer İngiltere’de zorunlu askerlik 1960′ta sona ermeseydi Beatles kurulamayabilirdi.

10 – Hamburg”daki bir konserde Lennon ve basçı Stuart Sutcliffe izleyicilerine “Naziler” diye bağırmışlardı.

11 – Plak şirketi Parlophone‘un yetkilileri, Beatles’ın çıkış parçası Love Me Do‘yu ilk duyduklarında hiç beğenmemişlerdi.

12 – Please Please Me şarkıları hit olduktan sonra bile turnelerde grup üyeleri otel odalarını paylaşmak zorunda kalmıştı. Lennon Harrison’la, McCartney Starr’la kalırdı.

13 – John F. Kennedy’nin suikastını doğru tahmin eden bir falcı Beatles’a Ağustos 1964′te bindikleri Denver uçağının düşeceğini ve hepsinin öleceğini söylemişti. İnanmadılar.

14 – 1964′te Dallas’ta kaldıkları bir otelin hizmetçisi grup üyelerinin oda numarasını söylemediği için hayranlar tarafından kaçırılmıştı.

15 – Grup, 11 Eylül 1964′te Jacksonville Florida‘da seyirciler siyah ve beyaz olarak ayrılırsa konsere çıkmayacaklarını söylemişti.

16 – Bir girişimci Beatles’ın Kansas’ta kaldığı otelin yastıklarını çalmış, 160 bin parçaya bölerek, tanesini 1 dolardan satmıştı.

17 – 1964′te Beatles, kapanış saatinden sonra ünlü Harrods mağazasında alışveriş yapma imkânı tanınan tek gruptu. O dönemde bu imtiyaz Kraliçe”ye bile verilmemişti.

18 – 1966′da Beatles’ın New York Shea Stadyumu’nda verdiği ikinci konsere ilgi azdı. Satılmayan bilet sayısı 11 bin adetti.

19 – Yesterday parçasına cover yapan gruplar şöyle: Count Basie, Joan Baez, Leann Rimes, Boyz II Men, Cilla Black, Band of The Irish Guards, Placido Domingo, Wet Wet Wet, The Walker Brothers, Arthur Millard.

20 – Hey Jude parçasının stüdyo kaydı sırasında Ringo Starr tuvalete gitti. McCartney bunun farkına varmadan parçayı söylemeye devam etti.

21 – Hey Jude herkesin hoşuna giden bir parça değildi. Arka vokallere eşlik etmesi istenen bir orkestra üyesi “Bu berbat McCartney parçası için el çırpacak değilim” deyip stüdyoyu terk etmişti.

22 – Lennon, Ocak 1969′da Disc dergisine verdiği bir röportajda Beatles’ın finansal durumunu şu sözlerle ortaya çıkarmıştı: “Bankada 50 bin pound’ım var, o kadar.”

23 – 1969′da John Lennon, Yoko Ono’yla evlendi ve ismini John Ono Lennon olarak değiştirdi.

24 – Lennon 1969′da İskoçya’da yaptığı bir kaza sonucu haşatı çıkan arabasını bir sanat eseri olarak Tittenhurst Park‘taki malikânesinin bahçesine koydu.

25 – Yoko Ono ve George Harrison arasındaki en fena tartışma, Ono’nun Harrison’un bisküvisinden izin almadan yemesinden sonra çıktı. Harrison, Ono’ya “Bu kaltak!” diye bağırınca Lennon araya girdi.

26 – Lennon, Plastic Ono grubunun çıkış parçası olan Cold Turkey‘yi önce Beatles’a teklif etmişti. Beatles şu anda single çıkarmak için doğru zaman değil diyerek reddetti.

27 – Ringo Starr, McCartney”yi tam da Let It Be ile aynı anda solo albüm çıkarması için ikna etmeye gitti. McCartney, Starr’a bas bas bağırdı ve evinden kovdu.

28 – Beatles”ın dağılma haberini 10 Nisan 1970‘te Paul McCartney dünyaya duyurdu. Lennon ise “Grubu ben kurdum, ben dağıttım” diye ayrı bir açıklama yaptı.

29 – McCartney 1971′de Melody Maker dergisine Lennon ve Yoko Ono ikilisinin hiç de cool olmadığını söylemişti. Bunun üstüne Lennon dergiye yazdığı mektupta McCartney’ye şöyle cevap verdi: “Eğer biz cool değilsek, sen nesin?”

30 – 1972′de Beatles Fan Club kapandı. 11 yıl içinde üyeler 80 binden 11 bine düşmüştü.

31 – Lennon ve McCartney 28 Mart 1974′te Los Angeles’ta bir jam session sırasında son kez aynı sahneyi paylaştı. O gece yanlarında Stevie Wonder, Harry Nilsson ve bolca kokain vardı.

32 – Keith Moon’un şoförü Dougal Butler, McCartney ve Lennon’un yan yana son fotoğrafını çeken kişi.

33 – Grup dağıldıktan sonra McCartney ve Lennon iki şarkı konusunda kavga etti. McCartney “In My Life”ı ben yazdım diyordu, Lennon ise “Eleanor Rigby”yi…

34 – 1976′da ortaya çıkan Kanadalı grup Klaatu‘nun yeniden birleşen Beatles olduğu sanılmıştı. Klaatu üyelerinin yüzlerini saklaması dedikoduları alevlendirmişti.

35 – Amerikalı organizatör Sid Bernstein 1976′da gruba yeniden bir araya gelmeleri için 50 milyon pound teklif etti. McCartney “Yapabiliriz de yapmayabiliriz de” demişti. Yapmadılar.

36 – Nisan 1976′da Lennon ve McCartney, Lennon’ın New York’taki evinde oturmuş Saturday Night Live programını izliyorlardı. Programın yapımcısı canlı yayında eğer yeniden bir araya gelirlerse Beatles üyelerine 3 bin dolar veririm diye şaka yaptı. Lennon ve McCartney taksiye atlayıp programa giderek sürpriz yapmayı düşündüler ama yapmadılar.

37 – Beatles üyeleri Lennon’un öldürülmesine farklı tepkiler verdi. McCartney önce “Bu da sıktı artık” dedi, sonra “Şoktaydım ne dediğimi bilmiyordum” diye açıklamasını değiştirdi. Harrison donup kaldığını açıklarken, Ringo Star ilk uçakla New York”a, Yoko Ono”ya destek olmaya gitti.

38 – Liverpool’un Stanley sokağındaki Eleanor Rigby heykelini 1982′de şarkıcı Tommy Steele yapmıştı.

39 – 2008′de Billboard dergisi Beatles”ı tüm zamanların en çok satan grubu seçti. Madonna, Elton John, hatta Elvis Presley onların da gerisinde kaldı.

40 – Beatles Rock Band adlı bilgisayar oyunu Haziran 2009′da piyasaya çıktı. McCartney konuyla ilgili şunları söyledi: “Bir gün android olacağımızı hangimiz tahmin edebilirdik ki?” (Q dergisinden derlenmiştir.)

Balık Hakkında Bilmediğiniz Gerçekler detaylı bilgi

Bir Kanada atasözü “genç ve dinç kalmak için yüzen besinler yeyin” der. Damağının tadına düşkün, iyi beslenmeyi seven bazı kimseler ise, ülkemizde bu söze paralel olarak, “Denizden babam çıksa yerim” sözünü mütemadiyen dile getirirler.

Üç yanı denizlerle çevrili Türkiye balık yönünden olduğu kadar balık çeşitleri yönünden de zengindir. Yazık ki, bu değerli ürün daha çok kıyı insanlarınca tüketilmektedir. İç Anadolu ve Doğu Anadoluda ırmaklar ve göller tatlı su balığıyla dolu olduğu halde bu bölgelerin insanları balık yeme alışkanlığını henüz edinemediler.

balik

Balığın Yararları:
• Balıkta başta fosfor olmak üzere, iyot, demir ve kalsiyum gibi madensel tuzlar ve A, D ve B on iki vitaminleri bulunur. Bu özellikleriyle balık:
• Bedene güç ve enerji verir,
• Zihin yorgunluğunu giderir,
• Yapısındaki demir sayesinde kan yapar,
• Balıktaki kalsiyum kemiklerin büyümesini sağlar ve özellikle çocukluk çağlarında gelişmeyi kolaylaştırır,
• Çok gerekli madensel tuzlardan biri olan iyot, vitaminlerin ve diğer madensel tuzların özümlenmesini sağlar.

Erkeğin Cinsel Gücünü Arttırır, Kadını Güzelleştirir:
Balıkta bol miktarda fosfor bulunur. Fosfor erkeğin cinsel gücünü arttırır, Çin nüfusunun bir milyarı aşmasının nedenlerinden biri de Çinlilerin balığa düşkün olmalarıdır. Fosfor, öte yandan, kadın cildini de güzelleştirir. Fosforla beslenen kadın aşk elektriği yayar. Bilimsel incelemelere göre, kadının bedeninde erkeği çeken büyüleyen bir aşk ışığı yayılır. Pervane ateşin yöresinde nasıl dönerse erkek de bu ışığın cazibesine kapılır. Fen, kadın bedeninden yayılan aşk elektriğini ve ışığını inceleyip özel feir fotoğraf camına geçirmiş ve ona (N) ya da Charpantier ışığı adını vermiştir. Fosforla beslenen kadınlar daha çok aşk elektriği yayarlar. Balıkta bulunan D vitamini ayrıca kadına döl bereketi sağlar ve onun doğum gücünü arttınr.

Balık Gözün Cilasıdır:
Balık etinde bulunan A vitamini gözlere kuvvet verir. Çok balık yiyenler yaşlılıklarında bile görme rahatsızlığı çekmezler.

Nasıl Alacaksınız:
Tazesi çok yararlı olduğu halde, bayatı da hayatı tehdit edecek kadar tehlikelidir. Balık satın alırken şu hususlara dikkat edin:
1- Balığı güvendiğiniz balıkçıdan alın.
2- Gözlerine iyice bakın. Taze balığın gözleri canlı ve siyahtır.
3- Taze balığın göz bebekleri dışa doğru bombelidir. Bayat balığın ise gözbebekleri çökmüştür, gözleri mat ve donuktur.
4- Elinizi etine bastırın. Taze balığın eti sert, bayat balığın eti yumuşaktır.
5- Taze balığın derisi kaygan bir jelatin sıvısıyla kaplıdır. Bayat balığın derisi kurudur. Solungaçları kiremit rengindedir..
6- Balığı koklayın. Kokusu ağır ise balık bayattır.
7- Buzluklarda bekletilmiş balıklar sizi yanıltabilir, onun da eti serttir. Bu takdirde yapacağınız şey balığın gözlerine bakmaktır. Gözleri donuk ve gözbebekleri çökükse bilin ki buzhanede bekletilmiştir.
8- Özellikle İstanbul’daki seyyar balıkçıların bazıları kovaya ya da leğene bayat balık koyup içine de bir iki canlı balık atıyorlar. Canlı balıklar suyu dalgalandırdıkça ötekiler de canlıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu oyuna gelmeyin.

Bütçenize Göre Değerlendirin:
Yukarda hangi balıklann hangi aylarda daha çok bulunduğu ve daha lezzetli olduğunu belirttik. Sofranızı hazırlarken verdiğimiz bilgileri bütçenize göre değerlendirin. Balık çok çıktığı zaman ucuz, az çıktığı zaman pahalıdır. Buna rağmen özellikle kalkan, barbunya, kırlangıç, pisi, dil, çupra, kılıç, yayın, alabalık gibi beyaz etli, dip sularda yaşayan balıkların avlanması güç, miktarı da her zaman azdır. Bu yüzden beyaz etli balıklann fiyatından daha yüksektir.

Balık miktarını etkileyen tek faktör avlama güçlülüğü değildir. Başta kalkan olmak üzere bazı balıkların soyu denizlerimizde tükeniyor. Bu yüzden de her mevsimde soyu tükenmiş balıklar yüksek fiyatla satılıyor.

Dikkate almayacağınız ama son derede önemli olan şeyler hakkında önemli bilgiler

Birçok şey biliyorsunuz, birçok şeyi bildiğinizi ve hatta birçok insandan daha iyi bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Peki ya, bunları biliyor musunuz?

Aardvarks

» Karada yaşayan hayvanlardan,en iri ve en güçlüsünün fil olduğunu,

» Sıçan ve farelerin 10 memelerinin olduğunu ve bunların dördünün göğüste, altısının da kasıkta bulunduğunu,

» Okyanus kaplumbağasının hiçbir şey yiyip içmeden 1 yıl yaşayabileceğini, ömürlerinin ise 200 yıl olduğunu,

» Bir okyanus kertenkelesinin (iguana’nın) su altında hiç nefes almadan yarım saat durabildiğini,

» Arı kuşlarının saniyede yaklaşık 60-70 defa kanat çırptığını,

» Bir timsahın su altında hiç nefes almadan 4-5 saat kalabildiğini,

» Timsahların güneşe çıktıklarında rahatlamak için ağızlarını açtıklarını,

» Köpekbalıklarının, yiyecekleri canlının titreşimlerini tam 100km öteden hissettiklerini,

mbn_shark_wideweb__470x321,0

» Somon balıklarının üremek için 100 km yol katettiklerini,

» Kuşlar içinde en büyük yumurtanın deve kuşu yumurtası olduğun ve bu yumurtaların yaklaşık 1,5 kg ağırlığında olduğunu,

» Günümüzden 700 yıl önce soyu tükenen fil kuşlarının yaklaşık 12 kg ağırlığında yumurta yumurtladığını,

» Gülmek için 17, kaşlarımızı çatmak için 42 kasımızın çalışması gerektiğini,

» En küçük yumurtanın aynı zamanda en küçük kuş olan sinek kuşuna ait olduğunu, bu kuşların yumurtalarının yarım gramdan daha hafif ve bir buğday tanesinin yarısından daha küçük olduğunu,

» Çiğ yumurtayı elimizle döndürüp tekrar tuttuğumuzda içinin döneceğini,

» Dünyanın en büyük çiçeğinin Endonezya’daki yağmur ormanlarında yaşayan Raflezya adındaki çiçek olduğunu ve bu çiçeğin çapının 1 metreden fazla olduğunu,

» Bazı bitkilerin et yediklerini, sinek kapan bitkisinin yapraklarının dokunulduğunda hızla kapandığını ve bu bitkinin yaprağına konan böceklerle beslendiğini,

» Dünya’nın en uzun ağaçlarının Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde yaşayan sahil sekoyaları olduğunu, bu ağaçların yaklaşık 2000 yıl yaşadıklarını ve ağırlıklarının 500 tonu bulduğunu,

» Sahil sekonyalarının yakın akrabası olan ve 90-95 metre boya ulaşabilen dev sekonyaların ise 3000 yıldan fazla yaşadıklarını,bu ağaçların en uzunun 112 metre boyunda olduğunu,

» Dünyanın en yaşlı ağacının Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde yaşayan bir kara çam olduğunu ve bu ağacın 4.600 yaşında olduğunu,

» Ağaçların büyürken gövdelerinin her yıl genişlediğini, bu genişlemelerin gövdeye her yıl bir halka kazandırmış olduğunu ve bu halkaların sayılarak ağacın yaşının bulunabilineceğini,

» Ihlamur ağacının odunu en hafif odunlardan biri olduğundan model uçaklar gibi hafif olması istenen eşyaların ıhlamur kerestesinden yapıldığını,

» Kestane ağacının kerestesinin yaklaşık 500 yıl dayandığını ve Karadeniz Bölgesinin tarihi evlerinin bu kerestelerden yapıldığını,

» Dünya’nın yedi harikasından biri olan Babil şehrindeki asma bahçelerinin, zamanına göre çok ileri sulama yöntemleriyle o hale geldiğini,

» Bütün kar tanelerinin altıgen olduklarını, her yağışta düşen milyarlarca kar tanesinden hiçbirinin diğerine benzemediğini,

» Bugüne kadar görülen en büyük dolu tanesinin 19 cm çapında olduğunu ve bunun yaklaşık bir futbol topu büyüklüğüne eşit olduğunu,

» Gökyüzünün mavi görünmesinin nedeni atmosfer olduğunu, atmosferdeki tozların ve su damlacıklarının mavi rengi daha çok yansıttıkları için gökyüzünün bu renkte olduğunu, Uzayda ise Güneş ışığını renklerine ayırıp bunlardan birini yansıtacak her hangi bir madde olmadığı için Uzayın siyah renkte olduğunu, eğer Ay’da yaşasaydık gökyüzüne baktığımızda gökyüzünü siyah göreceğimizi,

» En çok yağış alan yerin Hawaii adasındaki bir dağ olduğunu, buraya yılda 350 gün yağmur yağdığını,
Atakama - Şili

Atakama - Şili

» En az yağış alan yerin Güney Amerika kıtasındaki Şili’nin Atakama Çölü‘ndeki bir bölge olduğunu,buraya 1971 yılında yağan yağmurdan önce 400 yıl hiç yağmur yağmadığını,

» Bugüne kadar ölçülen en yüksek rüzgar hızının ABD’nin Teksas eyaletinde görülen bir hortum olduğunu ve bu hortumda 450 km/saat hızında rüzgarlar oluştuğunu,

» İpek ticareti için Avrupa’dan Çin’e gidip gelen kervanların yüzyıllarca kullandıkları aynı yolun İpek yolu olduğunu,

» Arıların buldukları çiçeklerin yerlerini diğer işçi arıların arı dansı denilen bir işaret dili ile anlattıklarını, bu dans sırasında yapılan hareketlerin çiçeğin uzaklığını ve yönünü anlattığını…

Kediniz Hakkında Bilmeniz Gereken 17 Şey detaylı bilgi

1. Kedinizin ön patilerinde beş, arka patilerinde dört parmak vardır. Tabii kediniz polidaktil değilse. Polidaktil fazladan parmak sahibi olmak anlamına gelmektedir. Boston, Amerika’daki polidaktil kedilerin sayısının fazla olması 8 parmaklı kedilere Boston Parmak Kediler adının verilmesine sebep oldu.

2. Kediniz eski Mısır’da doğmuşsa Mısırlılar onu cesetleri sıçan ve diğer haşaratlardan korumak için kullanmış olabilir.

3. Kediniz eski Mısır’da yeterince uzun bir süre durmuşsa Mısırlılar ona tapmaya başlamış bile olabilir. Hatta ileri gidip ölümünden sonra mumyalamış olmaları olasılığı bile var.

4. Kediniz tatlı şeylerin tadını alamaz. Çünkü bir kedinin tat alma duyuları şekerin farkına varamaz.

5. Aslında kedi kumu kumdan yapılıyordu ancak daha sonra kilin daha emici olduğu keşfedildi.

6. Isaac Newton kedi kapısını yaratan isimdir.

7. Kediniz geceleri görebilir. Kediler, insanlar için gereli olan ışık seviyesinin altıda birinde dahi görebilir.

8. Dwight D. Eisenhower (İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan ordusu kumandanı) ve Adolf Hitler (İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi lideri), kedilerden nefret eden iki ünlü isim.

9. Robert E. Lee (İç savaş sırasında güney kısmın kumandanı) ve Abraham Lincoln (İç savaş sırasında kuzeyin lideri), kedileri seven iki ünlü isim.

10. Abraham Lincoln’den bahsetmişken, kendisi aynı zamanda Beyaz Saray’da dört kedi beslemiştir.

11. Kediniz çalışan bir dizel motorla aynı frekansta mırlar. Bu da saniyede 26 mırıltı anlamına gelir. Hint domuzları, tavşanlar, sincaplar, lemurlar, filler ve goriller de mırıldayan hayvanlar arasındadır.

12. Kedinizin kulakları ultrasonik sesleri duyabilir. Bu ses biçimini sıçanlar iletişim kurabilmek için kendi aralarında kullanır. Kediniz bu sesleri duyabilir fakat köpekler ve insanlar duyamaz.

13. Kediniz bir aralıktan geçip geçemediğini anlayabilmek için bıyıklarını kullanır. Ayrıca köprücük kemiği başka hiçbir kemiğe bağlı değildir; yalnızca bir kasın üzerine oturur. Böylece dar alanlardan daha kolay bir biçimde geçebilir.

11cats600_1

14. Kediniz nefes alırken de verirken de gırtlağından hava geçirerek hiç durmadan mırıldar.

15. Torin olmasa kediniz kör olurdu. Torin, çoğu hayvanın kendi kendine üretebildiği bir amino asittir fakat kediler bunu yemeklerinde almaya ihtiyaç duyarlar. Hemen telaşlanmayın. Kedi mamalarında bu amino asit bulunur.

16. Nicola Tesla’yı kedisi çarptı. Çocukken Nicola Tesla, sevgili kedisi Macak’ın onu statik elektrikle şoklamasının ardından elektriğin gizemlerini öğrenmeye karar verdi.

17. Kediniz saatte 48 kilometre hızla koşabilir. Bu durumda Usain Bolt’a ne olur?

Mükemmel bir akapella dinle hakkında bilgi

Mükemmel bir akapella

Ölümle Burun Buruna detaylı bilgi

Japonya’da 100 metre yüksekliğindeki donmuş bir şelaleye tırmanan 2 maceracı, buzların düşmeye başlamasıyla ölümle burun buruna geldi.

Albert Leichtfried ve Markus Bendler adlı Avusturyalı dağcılar, Shiretoko Yarımadası’ndaki donmuş şelaleye tırmanırken, buzların çözülmemesini ümit ediyordu.
Ancak güneşli havanın etkisiyle çözülmeye başlayan buzlar, tırmanışın ortalarına doğru bir anda Bendler ve Leichtfried’in üzerlerinden düşmeye başladı.

Gençlerle birlikte tatile çıkan Hermann Erber adlı fotoğrafçı da, olay anını böyle görüntüledi.

Oldukları yerde birkaç dakika boyunca bağlı oldukları iplere sıkıca tutunan genç dağcılar, buzların düşmesi bitince hızlı bir şekilde inişe geçti.

Leichtfried, tırmanışlarının başarısız olmasına karşın, arkadaşı ve kendisine bir zarar gelmeden bitmiş olmasından son derece memnun olduğunu söyledi.

Bisiklet İle Çift Geri Takla hakkında detaylı bilgi

Mükemmel bir gösteri ve bu adam bunu yapmak için çıldırmış olmalı çünkü en ufak bir hatası boynunun kırılmasına yol açabilir.

Makaslardan Yapılan Örümcekler detaylı bilgi

Christopher Locke, Ulaşım Güvenliği İdaresi’nce havaalanında yolcuların el konulan makaslarını kullanarak bu örümcek figürlerini yapmış. Bu figürler 150 dolar civarında bir fiyata satılıyor eğer ilgileniyorsanız.

Leonardo Da Vinci Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey detaylı bilgi

1. Leonardo, bir köylü olan Caterina ve avukat olan Ser Piero’nun aşk evliliğinden doğma çocuğuydu. Evde eğitim gördü ve Yunanca, Latince temel eğitimini almadı.

2. Lir çalgısını başarıyla çalabiliyordu. Milan sarayına ilk tanıtıldığında bir ressam ya da mucit değil, müzisyendi.

3. Leonardo, Floransa memurları tarafından kışkırtılan oğlancıları güçlükle dövmüştür.

4. 1 numaralı Mona Lisa teorisine göre modelin tebessümü gizlice hamile kaldığını ifade ediyor.

5. 2 numaralı Mona Lisa teorisine göre Leonardo resmini çizerken onu eğlendiren müzisyen ve hokkabazlar sahiden de çok başarılıydı. (Bir başka teoriye göre de Mona Lisa tablosu aslında Leonardo’nun kendini çizdiği bir tablo.)

6. Columbia Üniversitesi sanat tarihçisi James Beck, ‘Ay’ın yeşil peynirden yapılmadığından ne kadar eminsem, bu tablonun da gizli bir Leonardo olmadığından o kadar eminim,’ diyerek bu iddialara karşı çıkıyor.

7. Ancak tuhaf bir biçimde Leonardo geride kendine ait hiç resim bırakmamış.

8. Amsterdam Üniversitesi ve Illinois Üniversitesi araştırmacıları, Mona Lisa’nın mutluluk oranını hesaplamak için yüz tanımlama software’i kullandı. Buna göre Mona Lisa yüzde 83 mutlu, yüzde 9 nefret dolu, yüzde 6 korkulu ve yüzde 2 kızgın.

mona lisa

9. Bill Gates Codex Leicester’ı 1995 senesinde 30 milyon dolara satın aldı. Avrupa’da yer almayan bu tek el yazmasında da Vinci’nin hidrolik ve suyun hareketleri üzerine yaptığı çalışmalar yer alıyor.

10. Leonardo suda yüzen kar ayakkabıları, sualtı keşifleri için nefes alma aygıtı, can yeleği ve dalgıç çanı planları yapmıştır. Suyu sevdiği oldukça belli, değil mi?

11. Gökyüzünün neden mavi olduğunu açıklayan ilk kişi Leonardo’dur. (Sebep havanın ışığı dağıtma biçimi).

12. Yeni ay hâlindeki ayın neden güçlükle görülebilir olduğunu da o keşfetmiştir. Gece görülen kısmı yeryüzünden yansıyan ışıkla aydınlanmaktadır ve bu da burada dolunayın görünmesinden 50 kat daha parlaktır.

13. İki elini de kullanabilen ve paranoid disleksi olan Leonardobir eliyle geriye doğru yazarken diğer eliyle ileri doğru yazabiliyordu. Bu da başkalarının okumakta güçlük çektiği aynamsı bir görüntü yaratıyordu. Leonardo’nun amacı da bunların anlaşılamamasıydı.

14. Louvre Müzesi, Mona Lisa’nın yeni bir sergi kutusuna alınabilmesi için tam 5.5 milyon dolar ödedi. Sergi camekanı bir duvarın içinde yer alıyor.

15. Ağustos 2003’te da Vinci’nin Madonna of the Yarnwinder (İplik Eğiren Meryem) isimli 65 milyon dolarlık tablosu, İskoçya’daki Drumlanrig Kalesi’nden çalındı. Turist gibi rol yapan iki adam, daha sonra bir Volkswagen Golf’e binip kaçtı.

16. Leonardo zırhlı bir araba, tırpanlı bir savaş arabası, kazık aracı, dönen vinç, bir çıkrık, lagün tarağı ve bir de uçan gemi tasarlamıştır.

17. Aralık 2000’de gökyüzü dalgıcı Adrian Nicholas, Leonardo’nun tasarımlarından birinden yapılmış paraşütünü kullanarak Güney Afrika’ya indi.

18. Kadavraları parçaladıktan sonra Leonardo kasların yerine ipleri koyarak nasıl çalıştıklarını anlamaya çalışıyordu.

19. Kelime oyunlarını çok sevdiğinden Folio 44’te ve Codeks Arundel’de erkek üreme organına tekabül eden pek çok kelime bulunmaktadır.

20. Nehir erozyonu araştırmaları, yeryüzünün İncil’de ima edilenden daha yaşlı olduğuna ikna etti. Düşen deniz seviyesinin (yani Nuh tufanının değil) deniz fosillerini dağlarda bıraktığını öne sürdü.

Obezite Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey detaylı bilgi

obesity

1. Çocuk emniyet koltukları üreticileri, yakın zamanlarda yapılan bir araştırma sonucunda 6 yaş ve altı 250,000’den fazla Amerikalı çocuğun bunları kullanamayacak kadar şişman oldukları ortaya çıkınca daha büyük koltuk modelleri yapmaya başladı.

2. Yale Üniversitesi Yemek ve Obezite merkezinde yapılan bir .çalışmaya göre obezite üzerine internette yapılan bir ankete katılan 4,000 kişinin neredeyse yarısı, şişman olmaktansa ömürlerinin bir yılını feda etmeyi tercih edeceklerini söyledi.

3. Yüzde 15 ile 30 arası ise, obez olmaktansa evliliklerini bırakabileceklerini, çocuk yapma olasılığından vazgeçebileceklerini, depresyona girebileceklerini ya da alkolik olabileceklerini söyledi.

4. Yüzde 4-5 arası kesimse aşırı kilolu olmaktansa bir uzuvlarını kaybetmeyi ya da kör olmayı tercih edebileceklerini söyledi.

5. 1991’den 2000’e Amerikalılar’ın ortalama ağırlığı yaklaşık 4 kilo arttı.

6. 2004’te Federal Havacılık Yönetimi, ortalama erkek kilosunu 77 kilodan 83 kiloya çıkardı.

7. Havayolları 2000 senesinde yolcularından gelen ek ağırlığı karşılayabilmek için kullandıkları 350 milyon galonluk yakıta 275 milyon dolar harcadı. Artık uçakta yapılan ikramların neden kısıtlandığını tahmin edebiliyorsunuzdur.

8. On seneden fazla bir süre öncesinde şu an 544 kilo (beş yavru fil ağırlığına eşit) olan ve son birkaç yıldır yatağa bağlı yaşayan Manuel Uribe, eşi tarafından terk edildi. Kadının korkusu, Uribe’nin sürekli genişleyen bedeniydi.

9. 2002 senesinde Virgin Atlantic, Galler’den Barbara Hewson’a 24,100 dolar ödedi, çünkü Atlantik’in aşıldığı bir uçuşta yanına oturan obez bir yolcu onu ezmişti. Barbara’nın göğsünde kan pıhtılaşması oldu, bacak kasları yırtıldı, siyatik oldu ve bir ay boyunca yataktan kalkamadı.

10. Duke Üniversitesi Tıp Merkezi, tüm bedenlerinin yüzde onunu kaybeden kadın ve erkeklerin cinsel hayatlarının daha iyi gittiğini söylediklerini tespit etti.

11. Obezite, önlenebilir ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Birinci sıradaysa tütün var.

12. Gaziler Kurulu’na göre, kurumdan sağlık harcamalarını alan 7.5 milyon gazi, yani toplamın yüzde 70’inden fazlası aşırı kilolu, yüzde 20’si de körlük, ampütasyon, böbrek ve kalp sorunlarına yol açabilecek diyabet problemleriyle karşı karşıya.

13. İki sene önce Hardee fast-food restoranları 1,420 kalorilik ve 107 gramlık ‘Canavar Kalın Burger’i tanıttı. İçinde Angus sığır eti, dört parça domuz eti, üç dilim peynir ve mayonez bulunuyor.

14. Çikolatalı ıslak kek, Cajun fındık, tatlı patates ezmesi, kızarmış karides ve kedi balığı, Mississippi, Amerika çıkışlıdır. Aynı zamanda ülkenin en şişman insanları da buradandır. Yetişkin Mississippililer’in yüzde 25’inden fazlası obez. Bu bir tesadüf olabilir mi?

15. Yakın zamanda yapılan araştırmalara göre obezite uykunuzun kaçmasına sebep olabiliyor.

child-obesity

16. Diğer taraftan uykusuzluğun da obeziteye sebebiyet verebileceği söyleniyor.

17. Bu bir kısır döngü olmalı.

18. Arizona’dan Aborjinler ve Pima yerlileri, Batı yaşam tarzına geçtikten sonra obezite, ikinci tip diyabet ve hipertansiyon hastalığını ortaya çıkarmışlardır.

19. Ölümcül obez olan tüm Amerikalılar bir eyalette yaşasaydı nüfus oranı en yüksek 12.eyalet ortaya çıkmış olurdu ki bu Virginia’dakinden bile daha fazla insan demek.

20. 2003 senesinde yapılan bir çalışmaya göre her sınıftan gelen New York kenti ilköğretim öğrencilerinin yüzde 21’i obez.

Uzayda Yaşam Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey detaylı bilgi

1. Neredeyse tüm astronotlar, kulaklarından gelen kafa karıştırıcı bilgiler sebebiyle uzay tutması denilen durumu yaşarlar. Bulantının yanında baş ağrısı ve kendi uzuvlarını işaret edememe gibi semptomlar da görülür.

2. Bunlar en az kafa yormanız gereken şeylerdir. Ağırlıksızlık durumunda sıvılar yukarı doğru gider ve burun tıkanıklığı, yüz şişmesi gibi durumlara sebep olur. Kemikler kalsiyum kaybeder, böbrek taşı oluşur, kas atrofisi, bağırsak yavaşlaması ve kalp küçülmesi gibi sorunlar yaşanır.

3. Yer çekiminin olmadığı yerde omurganıza uygulanan baskının azalması, çoğu uzay yolcularının boylarının uzamasını sağlamıştır.

4. Hamilelikleri sırasında fetüslerinin iç kulakları gelişirken uzaya gönderilen laboratuvar fareleri ‘kafası güzel’ yavrular doğuruyor.

5. Uzayda doğum yapan bir insan henüz olmadığından tüm bunlar hayal gücümüze kalmış durumda.

6. 2001’de yapılan bir araştırmaya göre yeryüzünde horlayan astronotlar, uzayda sessizce uyuyor.

7. Günde 16 gün doğumuna şahir olmak, günlük ritimlerini ciddi anlamda bozuyor.

8. Uzay mekiğindeki iş gününün başlamasıyla Houston’daki görev kontrol merkezi, çoğunlukla akıllarında belli bir astronotu bulundurarak uygun bir uyanma müziği seçiyor. Sürekli iş yapmayı gerektiren ve eğlenceye pek vakit ayrılmayan Uluslararası Uzay İstasyonları’nda mürettebat alarm ziline uyanıyor.

9. Üzerinizde bir takım yokken uzay vakumuna maruz kalırsanız nefesinizi tutmayın. Ani basınç düşmesi ciğerlerinizin patlamasına sebep olabilir.

10. Ayrıca dilde, burunda ve gözlerde bulunan su da kaynayıp buharlaşabilir. 1965 senesinde bu olay yaşandı. NASA deneyi sırasında bir uzay takımı işlevini yerine getirmeyince teste giden astronot 15 saniye boyunca vakuma maruz kaldı.

11. Ancak Hollywood’da gösterilenin aksine patlamazsınız. Kanda oksijen eksikliği sizi öldürecek olan şeydir. Ancak bu da yaklaşık 2 dakika alır.

12. Richard Branson’ın uzay turizm şirketi Virgin Galactic’in, göğsünde silikon olan kadınları patlayabilir korkusuyla yolculuklara dâhil etmeme olasılığını göz önünde bulundurdukları belirtildi.

13. John Glenn yemeklerini güçlükle yutabiliyordu ancak bunun sebebi yer çekiminin olmaması değildi. İlk astronotlar yarı-sıvı lapa, yemek küpleri ve kuru yemeklerini alüminyum tüplerden yiyorlardı.

14. Bugün astronotlar yemeklerini sıvı biber ve tuzla tatlandırabiliyorlar. Toz baharatsa burnun gıdıklanmasına ve hava deliklerinin tıkanmasına sebep oluyor.

15. Uzay mekiklerindeki ve Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki o hava delikleri kayıp eşyaları bir araya getiriyor. Bir yerlere monte edilmeden etrafta uçan her şeyi bu havalandırmalar yutuyor.

space

16. Mekik konsolu, astronotların tuvalet oturaklarının tam ortasında bulunması gerektiğini öngörür. Mekikte bulunan tuvaletin sahte versiyonuyla da kendilerini nasıl pozisyonlandırmaları gerektiği anlatılır.

17. NASA uzay takımlarının içine bir tuvalet yerleştirmeye çalıştı ancak daha sonra bu uğraşından vazgeçerek herkese lazımlık bezi dağıttı.

18. Uzaydan dönen astronotlar, dünyaya gelişlerinin hemen ardından kolları ve bacaklarını hareket ettirmede zorluk çektiklerini anlattı. Bu yüzden de yere inişe ikinci doğum adı veriliyor.

19. Ancak uzun süreli kozmonotlar, yeryüzündeki yaşama tekrar alışabilmenin en zor tarafının bir şeyleri bıraktığınızda yere düşmeleri olduğunu söylüyor.

20. On sekiz kişi uzay görevleri sırasında öldü, ancak bunların hiçbiri uzayda ölmedi. Ya uzaya gidiyorlardı ya da uzaydan dönüyorlardı.

Zamanda Yolculuk Hakkında Bilmediğiniz 5 Şey detaylı bilgi

Zamanda zikzaklar çizmek için ya geçmişi ziyaret edersiniz ya da geleceğe atlarsınız. Bu konseptler öyle büyüleyici ki aklı ele geçiriyor ve hayalgücümüzü acımasız bir ihtimamla çeliyor. Olasılıkları bir düşünün: Çocukluğunuzu ziyaret eder miydiniz? Aristoteles’le konuşur Julius Caesar’la içki içer miydiniz? Ne yazık ki şu an için bunlar yalnızca hayalgücümüzde var olan sorular. Ancak büyük isimler zamanda yolculuk yapma konusuyla ilgili şüphelerini daha önce dile getirip bu ihtimalin tam anlamıyla olanaksız olmayacağını da eklemişlerdi. Aslında tanınmış fizikçi Stephen Hawking, kendi adına bazı kesin yargılara da ulaşmıştı. İşte zamanda yolculuk hakkında bilmedikleriniz.



1. Stephen Hawking Zamanda Yolculuğun Olanaksız Olduğunu İddia Etti: Zamanda yolculukla ilgili pek çok teoriden biri, kainatın zaman makinelerinin yapılmasına izin vermeyerek kendini bir paradokstan (zamanda yolculukla ilgili sorunlardan) koruyacağından bahseder. “Tüm zaman makineleri aktive edildikleri anda büyük ihtimalle kendilerini imha eder,” diyor ünlü fizikçi Kip Thorne da. İsteksiz bir kainat düşüncesi biraz tuhaf gelse de (insan Son Durak isimli filmdeki görünmez güçleri düşünmeden edemiyor) Stephen Hawking bu hipotezi açıkça kabul ediyor. Hatta zamanda yolculuğun fizik yasaları arasında yasaklayacak bir kanun olacağını düşünüyordu. Hawking, kronoloji koruma durumunun, bu yasayı oluşturacağını. Bu önerisinden sonraki yıllarda Hawking zamanda yolculuğu engelleyecek hiçbir fizik yasası bulamadığı için oldukça sinirlendi. Bu olasılıksızlığı kanıtlayamadığı için Hawking fikrini değiştirdi ve zaman yolculuğunun mümkün olabileceğini fakat pratik olmayacağını ifade etti.

2. Zamanda Yolculuk Yaptığınızda Kainat Buna İzin Vermeyebilir: Hawking’in bir zamanlar zamanda yolculuğun imkansız olduğuna inanmasına şaşmamalı. Çünkü bu prosedürde fazlaca paradoks bulunuyor. Bunların en ünlüsü de -büyükbaba paradoksu- şu muammayı ortaya koyar: Zamanda geri gitsen ve büyükbabanı öldürsen hiç doğma şansı elde edemeyeceğinden varlığın sona ermez mi? Akıllara durgunluk veren bu başlangıcından ötürü büyükbaba paradoksunun karmaşasını ortadan kaldırmak için pek çok teşebbüste bulunulmuştur. Belki de bu teşebbüslerin en başarılısı Amerikan fizikçi Hugh Everett’ten geldi. Everett, zamanda yolculuğun çok dünyalı yorumunu ortaya atmıştır. Çoğu kez gözden geçirilmesine rağmen bu fikir aslen pek çok kainatın var olabileceğini ve her birinde farklı olayların farklı sonuçlar doğuracağını öne sürer. Bu yüzden zamanda geriye gidip büyükbabanızı öldürseniz geldiğiniz kainat zarar görmezdi ve siz yaşamınıza devam ederdiniz (akrabasını öldürmüş bir sadist olarak elbette), çünkü kainat sizi hayatta tutmak için değişirdi. Bu fikir teorik olarak quantum mekaniğiyle paralel gidiyor gibi görünse de onda da septiklik bulunur. Daha yakın zamanlarda fizikçiler Daniel Greenberger ve Karl Svozil tarafından ortaya atılan modelde ise quantum mekaniği zaman yolculuğuna tek bir zaman çizgisinde izin veriliyor fakat ünlü büyükbaba paradoksuna çare yine de veriliyor. Greenberger ve Svozil’e göre quantum nesneler çeşitli parça dalgaları olarak vardır ve her dalga uzay-zamanda belli bir yolu izler. 2005 senesinde Greenberger ve Svozil, bu dalgalar zamanda geri gittiklerinde zararlı bir biçimde araya giriyor ve olanların farklı bir şekilde yaşanmasını önlüyor. Böylece şimdiyi biliyorsanız bunu değiştirme gibi bir şansınız olmuyor. Profesör Grenberger BBC’ye “Büyükbabanı öldürmek için geçmişe gidersen asıl bulunduğun zamana geri döndüğünde büyükbaban ya odadan çıkmıştır, ya onu bir yerde bulamazsın ya da fikrini değiştirirsin,” demiştir.

3. Bir Zaman Yolcusu Çoktan Bizi Görmeye Gelmiş Olabilir: 2000 senesinde kendini John Titor olarak tanıtan ve internet üzerindeki bilim-kurgu tartışma forumlarını ziyaret eden biri, 2036 senesinden gelen, ordunun bir zaman seyahatçisi olduğunu iddia etti. Hiçbir iz bırakmadan birden ortaya çıkan ve aynı şekilde ortadan kaybolan Titor, zamanda yolculuk ve gelecek hakkında pek çok tahminde bulunarak internet kullanıcılarını meşgul etti. Titor’a göre 2004/05 Amerika başkan seçimlerinden hemen sonra bireysel ‘hak ve özgürlükler’ sebep gösterilerek bir iç savaş çıkacaktı. Titor, ulusal güvenlik için bireysel özgürlüklerin kaybolacağına dair tahminlerde bulundu. Ayrıca 2015’te Rusya’nın çeşitli Amerikan hedeflerine nükleer saldırı yapmasıyla iç savaşın biteceğini öngördü. Bu saldırı karşısında Amerika karşılık verecek ve Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaktı. Bu savaşla da üç milyar insan hayatını kaybedecekti. Açıkça görülüyor ki Titor’un iç savaş tahmini asla gerçekleşmedi. Ancak Titor, çok dünyalı zamanda yolculuk yorumunun doğru olduğunu ve bu yüzden de geldiği yerin zaman çizgisinin varolandan farklı olabileceğini söyledi. Böylece iddialarının yalanlanamaz bir hâle gelmesini sağladı. Bu hikâyenin bir kandırmaca olduğu kuvvetle muhtemelse de ilginç bir merak uyandırdığı da kesin. Titor’ın tahminlerinden bazıları şöyle: Amerika, nükleer silahları olduğu gerekçesiyle Irak’a savaş açacak (bu tahmin 11 Eylül saldırıları ve Irak Savaşı’ndan önce yapıldı), İsrail ve Arap komşuları arasında savaş çıkacak ve kitle imhâ silahları kullanılacak, 2004’ten sonra Olimpiyatlar iptal edilecek (2008 Çin Olimpiyatları kastediliyor olabilir). Bunların yanı sıra bir de oldukça dikkat çekici bir tahmin daha vardı: Gelecekte şimdi sert bir biçimde eleştirilecek.

4. Zamanda Yolculuk İçin Zaman Makinesine İhtiyaç Olmayabilir: Zamanda yolculuğu açıklayan modellerin büyük bir bölümü, negatif yoğunluğu olan egzotik bir madde üretebilecek makinelere ihtiyaç duyar. Ancak böyle egzotik bir madde var mıdır ve tam olarak nedir? Negatif enerjiyi anlamanın en iyi yolu kara deliklere bakmaktır. Kara delikler, yoğunluk olarak güçlü çekimsel alanlar yaratırlar. Bunlar öyle güçlüdür ki uzay-zaman düzlemini bükebilirler. Teorisyen Roy Kerr, bir kara deliğe girer ve diğer taraftan bir beyaz delikten çıktığınız takdirde zamanda yolculuğun mümkün olabileceğini farz eder. Bir kara delik her şeyi kendine doğru çekerken beyaz delik negatif enerji yoğunluğu olan bir maddeyle şeyleri kendinden iter. Muhteşem bir teori gibi görünse de maalesef bilinen tüm maddelerde pozitif yoğunluk bulunmaktadır. Ancak egzotik maddenin varolduğu quantum teorisyenleri tarafından tahmin edilmektedir. Yalnızca bunun henüz üretilmediği ve zamanda yolculuğun yapılabilmesi için yeterli miktarlarda varolamayacağını düşünmektedirler. Hemen endişelenmenize gerek yok. Yeni araştırmalara göre egzotik madde kullanılmadan da zamanda yolculuk yapılabilir. 2007 senesinde İsrail Teknoloji Enstitüsü’nden fizikçi Amos Ori, uzay-zaman düzleminin aynı anda bükülüp bir çember şeklinde bağlanabilmesini sağlayan bir dizi ideal çekimsel koşulu özetleyen karmaşık matematik denklemleri geliştirdi. Bu senaryoya göre hiçbir zaman makinesine gerek kalmıyor. Bunun için gerekli olan araç uzay-zaman düzlemi oluyor. Eğer bir insan bu çemberin (uzay-zaman) etrafında dönebilirse varsayımsal olarak geçtiği her turda zamanda geri gidiyor.

back-to-the-future

5. Zamanda Yolculuk 2008’de Başlayabilir Gözüyle Bakılıyordu: Hawking’in zamanda yolculuğu olanaksız gördüğü zamanlarda en belirleyici tezi, henüz zamanda yolculuk eden bir turistle karşılaşmamamızdı. Zamanda yolculuk mümkün olsa (Hawking’e göre) gelecekten pek çok insan şimdiye gelmiş olmalıydı. Hawking daha sonra bu sorunsalına kendi yanıt verdi. Uzay-zaman düzlemi, zamanda yolculuğa izin verebilmek için belli bir biçimde eğilmiş olmalıydı. Uzay-zaman düzlemini geleceğe kadar bu belli şekilde eğemezsek zaman yolcuları da önceden geldikleri noktaya dönemezlerdi (bunu çember örneğindeki gibi düşünebilirsiniz). Yani temelde bir insan, ilk zaman portalının yaratıldığı noktanın olduğu yere kadar geçmişe gidebilir. Peki tüm bunların 2008’le ne ilgisi var diyebilirsiniz. Şubat 2008’de CERN olarak bilinen Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu 9 milyar dolarlık Dev Hadron Çarpıştırıcısı’nı (LHC) tanıttı. Bu, bilinen en güçlü atom parçalayıcıydı. LHC, teknolojinin modern bir mucizesi ve insanların bu zamana kadar yarattığı en karmaşık şey olarak görülüyor. Daire çevresi 27 kilometre ve ışık hızına yakın geçen protonların çarpışmalarını kolaylaştırıyor. Aslında LHC öyle güçlü ki Rus matematikçiler Irina Aref’eva ve Igor Volovich, solucan deliğinin yaratılışı için gerekli koşulları, gelecekten gelecek davetsiz misafirler için potansiyel bir kapı açarak oluşturacağını iddia ediyor. Bu kapı insanların geçemeyeceği kadar küçük olabilir fakat gelecekten minyatür ulakların gelmesi mümkün mü acaba? Bunu zaman gösterecek. Fakat 2008’de bu istenilen gerçekleştirilemedi.

Arabalar Hakkında Bilmediğinz 25 Şey detaylı bilgi

Amerikan yapımı pek çok arabanın kornasının fa notasından öttüğünü ya da ortalama bir sürücünün hayatlarının ortalama iki haftasını arabalarında trafik ışıklarının değişmesini bekleyerek harcadıklarını biliyor muydunuz? İşte arabalar hakkında az bilinen 25 şey.



1. Yapılan ilk arabalarda direksiyon yoktu bu yüzden de sürücüler bir hareket koluyla arabalarını çalıştırırdı.

2. New York Polis Departmanı, 1898’de aşırı hız yapan araba kullanıcılarını takip etmek için bisiklet kullanırdı.

3. İlk aşırı hız cezası 1902’de yazıldı.

4. 1916’da dünyadaki arabaların yüzde 55’i T Ford modeldi.

5. Arabalardaki ilk gaz göstergeleri 1922’de kullanılmaya başladı.

6. 1923’te arabalar için kadınlar tarafından yapılan 173 yeni icat tanıtıldı. Bunların arasında karbüratör ve elektrikli motor çalıştırıcısı da bulunuyor.

7. İlk araba radyosu 1929’da icat edildi.

8. Buick, ilk elektrikli sinyali 1938’de çıkardı.

9. The Peanuts (Snoopy) karakterleri, ilk olarak 1957 senesinde, Ford Fairlaine otomobil reklamı için anime edildi.

10. Amerikan yapımı arabaların çoğunun kornası Fa notasından çalar.

11. Ortalama olarak bir arabada 914 meter kadar elektrik kablosu vardır.

12. Dört sene boyunca saatte 100 mil hızla gitseniz bile Amerika’daki tüm yolları aşamazsınız.

13. Arabalardaki hava yastıkları saatte 200 milde patlar.

14. BP saniyede 3,800.00 pound kâr yapıyor.

15. Ortalama olarak bir insan tüm hayatının iki haftasını trafik ışıklarının değişmesini bekleyerek harcar.

16. Amerika’da bir otomobil kazasında ölen ilk kişi 68 yaşındaki bir emlak komisyoncusu olan Henry H. Bliss’tir. 14 Eylül 1899’da New York’ta, Bey Bliss tramvaydan indi, bir kadın yolcuya yardımcı olabilmek için döndü ve bir taksi ona çarptı.

17. Amerika’daki ilk parkur, 3 milyon kaldırımtaşından oluşan Indianapolis Motor Speedway’dir.

18. 2003 senesinde Amerika’da 17,013 insan alkolle ilgili araba kazalarında can verdi. Bu neredeyse her yarım saatte bir kişinin öldüğü anlamına geliyor.

19. Kişi başına en çok Rolls Royce düşen ülke Hong Kong’dur.

20. Motorola’nın geliştirmeye çalıştığı ilk şey otomobiller için bir pikaptı. O sırada piyasadaki en bilinen pikap Victrola’ydı, bu yüzden de markalarının adını Motorola koydular.

21. Yalnızca 1997’de geri dönüşümü yapılan araçlar (yaklaşık 13 milyon), 1.75 kereden daha fazla dünyanın etrafını çevreleyerek trafik sıkışıklığı yaratabilir.

22. Tek bir arabanın geri dönüşümünü yapmak 1 tondan fazla demir cevheri, 635 kilogram kömür ve 54 kilogram kireçtaşı tasarrufu yapmamızı sağlar.

23. Bugün yollardaki arabaların hemen hepsinin geri dönüşümü yapılmıştır. Demir ve çelik içerikleri sayesinde.

24. Ortalama bir otomobili geri dönüşümde yumruk büyüklüğündeki parçalara ayırmak yaklaşık 45 saniye alıyor.

25. Otomobiller bugün dünyada en çok geri dönüşümü yapılan ürünlerdendir.

William Shakespeare Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey detaylı bilgi

1. Shakespeare Bir Uçak Kazasına Sebep Oldu: 1890’larda Amerika’da uyuşturucu üreticisi olan bir Shakespeare fanatiği vardı. Adı Eugene Schieffelin olan bu hayran, Shakespeare’in oyunlarında bahsettiği tüm ötücü kuşların New York’da olmasını istediğinden tüm tarlakuşlarını, ardıçkuşlarını ve sığırcıkları serbest bıraktı. Sığırcıklar Manhattan’da altı yıl kadar durdular ve Doğal Tarih Müzesi’nin saçaklarına yuva kurdular. Fakat sonra göç etmeye başladılar. 1942’de California’ya ulaştılar ve çok fazla zaman geçmeden Alaska’dan Florida’ya kadar her yerde sığırcıkları görmek mümkündü. Bugün mavi kuşlar ve  ağaçkakanlar gibi doğal türleri bile yerlerinden edecek kadar çoğaldılar ve milyonlarla ifade edilen sayılara ulaştılar. 4 Ekim 1960’da Boston Havaalanı’ndan kalkan bir Lockheed Electra, 10,000’den fazla sığırcığı pistte ayağa kaldırdı. Motorları boğdular ve uçağın düşmesine sebep olarak 62 kişiyi öldürdüler. Aslına bakılırsa Shakespeare oyunlarından yalnızca IV.Henry’de sığırcıklardan bahsediliyor ve o gönderme tam bir felakete sebep oldu.

2. Shakespeare Apaçilerin Saldırısına Uğradı: İki İngiliz kardeş 1870’lerde New Mexico’da bir hayalet kasabaya geldiler. Amaçları bir madencilik şirketi kurmaktı. Kasabanın adını Shakespeare olarak değiştirdiler, ana caddesine Avon Bulvarı adını verdiler ve eski otel The Stratford oldu. Belli ki oradaki bulaşıkları Billy the Kid yıkıyordu. Shakespeare kasabasının içinden madendeki parçaları taşıyan bir demiryolu geçiyordu ve kasabanın zenginliğinden ötürü topraklarına çöreklenen beyaz göçmenlerden kurtulmak için ellerinden gelen er şeyi yapan Apaçiler tarafından saldırıya uğradı. Böylece 1880’lerde Shakespeare’i ileriki saldırılardan korumak adına muhafaza istasyonu kuruldu.

3. Shakespeare Robben Adası’nda Saklandı: Robben Island Hapishanesi’nde Shakespeare eserlerinden birinin kopası vardı ve Hintli mahkumlardan biri bunu Hindu dua kitabı gibi gösteriyordu. Kitap böylece elden ele dolaştı ve tüm mahkumlar sevdikleri alıntıların altını çizmeye başladı. Walter Sisulu, Venedik Taciri’nden Shylock’un söylediği “Acı çekmek bizim ırkımızın kimliğidir,” cümlesinin altını çizerken bir başkası Fırtına’da Caliban’ın dediği “Bu ada benim,” cümlesini sevdiğini belirtti. Nelson Mandela’nın en sevdiği alıntıysa Julius Caesar’da Caesar’ın söylediği “Korkaklar ölmeden önce pek çok kez ölürler; yiğitlerse onu yalnızca bir kez tadarlar,” idi.

4. Shakespeare Afrika’da Çok Seviliyordu: Shakespeare’in İngiltere dışındaki ilk sahnelenişi Shakespeare yaşarken, 1607 senesinde oldu. Üstelik kulağa tuhaf da gelse bu gösterim Afrika’daki Sierra Leone’da olmuştu. Mürettebatını meşgul tutmak isteyen The Red Dragon (Kızıl Ejder) gemisinin kaptanı William Keeling, Hindistan’a giderken Afrika’dan geçtiklerinde Hamlet’i prova etmelerini istedi. Sierra Leone’a geldiklerinde yerel halktan insanları ve komşu gemiden arkadaşlarını güverteye davet ederek Shakespeare’in ilk uluslararası performansını izletti. Ümit Burnu’ndan geçerken de III.Richard oyununu yaptılar.

5. Aktörlere Shakespeare Oyunlarını Oynamamaları İçin Para Verildi: Shakespeare öldükten sonra şirketi King’s Men hâlâ çalışıyordu ve Batı Midland’da turdalarken Stratford’u ziyaret etmeye karar verdiler. Amaç büyük ihtimalle Holy Trinity Kilisesi’ne yeni dikilen Shakespeare büstünü görmekti. Oraya 1622 senesinde vardıkları biliniyor, çünkü kasaba kayıtlarındaki bir girişte “King’s Men için, performans yok, 6 şiling” ifadesi bulunuyordu. Burası daha çok bir Püriten kasabasıydı ve gösterileri hoş karşılamıyorlardı. Çoğunlukla aktörleri yasaklayıp evlerine gönderirlerdi fakat bu gelenlerin King’s Men olduğunu görünce en azından bir bedel vermeleri gerektiğini düşündüler. 1786’ya kadar Stratford’da Shakespeare oyunu olmadı.

6. Shakespeare’in Ekran Serüveni Sanıldığından Daha Uzundur: Yapılan ilk Shakespeare filmi 1899 yapımı King John’dur ancak 2011, ilk Stratford Shakespeare filminin yüzüncü yıl dönümüdür. Önümüzdeki sene David Tennant’ın Hamlet’i Noel’de BBC’de yayınlanacak ve 2011’in ilk Shakespeare filminin DVD’si de çıkacak. Bu DVD’nin çıkmasından tam 100 yıl önce III.Richard Stratford’da sahnede kameraya alınmıştı. Elbette film sessizdi, bu yüzden de dizeleri büyük ağız haraketleriyle belirtmek, fazla jest kullanmak ve yoğun ışık altında oyun çıkarmak zorundaydılar.

7. Shakespeare Cervantes’ten Alıntı Yapmıştır: Cervantes’in Don Kişot’unun bir bölümüne istinaden yazılmış Shakespeare’in kayıp oyunu Cardenio, Royal Shakespeare Company tarafından yeni tiyatro açıldığında sahnelenecek. 18.yüzyılda yapılan bir adaptasyon vardı ve bu oyunun 1613 senesinde sahnelendiği zannediliyor.

william-shakespeare

8. Shakespeare’in Mezarı Nerdeyse Yerinden Kaldırılıyordu: 1850 senesinde Delia Bacon isimli bir kadın Shakespeare’in mezarını açmak istedi. Kadın, Shakespeare eserlerinin Shakespeare tarafından yazılmadığını iddia eden ilk insanlardan biriydi. İddiasına göre aynı soyadını paylaştığı Francis Bacon, yazıları yazan asıl isimdi. Mezarını açtığında buna ait bir kanıt bulabileceğini söyleyen Bacon, o gece Holy Trinity Church’te kalmak için gerekli izni aldı. Kilisede etrafın ne kadar korkutucu olduğundan ve kendini elindeki fenerle Guy Fawkes gibi hissettiğinden bahsettiği beyanı yarıda kaldı. Çünkü sonunda korkmuş ve mezarı açmadan gitmişti. Belki Shakespeare’in şu sözleri bu sonuçta etkili olmuştur: “Kemiklerimi yerinden oynatanlara lanet olsun.” Bu olay sonrasında kadın Kutsal Ruh olduğuna inanmaya başladı. Yeğeni Amerika’dan gelip onu yanına almak zorunda kaldı. Kadın 1859 senesinde bir tımarhanede öldü.

9. Shakespeare’in Karakteri Yıldızlarda Yazılıydı: Shakespeare boğa burcuydu ve Çin kozmolojisine göre Fare yılında doğmuştu. Yani Shakespeare hırslı, iktidar meraklısı ve geniş hayalgücüne sahip biri olarak yaşamış olabilir.

10. Shakespeare Kendi Tarihini Yeniden Yazdı: On İkinci Gece isimli oyunda Viola ve Sebastian isimli ikizlerden bahsedilir. İkili bir deniz kazası yüzünden ayrı düşmüştür. Shakespeare’in de ikizleri vardı ve kayıtlara göre 2 Şubat’ta Candlemas’ta vaftiz edilmişlerdi. On İkinci Gece’nin ilk kaydedilen sahnelenişi de tam olarak 2 Şubat 1602’de Candlemas’ta oldu. İkizleri Judith ve Hamnet’i ölüm ayırmıştı. Çünkü 1596 senesinde Hamnet aniden ölmüştü. Bu yüzden zavallı Judith 17. doğum gününü tek başına kutlamak zorunda kaldı. Shakespeare’in ayrı düşen bu ikizler hakkında bir şeyler yazması ve sonra sanatı sayesinde yeniden bir araya getirmesi oldukça ilginç.

Laboratuvar Kazaları Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey detaylı bilgi

testtubespill

1. Dokuzuncu yüzyılda bir grup Çinli simyacı güherçile, sülfür, arsenik sülfür ve kurubaldan ölümsüzlük iksiri yapmaya çalışırken onun yerine barutu keşfetti.

2. Alman bilim adamı Hennig Brand, 1675 senesinde mahzeninde aylarca 50 kova idrar sakladı. İdrarın altına dönüşeceğini umuyordu. Bunun yerine simya ve kimyanın tuhaf bir birleşimiyle anında alevlenebilen yapışkan, parlak bir madde edildi. Bugün bu element fosfor olarak biliniyor.

3. 1750’lerde İsveçli kimyager Carl Scheele fosfor üretmek için endüstriyel bir yöntem geliştirdiğinde askerler hammadeyi bol miktarlarda sağlıyorlardı. Klorin, oksijen ve nitrojen, ayrıca gliserin ve prusik asit gibi bileşenler de dâhil olmak üzere sekiz farklı elementi de o keşfetti.

4. Scheele 43 yaşındayken laboratuvarında ölü bulundu. Sebebi kendi zehirli kimyasallarının tadına bakma eğilimi olabilir.

5. Kevlar, kuvvetli yapıştırıcı, selofan, post-it notları, fotoğraflar ve fonograf: Bunların hepsi laboratuvar hatalarıyla bulundu.

6. 1940’ta yaratılan Flash, bir laboratuvar kazasından sonra yüsek hız gibi özel güçler kazanan ilk çizgi roman kahramanıydı.

7. Böyle olaylardan zarar gören diğer isimler arasında Plastik Adam (asitle dolu bir bidona çarpmaktan), Yeşil Dev (radyasyona maruz kalan) ve elbette ki Örümcek Adam da (radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılan) bulunuyor.  

8. Gerçek hayatta laboratuvar hastalıklarından daha büyük riskler de var. Dünyada kayıtlara geçen son çiçek hastalığı, 1978 senesinde fotoğrafçı Janet Parker’ı öldürdü. Üstelik olay, virüs İngiltere’deki Birmingham Üniversitesi laboratuvarlarından kaçınca yaşandı.

9. Kazara keşfettiği penisilinle meşhur olan Alexander Fleming, bakteriyel bir numunenin üzerine hapşırıp sümüğünün mikropları kontrol altında tuttuğunu fark ettiğinde burun pisliğindeki antibiyotik etkili enzimi buldu.

10. Okullar ve üniversitelerdeki laboratuvar kazaları, firmalarda yaşanan kazalardan 100 ile 1000 kat daha fazla.

11. 1938 senesinde DuPont firması kimyageri Roy Plunkett bir kutu tetrafloroetilen gazını açtı ve muhteşem, neredeyse sürtünmesiz beyaz bir toz keşfetti. Buna telflon adını verdi.

12. 2005’te Çevre Koruma Ajansı, teflon malzemelerinden biri olan perflorooktanoik asidi kanserojen bir madde olarak gösterdi. O şey şu an Amerikalılar’ın yüzde 95’inin kan dolaşımında bulunuyor.

13. Galler’de bir madencilik kasabası olan Merthyr Tydfil’de 1992 senesinde yapılan bir ilaç denemesinde erkek kobaylar sildenafil sitratın anjinlerine çok bir şey yapmadığını fakat anatomilerinde farklı anlamda bir etkisi olduğunu söyledi. Bugün bu ürün Viagra olarak satılıyor.

14. 1943’te İsviçreli kimyager Albert Hoffman kazara parmak uçlarından ufak bir miktar lizerjik asit emdi ve ‘baş dönmesi, görsel bulanıklı, gülme isteği’ yaşamaya başladı. O andan sonra LSD çağı başladı.

15. Hoffman’ın uzun, tuhaf yolculuğu devam ediyor. Geçen Ocak ayında 100 yaşına girdi.

y198286285480338

16. Bir hindiye elektrik vermeye çalışırken Benjamin Franklin kendi vücuduna leyden şişesinden büyük miktarda şok yükledi. Olayı anlatırken “Işık çok güçlüydü ve gürültü de çok yüksekti,” diyerek “Asla tekrar etmesini istemeyeceğim bir elektrik deneyi” olarak tanımladı.

17. 1965’te astronomlar Arno Penzias ve Robert Wilson, Bell Labs radyo antenlerini ovarak üzerindekki güvercin pisliklerini temizlemeye çalıştılar. Cihazdan gelen can sıkıcı cızırtının bu sebeple çıktığını düşünüyorlardı.

18. Sesin Büyük Patlama’nın mikrodalga ekosu olduğu anlaşıldı.

19. Dünyada aşırı güçlü partikül ivdireçleri işaretleri bulunuyor. Geçen sene New York’taki Relativistic Heavy Ion Collider’da yapılan bir ateş topunda kara delik özelliği görüldü. Fizikçiler bu tarz kara deliklerin kaçarak yeryüzünü emebileceği ihtimalinin düşük olduğundan emin gibiler.

20. Evet, emin gibiler.

13. Cuma Neden Uğursuz Sayılır? detaylı bilgi

“13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden bulunan insan sayısı, diğer Cuma günlerinde olan kazalara göre çok daha fazla. Böylece çıkartılan sonuç da şu: “13.Cuma kimileri için uğursuzdur. Araba kazalarından hastaneye gitme olasılığı %52’lere kadar çıkabiliyor. O gün evden çıkmamak tavsiye ediliyor.” Paraskevidekatriafobi hastaları (13.Cuma’dan ciddi anlamda korkan insanlar), çoktan heyecanlı bir biçimde bunun sebebini bekliyorlardır. Öyleyse hemen konuya girelim.



En Yaygın Batıl İnanç

Hristiyan inanışına göre haftanın altıncı günü olan Cuma ve 13 sayısı, eski zamanlardan kaldığı söylenilen bir üne sahiptir. Bazı kaynaklara göre Amerika’daki en yaygın inanış 13.Cuma inanışı. Bazı insanlar o gün işe gitmezken bazıları restoranlarda yemek yemiyor, bir çoğu da böyle bir günde evlenmek istemiyor. Bu batıl inanışın ne kadar eski olduğunu söylemek mümkün değil çünkü kökeni konusunda ancak tahminlerle bulunulabilir.

Efsaneye göre 13 kişi yemek yemek için aynı sofraya oturursa içlerinden biri bir sene içinde ölür. Pek çok kentte 13.Cadde ya da 13.Bulvar gibi yerler yoktur. Çoğu binanın 13.katı olmaz. İsminize 13 mektup gelmişse şeytanın şansı sizin olur. Bir cadılar toplantısında 13 cadı olur. 

İnsanların 13 sayısını talihsizlikle neden ve nasıl bağdaştırdıkları tam olarak bilinemese de bu batıl inanışın oldukça eski olduğu söyleniyor. Fakat bu konuyla ilgili pek çok teori var. Örneğin bunlardan birinde 13 korkusunun sayı sayma becerisinin başlangıcıyla ilgili olduğu söylenir. İlkel insanlar 10 parmakları ve iki elleri olduğundan 12’ye kadar sayabiliyor ve 13 ile gerisinden, gizeminden korkuyorlardı. Tabii bu teorinin eksik bir tarafı da var: İlkel insanların ayak parmakları yok muydu?



Ölüm ve Yaşam

Eski medeniyetler 13 korkuları konusunda hemfikir değillerdi. Çinliler ve eski Mısırlılar (bir dönem için) bu sayıyı şanslı kabul ediyorlardı. Eski Mısırlılar’a göre hayat, belli evreler aşılarak kendini gösteren ruhsal bir çıkıştır. Bu evrelerin on ikisi bu hayattadır ve on üçüncüsü, sonsuz olduğuna inanılan öbür hayattadır. Bu yüzden 13 sayısı yok oluş anlamından ziyade muhteşem bir dönüşüm olarak görülen ölümü sembolize eder. Mısır medeniyeti kaybolmuş olmasına rağmen 13 sembolizmi devam etti ve bazı aşınmalara uğrayarak günümüze bir uğursuzluk belirtisi olarak geldi.



Lanet

Bazı kaynaklar, batı medeniyetinin ilk günlerinde patriarkal dinlerin kurucuları tarafından, kadınsallığı temsil ettiği için 13’ün kasten yerildiğini söyler. 13, tarih öncesi tanrıçalara tapan kültürlerde kutsal sayılır, çünkü bir sene içindeki aylık döngülere tekabül eder (13×28=364). Güneş takvimi ay takvimini ezince mükemmel sayı 13 değil 12 olur. Böylece 13 bir lanet olarak görülmeye başlanır. Diğer yandan 13 ile ilgili ilk tabulardan birinin de Doğu’da Hindular’da çıktığı söylenir. Bu inanışa göre 13 kişinin herhangi bir sebeple bir araya gelip bir şey yapması şanssızlık getirir. Tuhaf bir biçimde aynı batıl inanç eski Vikingler’de de vardır. Efsanesiyse şöyle anlatılır:

“On iki tanrı, Valhalla’da bir şölene davet edilmişti. Kötü tanrı Loki, Fesatlık Tanrısı, konuk listesinde yoktu fakat partiye yine de geldi. Böylece katılımcı sayısı 13’e çıkmış oldu. Karakterine sadık olan Loki, kör Kış Tanrısı Hod’u ayartarak cehennemi uyandırdı ve tanrıların favorisi olan Balder’e saldırdı. Hod, Loki’nin verdiği ökseotundan mızrağı aldı ve itaatkâr bir biçimde Balder’e vurarak onu anında öldürdü. Tüm Valhalla yasa boğuldu. Çoğunluk öykünün ana fikrinin davetsiz misafirlere karşı dikkatli olun mesajı olduğunu düşünse de Norse mitolojisine göre yemek partilerinde 13 kişi olmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmaya başlandı.” Sanki buna destek çıkmak istercesine İncil’de de Son Akşam Yemeği’nde 13 kişinin olduğu söylenir. Ayrıca İsa’nın mitleştirilmiş çarmıha gerilişi de Cuma günü olmuştur.

Bir inanışa göre Cuma günü yatak takımlarını değiştirmek, kötü rüyalar görmenize sebep olur. Cuma günü bir yolculuğa çıkmayın, yoksa başınıza bir kaza gelir. Tırnaklarınızı Cuma günü keserseniz bu size acı getirir. Cuma günü yola çıkan gemiler kötü şanslı olur. Yüz sene önce İngiliz hükümeti, deniziciler arasındaki yaygın batıl inançları kırmak için ‘H.M.S. Friday’ isimli özel bir gemi ayarladı. Gemiyle ilgili her şey, yola çıkışından mürettebatının seçilişine kadar, Cuma günü yapıldı. İsmi Jim Friday (Cuma) olan biri de kaptan olarak seçildi. Fakat insanları yüreklendirmek için yapılan bu çalışma maalesef hüsranla sonuçlandı. Çünkü gemiyi bir daha ne gören ne de hakkında bir şey duyan oldu.

Kimileri Cuma’nın  kötü itibarının Cennet Bahçesi’ne kadar uzandığını söyler. Havva’nın Adem’i yasak meyveyle yoldan çıkartmasının Cuma gününe denk geldiği sanılmaktadır. Böylece her ikisi de cennetten kovuldu. Ayrıca Büyük Tufan’ın da bir Cuma günü olduğuna, tanrının Babil Kulesi’ni inşa edenlerin dilini Cuma günü bağladığına, Solomon’un tapınağının Cuma günü yerle bir edildiğine ve İsa’nın bir Cuma günü çarmıha gerildiğine inanılır. Bu yüzden Cuma Hristiyanlar için tövbe günüdür.

Pagan Roma’sında Cuma idam günüydü fakat diğer Hristiyanlık öncesi kültürlerde şabat günü, ibadet günüdür. Bu yüzden o gün kendileriyle ilgili faaliyetlerde bulunan insanlar tanrıların kutsamasını kazanamazlar.

İşi daha da karmaşıklaştıran, bu pagan kuruluşların Kilise’nin kurulmasıyla kaybolmamasıydı. Cuma onların kutsal günüyse Kilise bunun tam tersini yapmalıydı. Böylece Orta Çağ’da Cuma günü Cadılar Şabatı olarak anılmaya başlandı.

 131

Şövalyelerin Mason Teşkilatı

Da Vinci Şifresi isimli romanda tarihsel bir gerçek olarak gösterilen teoriye göre, 13 sayısının durumu, bir çarpışmanın değil 700 sene kadar önce gerçekleşen bir felaketin sonucu. Felaket Haçlı seferleri sırasında oluşturulan efsanevi savaşçı keşişlerin katledilmesiydi. 200 sene boyunca savaşçı bir grup olarak ün yapan bu teşkilat, 1300’lere gelindiğinde öyle güçlü bir hâl almıştı ki krallar ve papazlar tarafından politik bir tehdit olarak görüldü, kilise ve devletin ortaklaşa yaptığı bir suikastle de sona erdirildi.

13 Ekim 1307’de Fransız Kral IV. Philip’in muhafızlarının yaptığı toplu tutuklamalarda binlerce şövalye zincirlenerek büyücülük, dine küfür, müstehcenlik ve homoseksüellik faaliyetleri yürütmekle suçlandı. Bu suçlamaların hiçbiri kanıtlanamadı fakat tutuklamalardan yedi sene sonraki dönemde yüzlerce şövalye iğrenç işkencelere maruz kalarak itirafta bulunmaları istendi. Pek çoğu kazıklara takılarak yakıldı ve işkence gördü.



Modern Bir Fenomen

Aslında kimse 19.yüzyıl öncesinden bu inanışla ilgili kesin bir bulguya rastlayabilmiş değil. Daha eski çağlarda yaşayan insanlar 13.Cuma’yı bir talihsizlik günü olarak görüyorlardıysa da bunu belgeleyecek bir kanıt henüz bulunamadı. Sonuç olarak bazı araştırmacılar bunun 20.yüzyıl medyasının doğurduğu modern bir fenomen olduğunu düşünmeye başladı.

Bundan yüz yıl kadar öncesinde 13.Cuma, fabl sözlüğünde adı geçen bir şey bile değildi. Bahsedilen sözlüğün daha sonraki basımlarında böyle bir giriş görülüyor fakat açıklama oldukça basit: “Özellikle şanssız olan Cuma günleri. bknz. 13.” Yani bu karmaşık batıl inanış basit bir düzeye indirgenmiş oluyor:



ŞANSSIZ CUMA + ŞANSSIZ 13 = EN ŞANSSIZ CUMA



Eğer durum böyleyse on üçüncü Cuma’ya böyle bir yafta yapıştırmamız yanlış olur.



Son Bir Not

‘13: Dünyanın En Popüler Batıl İnancının Hikâyesi’ isimli kitapta yazar Nathaniel Lachenmeyer, ‘şanssız Cuma’yla’ ‘şanssız 13’ün birleşmesinin 13.Cuma isimli ve 1907 senesinde basılmış bir romanla ortaya çıktığını söylüyor. Artık unutulmuş olan bu roman, dönem içerisinde basında büyük yer tutmuş ve insanların bu batıl inanca kayma göstermelerine sebep olmuştur. Romancı Thomas W. Lawson’ın bu temeli kendinin yarattığı tam olarak söylenemez, çünkü yazar bunu romanında toplum bililncinde zaten varolan bir şey olarak gösteriyor. Fakat her ne olursa olsun bugüne kadar devam etmiş bir inanışı bu şekilde yaratmış oldu.

Gazeteler Hakkında Bilmediğiniz 9 Şey detaylı bilgi

smpaper

1. Japon yomiuri Shimbun, 14,000,000 abonesiyle dünyanın en fazla dağıtımı yapılan gazetesi olarak tahmin ediliyor. Aslında Dünya Gazeteler Derneği’ne göre dünyanın en büyük 7 gazetenin altısı, Japonya’da bulunuyor.

2. Dünyanın her kıtasında en az bir gazete bulunuyor. Buna Antartika’daki The Antarctic Sun da dâhil.

3. Newseum günlük arşivinde takip edilebilen 429 Amerikan gazetesinden 123’ü –ya da yüzde 28’i- isimlerinin yazılışında Gothic yazı biçimini kullanıyor.

4. 1769’da doğan  ve kimileri tarafından Amerika’daki ilk profesyonel kadın gazeteci olarak gmrülen Anne Royall, aynı zamanda bir Amerikan başkanıyla ropörtaj yapan ilk kadındı. Görüşme yaptığı kişi de John Quincy Adams’dı.

5. Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en küçük gazetesi, İngiltere’de çıkan First News. Minik gazetenin boyutu 32×22 mm.

6. En fazla Pulitzer ödülü alan gazete 101 ödülle New York Times.

7. New York Times’ın meşhur sloganı “Basılmaya Uygun Tüm Haberler” sloganını duymuşsunuzdur. Aspen Daily News ise “Basılmasını İstemiyorsanız Olmasına İzin Vermeyin”, Mason Valley News de (Yerington bölgesinin gazetesi) “Dünya’da Yerington’ı Umursayan Tek Gazete” sloganını kullanıyor.

newspapers

8. 1799 senesinde kurulan The Dartmouth, 210 yıllık geçmişiyle Amerika’nın en eski üniversite gazetesi.

9. The Washington Post’un kendine ait bir şarkısı var ve adı da “The Washington Post Yürüyüşü”. Şarkı 1889 senesinde John Phillip Sousa tarafından bestelenmiş. Kulağa tanıdık gelen şarkı, gazete yönetimi tarafından istenilmiş ve şu an pek çok geçit töreninde de duyulabilir.

İnternet Hakkında Bilmediğiniz Sekiz Şey detaylı bilgi

İnternet bundan kırk sene önce California Üniversitesi, Los Angeles laboratuvarlarında doğdu. Bugün tüm gezegeni kaplıyor ve 1.5 milyardan fazla insanın günlük rutininin bir parçası. Elbette interneti hep olacakmış gibi kabul etmek ve devam etmekte olan bir iş olduğunu unutmak çok kolay. Peki onu nasıl güçler şekillendiriyor, ne kadar büyüdü ve kendine ait bir aklı olacak mı? Bunu anlayabilmek için bazı soru ve cevaplar hazırladık.

 internet

1. İnterneti kim kontrol eder?

Bunun gerçek cevabı ‘hiçkimse’dir. Ancak bu durumu herkes kabullenemiyor.

2. İnternetin kendine ait bir aklı olabilir mi?

Mühendislik anlamında bakıldığında insan beyni ve internetin karmaşık devre düğümleri arasında benzerlikler bulmak kolaydır. Yani internet için bilinç bir sonraki aşama olursa hiç şaşırmayın.

3. Peki bu ağ ne kadar büyük?

2008’de Google sistemlerinin bir trilyon farklı sayfa kaydettiğini duyurdu. Ancak bu bile gerçek büyüklüğün yalnızca ufak bir parçası olarak görülebilir.

4. Yalnızca bir internet mi var?

İnternet çoğu büyük ağlarda üniversiteler, iş yerleri ve benzer yerler tarafından çalıştırılan bağlantılı bilgisayarların tamamen farklı bir alaşımıdır. Yani tüm her şeyi ondan başka bir şey bağlayabilir mi?

5. İnternet de kredi krizinden etkilendi mi?

 Gayrimenkul fiyatları düşüyor, büyümelerde ciddi bir düşüş var, altyapı planları çöküyor ve otoriteler felaketi bertaraf etmek için daha çok para basıyor. İşte görsel dünya böyle işliyor.

6. İnternetin kör noktaları nereler?

İnternet üzerinde uzak dursanız iyi olacak pek çok yer var. Bunların bazıları bilgisayarınızın virüslerle dolmasına sebep olabilir. Elbette bir de ‘karanlık delik’ler var.

7. İnternet çevreye zarar veriyor mu?

Atlantik’in öbür ucuna bir e-posta göndermek jet yakıtı harcamaz tabii ki ancak internetin de kendine ait dev bir karbon izi vardır.

8. İnterneti kapatmak mümkün mü?

En büyük siber hücumlar bile interneti yenmeyi başaramamışken hükümetlerin bundan daha iyi bir sonuç elde edeceği düşünülemez.