20 Nisan 2012 Cuma

HAREKETSİZLİK ATROFİSİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

HAREKETSİZLİK ATROFİSİ: Çalışmayan organlar küçülürler. Çocuk felci olan bacağın normaline oranla küçük kalması, alçıya alınan kolun incelmesi.

ENDOKRİN ATROFİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

ENDOKRİN ATROFİ: Hormonların salgılanması hipofiz bezinin denetimindedir. Hipofiz bezi hastalıklarında, hormon dengesi bozulmasına bağlı olarak öteki salgı bezlerinde ve zamanla tüm vücutta atrofi görülür. Ayrıca bir hormon dışarıdan verilirse, o hormonu salgılayan bez küçülür, hormon verilmesi kesilirse yeniden eski büyüklüğüne ulaşabilir.

BASINÇ ATROFİSİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

BASINÇ ATROFİSİ: Bir dokunun uzun süre normalden fazla basınç altında kalmasıyla olur. Basınç nedeniyle damarlar sıkışır ve beslenme bozulur. Kötü yapılmış bir protez, altındaki çene kemiğine basınç yaparak onu inceltir.

DAMAR ATROFİSİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

DAMAR ATROFİSİ: Damar sertliği sonucu görülen beslenme bozukluğu bazı organlarda atrofiye yol açar. Yaşlılıkta görülen ve bunaklığa yol açan beyin atrofisi en sık görülenidir.

IŞIN ATROFİSİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

IŞIN ATROFİSİ: Belirli bir ölçünün üzerindeki ışınların etkisiyle bazı organlarda atrnfi görülür. Uzun yıllar güneş ışınlarının etkisinde kalmak deri atrofisine ve karışmasına neden olur. Yüksek röntgen ışınları testis ve ovaryum atrofisi yapar, kısırlık ortaya çıkar.

HİPERPLAZİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

HİPERPLAZİ: Bir organın ya da dokunun büyüklüğündeki artmadır; o doku ya da organa özgü hücrelerin “sayıca” artışına bağlıdır. Erkeklerde görülen meme büyümelerine “jineko-masti” denir, bir hiperplazi türüdür. Erkeklere kadınlık hormonu (östrojen) verildiğinde ya da karaciğer sirozunda ortaya çıkar.

HİPERTROFİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

HİPERTROFİ: Bir organın ya da dokunun büyüklüğündeki artmadır; o doku ya da organa özgü hücrelerin “hacimce” artışına bağlıdır. Demirciler ve haltercilerdeki kasların gelişmesi, hipertansiyonda kalp çeperinin kalınlaşması Önemli örneklerdir.

DEJENERASYON TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

DEJENERASYON: Çeşitli zararlı etkiler, hücre ve dokuların yapılarının bozulmasına ve görevlerini yerine getirememesine neden olur; buna dejenerasyon denir. Dejenere olan hücre ve dokular normale dönebilir. Zararlı etkenin süresi ve gücü artarsa, dejenerasyonu hücre ve doku ölümü izler.

AMİLOİDOSİS NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

AMİLOİDOSİS: Vücutta yapılan anormal bir proteindir. Bu maddeye “amiloid”, bu maddenin birikmesine “amiloidosis” hastalığı denir. En sık görülen tipinde Önceden tüberküloz, kronik osteomiyelit ve kanser gibi uzun süren bir hastalık vardır. Bir başka tipi ülkemizde de sık görülen ve kalıtsal olan “Akdeniz humması”nda saptanır. Bu iki tip hastalıkta böbreklere amyloid birikir ve böbrek yetmezliği sonucu ölüme yol açar.

PİGMENTLER TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

PİGMENTLER: Dokulara renk veren maddelerdir. Doğadaki tüm canlıların renkleri pigmentlerin rengine göre değişir, en önemlisi melanin-dir. Melanin derinin, kılların ve gözlerin rengini verir. Melanin güneş ışınlarına karşı koruyucudur, bu nedenle güneşte kalma süresiyle doğru orantılı olarak artar. Gebelikteki gebelik maskesi, karaderililerdeki renk ve yüzdeki çiller melanin pigmenti artışına bağlıdır. Vücudunda melanin bulunmayanlara albino denir, bu hastalığa “albinizm” denir; sürekli güneş gözlüğü takarlar, deri kanseri sık görülür. Hemosiderin, vücutta demir yoğunluğunun arttığı yerlerde görülen demirli bir pigmenttir. Travmalardan sonra oluşan morluklar ve kahverengi lekeler bu bölgeye olan bir kanamadan sonra alyuvarların parçalanması sonucudur. Demirli ilaçların fazla alınması (injeksiyonla) ve fazla kan nakli yine hemosiderin artışına yol açar. Hemokromatoz adı verilen bir hastalıkta bağırsaklardan emilen fazla demir dokulara birikir.

Bilirubin safraya rengini veren pigmenttir, demirsizdir. Kandaki miktarı artarsa göz akları, deri ve organlar sarıya boyanır; buna sarılık denir. Kan hastalıklarında, safra yolu tıkanmalarında ve karaciğer hastalıklarında görülür.

EKSOJEN PİGMENTLER NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

EKSOJEN PİGMENTLER: Vücutta bulunmayan ve dışarıdan gelen pigmentlerdir. Kömür işçilerinin akciğerleri kapkaradır (antrakoz). Kurşun zehirlenmesinde dişetlerinin kenarlarında mavi boyanma olur (plumbism). Döğme, eksojen pigmentlerle yapılan deri süsleridir.

PATOLOJİK KİREÇLENME NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

PATOLOJİK KİREÇLENME: Kalsiyum {kireç) tuzları normal koşullarda yalnız diş ve kenüklerde toplanır. Bunların dışındaki birikmeler patolojiktir. Toplardamarlarda taş oluşması [flebolit], böbrek taşları, verem (tüberküloz] odaklarının kireçlenmesi örnek olarak verilebilir.

NEKROZ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

NEKROZ: Canlı bir organizmada hücre ve dokunun patolojik ölümüne nekroz denir. Hücre ölümünden bir süre sonra çekirdekte erime ya da parçalanma, sitoplazmada dejenerasyon ve erimeler saptanır. Nekrozu yapan etkenin gücü, süresi ve hücrelerin etkene karşı duyarlılığı nekrozun büyüklüğünde rol oynar. Nekrozu yapan başlıca etken iskemi, yani kanlanma bozukluğudur .Damarı tıkanarak ya da kesilerek kanlanması bozulan organda nekroz kaçınılmazdır. Atom bombası ve röntgen ışınları hücrelerde iyonlaşma yaparak nekroz oluşturur. Travmalar hücreleri parçalar. Isı değişmeleri (yanma ve donma) ile zehirler ve bazı mikroplar sık rastlanılan nekroz nedenleridir.

NEKROZLU İLTİHAP: İltihap bölgesinde nekroz Ön plandadır. Ülser ve kavern başlıca türleridir. Ülserde, deri ve mukozada epitel örtüsü ile birlikte derin tabakalar nekrozlaşır ve erir, yerinde bir çöküntü kalır. Doku nekrozu derin dokulara inmeksizin epitelde sınırlı kalırsa buna yüzeyel ülser (erozyon) adı verilir. Kavern, sıklıkla akciğer tüberkülozunda görülen yuvarlakça boşluklardır. Burada akciğer dokusu erir ve yerinde bir boşluk kalır. Nekrozlu iltihapta delinme ve kanama olabilir. Mide ülserleri darlıklar yaparak besinlerin geçişini zorlaştırır.

NEKROZLA SEYREDEN ORTA KULAK İLTİHABI: Orta kulak iltihabının bu tipinde şiddetli iltihaba bağlı olarak orta kulakta, çekiç, örs ve üzengi kemikçiklerinin ve kulak zarında ağır yıkımlar, zedelenmeler gelişir. Bu durumda sıklıkla çocuklarda kızıl, kızamık, grip (influenza) hastalıklarının seyri sırasında bu hastalıkların ağır komplikasyonları olarak rastlanır. Orta kulakta, dokuların “nekroz” denilen ölümüyle ortaya çıkan bakteri “Beta-hemolitik streptokok” tur. Hastalığın belirti ve bulguları diğer orta kulak iltihaplarındakininaynısıdır. Ancak bu tipte belirtiler daha hızlı gelişir ve daha ağırdır: Tedavide uygun antibiyotiklerden yararlanılmaktadır. Orta kulakta gelişen yıkım ve zedelenmeler sonucu etkilenen kulakta ağır işitme kayıpları gelişir. Bazı cerrahi girişimlerle işitme yeniden sağlanabilir.

DEKÜBİTUS ÜLSERLERİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

DEKÜBİTUS ÜLSERLERİ: Deri ve mukozada, sürekli basınç altında kalma sonucu oluşan yaralardır. Damarların basınçla sıkıştığı yerlerde kan dolaşımı ve beslenme bozulur. Yatalak hastalarda kemiklerin çıkıntılı bölgelerinin yatağa dokunduğu yerlerde sıktır (kalça, kuyruk sokumu, sırt derisi). Buraya mikroplar eklenirse iyileşme çok zordur. Dekübitus ülserlerinin oluşmasını engellemek için hastanın yatış biçimi sık sık değiştirilir ve o bölgeye masaj yapılır. Son yıllarda kullanılan havalı yataklar iyi bir önlemdir.

ÖLÜM VE SONRASI HAKKINDA DETAYLI GENİŞ BİLGİ

ÖLÜM VE SONRASI! Kalp atışlarının, solunumun ve beyin çalışmalarının durması Ölüm olarak tanımlanır. Ölümden sonra bazı hücreler bir süre canlı kalabilir; saç ve sakal uzar. Bazı hastalarda beyin çalışması durmuş fakat kalp ve solunum çalışmaları yerindedir; buna “bitkisel yaşam” denir. Ölümden 3-6 saat sonra katılaşma başlar, 40 saat içinde de vücut soğuması tamamlanır. Baş-boyun kasları katılaşmanın ilk başladığı yerlerdir. Daha sonra otoliz başlar, dokularda erimeler saptanır. Kokuşma il o başlayan çürüme 5 yılda tamamlanır ve geriye iskelet kalır.

HİPEREMİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR

HİPEREMİ: Bir dokuda damarların genişlemesi sonucu kan artmasına bağlı olarak oluşan kırmızılıktır. Utanmaya bağlı kırmızılık, böcek sokmaları ve iltihapta görülen kırmızılık, sıcakta ve kas eksersizlerinde oluşan kırmızı renk hiperemiye bağlıdır.

LENFÖDEM NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

LENFÖDEM: Vücutta kan dolaşımından başka bir de lenf dolaşımı vardır. Alyuvarların bulunmadığı bir sıvı içeren lenf dolaşımı dokulardan aldığı sıvıyı bezelere götürür ve burada süzülmesini sağlar. Bu akım bozulunca da ödem olur. Kanser hücrelerinin lenf yollarını tıkaması, ameliyatta lenf yollarının kesilmesi, röntgen ışınlarının lenf yollarını bozması, fil hastalığı (elefantiaz) ve hareketsizlik başlıca nedenlerdir. Bazı hastalarda lenf yolları doğuştan eksiktir; yaygın lenfödem görülür.

TROMBOZ VE TROMBÜS TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

TROMBOZ VE TROMBÜS: Canlı organizmada kan öğelerinin kalp ve damar içyüzüne kitle -halinde yapışması olayına tromboz, oluşan kitleye trombüs denir. Başlıca nedenler, kalp ve damar iç zarında bozukluk, kan akışının bozulması ve kanın pıhtılaşma eğiliminin artmasıdır. Kalp ve atardamar trombüsleri koparak önemli damarları tıkayabilir, ölüme yol açar. Mikroplu trombüslar koparsa gittikleri yerlerde apseler oluşur bunlara piyemik abse denir.

EMBOLİZM VE EMBOLÜS TEDAVİSİ NE İYİ GELİR

EMBOLİZM VE EMBOLÜS: Bir cismin kan akımıyla sürüklenerek damarları tıkamasına ambolizm, bu cisme embolüs denir. Yerinden koparak kan akımına giren trombüsler en sık görülen türüdür, buna tromboembolizm adı Verilir. Embolüsler fiziksel yapılarına göre 3′e ayrılır: Katı [trombüs, tümör kitlecikleri), sıvı (yağ damlacıkları) ve gaz (hava). Mikroplu embolüslerin tıkadıkları damar çevresinde apse oluşur. Yağ embolizmine kemik kırıkları ve ameliyatlarından sonra, karaciğer yağlanmasında ve vurgunda rastlanır. Gaz embolizminde damara injeksiyon ya da doğum sırasında hava girmesi söz konusudur. Bir başka gaz embolizmi türü vurgun hastalığında görülür.

VURGUN (DEKOMPRESYON, CAISSON) HASTALIĞI NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

VURGUN (DEKOMPRESYON, CAISSON) HASTALIĞI: Akciğerle alınan havanın içeriğindeki gazlar kanda erimiş durumdadır. Atmosfer basıncının birdenbire düşmesi ile kanda erimiş olarak bulunan gazlar serbestleşerek kanı köpüklendirir ye damarları tıkar. Bu olgu, açılan bir gazoz şişesinde görülene benzer; gazoz sıvısı içinde basınçla eritilmiş olan gazlar kapağın açılması ile içbasınç düşmesi sonucu serbestleşerek kabarcıklar biçiminde yüzeye gelir. Vurgun hastalığında karbondioksit ve oksijen bu açıdan önemsizdir, önemli olan azot gazıdır. Suların derinliğine dalmış olan bir dalgıç, dalması için harcadığı süreden daha hızlı olarak yüzeye çıkarsa, bısınç azalmasının birdenbire olması sonucu kan ve dokulardaki azot gazı kabarcık biçimini alır. Azot gazı beyin ve omurilik gibi yağlı dokularda çok olduğundan, burada oluşan kabarcıklar hücreleri parçalar felçlere neden olur. Aynı bulgulara, içinde basınç düzenleyici sistemin bulunmadığı uçaklarla kısa sürede çok yükseklere çıkanlarda da rastlanır. Vurgun yiyen kişi, hemen basınç odasına alınır. Basınç odasında oluşturulan yüksek basınç yavaş yavaş düşürülerek azot gazının yeniden kanda erimesi sağlanır.

İSKEMİ NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

İSKEMİ: Vücutta bir bölgenin yerel kanlanma eksikliğidir. Kanlanma eksikliği olan dokularda oksijen ve besleyici maddeler azalır, böylece buradaki hücreler ölür. Damar daralması ve tıkanmasına bağlı iskemiler tromboz, embolizm, damar sertliği, spazm gibi durumlarda görülür. Damar daralmasına bağlı olmayan iskemilerin başlıca nedenleri kan ve kalp hastalıkları, zehirli gazlar, akciğer hastalıkları ve birdenbire olan tansiyon düşmeleridir. İskemiye Gn duyarlı organlar beyin, kalp ve böbrek hücreleridir. Kalp damarlarının tam tıkanmasıyla infarktüs oluşur, büyük bir alanda ise ölüme yol açar.

İNFARKSİYON VE İNFARKT NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

İNFARKSİYON VE İNFARKT: Dolaşım yetmezliğine bağlı yerel iskemik doku nekrozuna infarkt, bu olaya infarksiyon denir. Kısa sürede ortaya çıkan güçlü iskemiler infarktla sonlanır; atardamar tıkanmasına bağlıdır. înfarksiyon her doku ve organda görülebüir. En önemlisi kalpte görülenidir, buna “miyokard infarktı” denir. Kalp kasını besleyen koroner damarlar daraldığında ağrılarla ortaya çıkan tablo “angina pektoris” tir, miyokard infarktüsü riski bu hastalarda daha fazladır. Miyokard infarktüsün-de tıkanan damar büyükse geniş bir alan nekrozlaşır ve hasta hemen ölür; buna akut kalp yetmezliği denir. Hasta kurtulursa uzun süre yatak İstirahati gereklidir, tersi bir durumda infarkt bölgesi yırtılır ve kan, kalp zarları arasında toplanarak (kalp tamponadı) çalışmasını durdurur.

İLTİHAP ETKENLERİ HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

İLTİHAP ETKENLERİ: Üç grupta toplanır. 1) Canlı etkenler: Bakteri, virüs, mantar gibi. 2) Kimyasal maddeler: Asit, alkali, zehir, bazı ilaçlar. 3} Fiziksel etkenler: Elektrik akımı, sıcak, soğuk, ışınlar, travma gibi.

İLTİHAP ETKENLERİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR

İLTİHAP (YANGI): Vücudumuz sürekli olarak iç ve dış uyaranların etkisi altındadır. Bu uyaranların gücü ve etki süresi belirli bir eşiği aştığında dokulara zarar verir. Zarar vermeye başlayan etkenlerin dokuda oluşturduğu yanıta iltihap (yangı) denir. Dokuların zarara uğraması iltihap değildir. Etkene ve zararlarına karşı uyanan tepki iltihaptır. İltihapta, etken ve yaptığı zararlar üç biçimde ortadan kaldırılır: Bulunduğu yerde eritilir, vücut dışma atılır ya- da bulunduğu yerde çevresi sarılarak sağlam dokulardan uzak tutulur. İltihap vücudun herhangi bir yerinde olabilir, ancak yerel bir olgudur. Başka yerlere yayılabilir fakat vücudun tümünü içine alan iltjhap yoktur; böyle bir genişlemeye zaman kalmadan hasta Ölür.

İLTİHAP ETKENLERİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR

İLTİHAP (YANGI): Vücudumuz sürekli olarak iç ve dış uyaranların etkisi altındadır. Bu uyaranların gücü ve etki süresi belirli bir eşiği aştığında dokulara zarar verir. Zarar vermeye başlayan etkenlerin dokuda oluşturduğu yanıta iltihap (yangı) denir. Dokuların zarara uğraması iltihap değildir. Etkene ve zararlarına karşı uyanan tepki iltihaptır. İltihapta, etken ve yaptığı zararlar üç biçimde ortadan kaldırılır: Bulunduğu yerde eritilir, vücut dışma atılır ya- da bulunduğu yerde çevresi sarılarak sağlam dokulardan uzak tutulur. İltihap vücudun herhangi bir yerinde olabilir, ancak yerel bir olgudur. Başka yerlere yayılabilir fakat vücudun tümünü içine alan iltjhap yoktur; böyle bir genişlemeye zaman kalmadan hasta Ölür.

İLTİHAP HÜCRELERİ VE İLTİHABIN OLUŞUMU NASILDIR DETAYLI BİLGİ

İLTİHAP HÜCRELERİ VE İLTİHABIN OLUŞUMU: Akyuvarlar (lökositler), zarar veren etkeni ve zarar gören dokudaki kalıntıları ortadan kaldırmaya çabalar. En önemlisinötrofil polimorflardır; canlı etkenleri ve artıklarıyutarak sindirirler, eritici etkisi olan maddeler salgılarlar. Makrofajlar, canlı etkenleri, cisimleri ve doku kalıntılarını yutarak sindirirler. Lenfositler, canlı etkenlere karşı, onları ve zehirlerini etkisiz hale getirerek serum üretirler, üretimini uyarırlar. , Plazma hücreleri ise, canlı etkenlere ve zehirlerine karşı bağışıklık sağlayan serum üretimini yaparlar, iltihapta önce hiperemi görülür, buna ödem eklenir. Hiperemi ile gelen kan ve lökosit miktarı artar, ödemle zehirli maddeler sulandırılır. Kan proteinlerini içeren plazma damar dışına süzülür, pıhtılaşır ve etkeni sünger gibi emerek çevreye yayılımı engeller. Sonra lökositler çıkar ve görevlerini yaparlar. Ağır iltihaplarda damar çeperi zarara uğradığından kanama olabilir.

FAGOSİTOZ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

FAGOSİTOZ: İltihap odağında etken ve ölmüş hücrelerin artıkları bazı özel hücreler tarafından yutulur ve eritici enzimlerle sindirilmeye çalışılır. Bu olaya fagositoz denir, bu hücrelere ise fagosit adı verilir. Nötrofil polimorflar ve makrofajlar başlıca fagositlerdir, iltihabın başlarında nötrofil polimorflar etkinidir, zamanla onların yerini makrofajlar almaya başlar.

AKUT İLTİHAP NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

AKUT İLTİHAP: Eğer etken ve oluşturduğu zararlar kısa sürede ortadan kaldırılırsa iltihap iyileşir. Böyle kısa sürede birdenbire başlayarak bir süre snnra iyileşen türüne akut iltihap denir. Akut iltihapta başlıca 5 belirti vardır: Kırmızılık, şişlik, sıcaklık, ağrı ve iltihaplı organın çalışa-. maması. Akut iltihapta nekroz yoksa iyileşme daha kolaydır.

KRONİK İLTİHAP NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

KRONİK İLTİHAP: Akut iltihaptaki etken ve doğurduğu zararlar ortadan kaldırılmamışsa olay uzar ve kronik iltihap oluşur. Kronik iltihapta bağdokusu yapımı ön plandadır, buna fibrosis denir. Kronik iltihapta görülen hücreler lenfositler ve plazma hücreleridir, nötrofil ve makrofajlar ikincil durumdadır. Nötrofil polimorflaruı arttığı durumlarda akut alevlenmelerden söz edilir. Bir iltihabın kronikleşmesi erimeyen yabancı cisimlerde, vücut direncinin az olduğu hastalarda ve allerjik hastalıklarda sık görülür.

İLTİHAP KOMPIİKASYONLARI (SONUÇLARI) NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

İLTİHAP KOMPIİKASYONLARI (SONUÇLARI): İltihap mikroplara bağlı ise bunlar kanla yayılabilir (sepsis). İltihapta oluşan ve fibrosis denilen bağdokusu artışı organların, çalışmasını bozar. Kronik iltihaplarda görülebilen amiloidosis böbrek yetmezliğine yol açar. Kronik iltihaplarda kanserleşmelere az da olsa rastlanabümektedir. Kansızlık (anemi) sık görülür.

Fibrin TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

Fibrin: Damarlardan plazma çıkar. Proteinden zengin olan plazma, damar dışına çıktığında pıhtılaşma meydana gelerek fibrin durumuna dönüşür; sünger görünümündedir. Üre yükselmesi (Üremi), tüberküloz, difteri ve akciğer iltihabında görülür. Difteride olduğu gibi, bir yüzey üzerinde örtü yaparsa yalancı zar (psödomembran) adını alır.

LÖKOSİTÜ İLTİHAP NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

LÖKOSİTÜ İLTİHAP: Nötrofîl polimorfların damar dışına çıkarak iltihap odağına göç ettiği ağır bir iltihap türüdür. Canlı ve ölü nötrofîl polimorflarda doku artıklarının oluşturduğu koyu kıvamlı-sarı sıvıya “irin” denir, Püstül, deride içi irinle dolu keseciklerdir, çiçek hastalığında görülür. Flegmonda, nötrofil polimorflar topluluk oluşturmaz, doku içinde yayılır; en iyi örnek yılancık (erizipel) tır. Apsede, nötrofil polimorflar topluluk yapar ve bulunduğu alanda dokuyu eritir. Apse oluşmasına neden olan mikroplara “piyojen bakteriler” denir, en önemlisi stafilokoklardır.

FİSTÜL VE EMPİYEM NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

FİSTÜL VE EMPÎYEM: Bir apse boşluğu içindeki basınç artınca çeperi bir yerden yırtılır ve dokular arasında kendine bir yol açan irin vücudun iç ya da dış yüzeylerinden birine ulaşır, bu kanala fistül denir. Deriye fistülleşme tehlikesizdir. İç organlara ve boluklara olan fistülleşme kötü sonuçlara yol akciğerdeki bir apse akciğer fistülleşirse buraya irin dolar, boşluklara irin toplanmasına

KİST NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

KİST: İçi gaz, sıvı ya da yarıkatı bir maddeyle dolu boşluklardır. İçyüzü epitelle döşeli nlanlara gerçek kist, bu epitelin bulunmadığı türlere yalancı kist adı verilir. Bazıları organlarda ve doğumsal bozukluk olarak görülür [polikistik böbrek). Önemli bir bölümü ise iltihapla ilgilidir; örneğin diş kökü apsesinden sonra oluşan diş kisti gibi. Ayrıca bazı parazitler organlarda kistler oluştururlar. Köpeklerden bulaşan kist hidatik hastalığı karaciğerde ve akciğerde kistler yapar.

GRANÜLASYON DOKUSU NEDİR? TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

GRANÜLASYON DOKUSU: Apselerin çevresinde, yara ve kırık iyileşmesinde ve bazı başka durumlarda yeni bir doku yapımı görülür. Bu doku, o yöredeki doku eksikliğini doldurmak ve iyileşmeyi sağlamakla görevlidir; buna granülasyon dokusu denir. Bu doku içinde yeni gelişen damar, genç ve akitf bağdokusu hücreleriyle kan öğeleri bulunur. Deride olduğunda üzeri kuruya-rak yara kabuğunu yapar. Granüla&ynn dokusu yumuşak ve dayanaksızdır, hırpalanınca kanar ve yerinden ayrılır.

SİKATRİS (NEDBE) DOKUSU TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

SİKATRİS (NEDBE) DOKUSU: Granülasyon dokusunun görevi bitince damarlar kaybolur, hücreler azalır. Yerinde bağdokusu liflerinden zengin ve sağlam bir doku bırakır. Buna sikatris dokusu denir. Derideki ameliyat ve yanık izleri en iyi örneklerdir.

YABANCI CİSİM GRANÜLASYON DOKUSU TEDAVİSİ NE İYİ GELİR

YABANCI CİSİM GRANÜLASYON DOKUSU: Fagositoz yapan makrofajların yutabi-leceğinden daha büyük cisimlerin bulunduğu dokularda, bu cisimleri büyük ve çok çekirdekli dev hücreleri kuşatır, parçalamaya çalışır. Çevrede de bir granülasyon dokusu vardır. Bu tür cisimler iğne, ameliyat dikiş iplikleri, kıymık, ve benzerleri olabilir.

SÖKESTR TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

SÖKESTR: Kemik iltihaplarında bazı kemik parçaları Ölebilir. Bu ölü kemik parçaları çevresinde bir kapsül ve irin oluşur. Bu topluluğa sökest denir. Sökest durumundaki ölü kemik, çevresindeki irin miktarının artmasıyla oluşan bir fistülle dışarı atılır. Sökest dışarı atılamazsa, çevresi bir kapsülle sarılır ve sağlam dokularla ilişkisi kesilir; buna “ölü tabutu” denir.

REJENERASYON TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

REJENERASYON: Bir doku kaybından sonra ortadan kalkan hücrelerin yerini aynı cinsten ve aynı değerde hücrelerin çoğalarak doldurması-dır. Buna en iyi örnek, kuyruğu kopan bir kertenkelede yeni kuyruk oluşmasıdır. İnsanda her doku rejenere olamaz, deri, mukoza, damarlar ve kemik iliği iyi rejenere olur. Ancak kas, akciğer ve beyin hücrelerinde rejenerasyon yeteneği yoktur. Bu hücrelerden ölen olursa yerini sikatris dokusu doldurur; bu sonuç ilgili organın çalışma yeteğini düşürür.

YARA İYİLEŞMESİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

YARA İYİLEŞMESİ: Bir kesikte, kesiğin iki kenarı birbirine yakınsa ya da dikişle karşı karşıya getirilirse iyileşme süresi kısalır ve yerinde iz bırakmaz. Oysa, yara kenarları birbirinden uzaksa ya da mikrop bulaşmışsa iyileşme süresi uzar ve yerinde iz kalır.

KANAMA TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

KANAMAKANAMA:

Kanama, kanın damarlardan dışarı çıkması. Sağlıklı kimselerde, genellikle yaralanma sonucu görülen kanamanın yaratacağı etki, bedenin ne kadar zamanda ve ne ölçüde kan yitirdiğine bağlıdır: Kanın üçte birini apansızın yitirmek ölüme yol açabilir; oysa 24 saatte üçte ikisini yitirmek, bedenin yitirdiği kanı yerine koyması koşuluyla ölüm tehlikesi yaratmayabilir.

Kadın hastalıkları dalında kanama dendiği zaman vaginadan gelen kanamalar anlaşılır. Böyle vaginal yoldan gelen kanamalar pek çok hastalığın bir belirtisi olabilir. Kadın hastalıklarının en önemli yakınmalarından olan kanamalar ya gebelikle ilgilidir ya da gebelikle ilgili değildir. Yani gebelik boyunca görülebilen kanamalar, gebelik dışında görülen kanamalardan farklı gruplarda yorumlanır. Gebelikle ilgili olan kanamalara örnek olarak düşükleri gösterebiliriz. Gebeliğin dışında görülen, hamilelikle ilgili olmayan kanamalar:

Sistemik nedenlerle olan kanamalar: Tüm vücudu ilgilendiren bazı hastalıklar, yani sistemik hastalıklar da kanamalara neden olabilir. Bu hastalıklara örnek olarak, metabolizma hastalıklarını (şeker hastalığı gibi), kan hastalıklarını, kalp yetmezliğini, karaciğer hastalıklarını, tüberkülozu (verem) gösterebiliriz.

Yaralanmalar dışında, hemofili, verem, mide ülseri, vb. hastalıklar da kanamalara yol açabilirler ve gerektiğinde hastaya kan vermek, yaşamını kurtarabilir. Günümüzde kan gruplarının belirlenmesi, kan verme işlemini, koruyucu sağlık Önlemleri yerine getirme koşuluyla tehlikesizleştirmiştir.

GANGREN TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

GANGREN: Gangren derinin bir bölümünün canlılığını yitirmesiyle ortaya çıkan lezyomı-dur. İyileşme ancak nedbe dokusuyla olasıdır. Reyno sendromu, trombo anjitis obliterans, elektrik çarpması, X ışını, donma, kuvvetli asit ve bazlar, insülin iğneleri, sifilis, şarbon, zona gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklar gangrene neden olabilirler..

ATROFİ TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

ATROFİ: Derideki bağdokusu öğelerinin hacim ve sayı bakımından azalmaları olayıdır. Bu durumda deri incelmiş, normal elastik özelliğini kaybetmiştir.Türberküloz, lepra, sifilis ve diğer bazı hastalıklarda deri atrofisi görülür..

Küçük Nöbet (Petit Mal-Absans) nedir hakkında geniş detaylı bilgi

KÜÇÜK NÖBET (PETİT MAL-ABSANS):

Küçük nöbet yaygın bir epilepsi türüdür. Diğer yaygın epilepsilerde olduğu gibi, epileptik boşalımın kaynaklandığı ilk odak beyin sapının üst bölümleridir. Buradan kaynaklanan epileptik boşalımlar daha sonra her iki beyin yarıkürelerine yayılırlar.

Küçük nöbetler en fazla çocuklarda görülmektedir. Nöbet 5-15 saniye kadar süren ani bir bilinç kaybı atağı biçimindedir. Nöbet sırasında hasta dış dünya ile ilişkisini kaybetmiştir. Halk arasında bu kısa nöbet “Ani dalmalar” biçiminde tanımlanır.” Nöbet geldiğinde bir iş yapıyorsa, nöbet sırasında yapılan iş durur. Örneğin hasta elinde tuttuğu bir şey varsa onu yere düşürür. Nöbet sırasında üst gözkapaklan arka arkaya açılıp kapanabilir. Nöbet bittiğinde ise hasta yapmakta olduğu işi bıraktığı yerden sürdürür. Hastalar nöbet sırasında yaptıklarını anımsamazlar, fakat nöbet geçirmiş olduklarını bilirler. 5-10 saniye gibi kısa bir süreyi kaplayan bu nöbetler, gün içinde 100-150-kez yinelenebilir. Bu durumdan ise hastaların normal yaşantılarının ne denli büyük bir aksamaya uğrayacağı ortadadır. Çocuklar büyüdükçe küçük nöbet atakları azalır. Bu nöbetler ilerki yaşlarda ya tamamen kaybolur ya da yerlerini büyük nöbetlere bırakır.

Biyopsi nedir? detaylı bilgi

BİYOPSİ: Herhangi bir dokudaki hastalığın tümünü, özelliklerini ve yapısını anlamak için ameliyatla alınan örneklere biyopsi denir. Küçük bir alandaki hasta doku tümüyle çıkarıldığında biyopsi tedavi edici nitelik gösterir. Biyopsi parçası uğun bir sıvı içinde patoloji laboratuvarı-na gönderilir. En uygun sıvı %10 formüldür, bulunamazsa alkol kullanılabilir, alkol 70 derece olmalıdır. Yumuşak dokudan oluşan normal bir biyopsi 36-4& saat içinde sonuç verir. Katı dokular içeren biyopsilerde bu süre uzar, çünki katı dokuların asitle yumuşatılması gereklidir. Meme kanseri gibi bazı hastalıklarda, ameliyat sırasında önce biyopsi yapılır j ve dondurulan Örnek incelenir; buna “frozen” denir, eğer alınan örnekte kanser varsa ameliyat sürdürülerek kanserli meme çıkarılır. Kanser saptanmazsa biyopsi yeri dikilir ve ameliyat bitirilir. Ayrıca böbrek ve bazı organlardan iğne ile yapılan biyopsi yöntemleri vardır; bu yöntemler, büyük ameliyatlara duyulan gereği ortadan kaldırır.

Biyopsi nasıl yapılır?
En az son 12 saattir aç olan hasta sol yanı üzerine yatınlır; göğüs kafe­sinin sağ yanına karaciğer düzeyinde yerel anestezi yapılır. Özel bi­yopsi iğnesiyle karaciğere girilerek doku parçası alınır.

Kemik Kırığının İyileşmesi TEDAVİSİ NE İYİ GELİR GENİŞ BİLGİ

KEMİK KIRIĞININ İYİLEŞMESİ: Kemik kırığı birbirini izleyen beş dönemden geçerek iyileşir.

1) Pıhtı dönemi: Kırık nedeniyle kemiğin o bölgesindeki damarlar kopar ve bunun sonucu olarak da o bölgesinde kanama olur. Damar dışına çıkan kan, kısa sürede kırık bölgesinde pıhtılaşır. Pıhtının içinde bir fibrin ağı oluşur. Fibrin ağı, daha sonra bu bölgeye gelecek hücreler için bir yol niteliği taşır. Kemiğin kırık uçlarındaki damarların bozulması sonucu bu bölgedeki hücreler ölür. Yani sınırlı bir alanda kemik nekrozu gelişir.

2} Organizasyon dönemi: Kırığı izleyen ilk 24 saat içinde, bu bölgede iltihap oluşur (iltihap bölümüne bakın). Bu iltihap alanında daha sonra granülasyon dokusu gelişir (granülasyon dokusuna bakın). Granülasyon dokusu daha sonra bağdokusuna dönüşür. Bağdokusundaki bazı hücrelerden osteoblastlar gelişir. Bu dönem bir hafta sürer. Bu süre boyunca osteoblastlar kemik trabeküllerini ve osteoit maddeyi kurarlar.

3) Kallus dönemi: Organizasyon döneminde bağdokusu içinde gelişen osteoit ve kemik trabekülleri adacıkları, kallus döneminde birbirleriyle birleşir ve bir kemik ağı kurarlar. Daha sonra “Enkondral kemikleşme” denilen özel bir kemikleşme ile asıl kemikleşmeye yönelinir. Bu yeni kemikleşme sonucu ortaya çıkan kemiğe “Kallus” denir. Kallus, kemik yüzeyinden biraz kabarıktır. Kallus dönemi, kırığı izleyen ikinci ve üçüncü haftaları

4) Kallusun biçimlenmesi: Kallus içinde yeni kurulan kemik trabeküllerinin, kemiğe binen yükü en iyi karşılayacak biçimde dizilmeleri, kallusun biçim kazanma dönemidir. Bu dönem, kırığı izleyen dördüncü ve beşinci haftaları kapsar.

5) Kallusun normal kemik yüzeyine inmesi: Kemik yüzeylerinden kabarık duran kallus, aylar sonra bazen birkaç yıl sonra kemiğin normal yüzeyine iner.

Hipertansiyon hakkında bilgi tedavisi ne iyi gelir

HİPERTANSİYON:

Hipertansiyon (yüksek tansiyon), insan sağlığını ciddi fakat sinsi bir biçimde tehdit eden bir durumdur. Yüksek tansiyonun kendisi bir hastalık değil, vücutta gelişen bazı hastalıkların yarattığı sonuçlardan biridir. Ancak yüksek tansiyon geliştikten sonra kendisi de birçok hastalıkların başlıca nedenini oluşturmaktadır. Hipertansiyona halk arasında büyük bir sıklıkla rastlanmaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde, halkın % 10-15′inde hipertansiyon olduğu saptanmıştır. Bu oran son derece yüksek bir orandır. Hipertansiyon kesinlikle yaşam süresini kısaltmaktadır. Tansiyonun yüksekliğiyle yaşamın kısalması birbirine paralellik göstermektedir. Tedavi görmeyen bir hipertansiyon hastasının, hipertansiyonun yerleşmesinden sonra ümit edilen yaşam süresi 20 yıl kadardır. Ancak gerek  Brtansiyonu gerekse bunu yaratan asıl „ atalığı tedavi edilen kişiler, normal bir insanın yaşam süresine erişebilmektedirler. Bilindiği gibi kalbin kasılması (yani sistol) sırasında saptanan kan basıncı değerine “Sistolik tansiyon” denilmektedir. Sistolik tansiyon halk arasında, “Büyük tansiyon” olarak bilinir. Kalbin diastol denilen gevşeme döneminde saptanan kan basıncı değerine ise “Diastolik basınç” denilmektedir. Diastolik basınç, halk arasında “Küçük tansiyon” olarak bilinmektedir. Tansiyon değerleri mm./cıva cinsinden,, ölçülür. Ölçüm sonucu bulunan değerlerden önce sistolojik olanı, sonra bir kesir çizgisi çizilerek diastolik olanı, daha sonra ise mm./cıva olduğu yazılır. Buna göre tansiyon değeri için 120/70 mm. /cıva yazıldığında, sistolik tansiyonun 120 mm./cıva, diastolik tansiyonun ise 70 mm./cıva olduğu anlaşılır. Erişkin bir insanın dinlenme anındaki kan basıncı, yani tansiyon değerleri 150/90 mm/cıvanın üstünde ise bu insanda tansiyon yüksekliğinin bulunduğu söylenir. Tansiyon yüksekliği, yalnız sistolik tansiyonu ya da yalnız diastolik tansiyonu ya da her ikisini içeriyor olabilir. Bunlar arasında en önemlisi diastolik tansiyonun yüksek oluşudur.

Eğer tansiyon yüksekliği 200/140 mm/cıva düzeyine ve daha yukarısına erişmişse, bu duruma “Malin hipertansiyon” denilmektedir. Hipertansiyon vakalarının yaklaşık % 90′mın nedeni bilinmemektedir.Bu tip hipertansiyonlara-”Primer hipertansiyon” ya da “Esansiyelhiper-. tansiyon” denilmektedir. Geri kalan % 10 hipertansiyon vakasının ise nedeni bilinmektedir. Bu tip hipertansiyon vakalarına ise “Sekonder hipertansiyon” denilmektedir. Hipertansiyonun belirtileri, tamamen bu durumun damarlar ve organlarda neden olduğu bozukluklardan kaynaklanmaktadır. Yüksek tansiyon özellikle damarları etkilemekte ve bunlarda artcrioloskleroz ve atheroskleroza neden olmak-liidır. Damarları bozulan organlar ise normal işlevlerini yerine getirememektedirler. Bu ise hastalarda, yüksek tansiyonun hazırlayıcı etken olarak rol oynadığı belirtilere yol açmaktadır. Hipertansiyonun en sık ve ciddi olarak etkilediği organların başında, kalp, beyin ve gözler gelmektedir. Bu organların etkilenmesiyle, hipertansiyonu düşündürecek olan diğer belirtiler ortaya çıkmaktadır. Hipertansiyonun hiçbir belirtisi yalnız kendisine özgü değildir. Hipertansiyonun belirtilerini, etkilemiş olduğu organa göre ayrı ayrı ele almayı uygun buluyoruz. (Tansiyon ile ilgili tamamlayıcı temel bilgileri, bu bölümdeki “Tansiyon” adlı başlıkta bulabilirsiniz).

Kan basıncının 90/140 mm cıva basıncının üzerine çıkmasıdır. Esansiyel hipertansiyon en sık görülen türdür; şişman, içine kapanık ve büyük kentlerde yaşayanlarda sıktır. Böbrek, sinir sistemi, kalp ve damar hastalıklarında, gebelikte ve hormon dengesizliklerinde hipertansiyon görülebilir. Hipertansiyon kalp ve damarları etkileyerek ölüme yol açar.

HİPERTANSİYON BELİRTİLERİ:

Hipertansiyonun belirtileri, yüksek tansiyonun bozmuş olduğu damar ve organlardan kaynaklanmaktadır. Hipertansiyon özellikle kalbi, beyni, gözün retina tabakasındaki damarları ve böbrekleri etkilemektedir. Yüksek tansiyonun değişik belirtileri, bu organların bozulan işlevleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu belirtilerin çıkmasıyla hipertansiyonun teşhis edilmesi belli bir gecikmeyi de yansıtmaktadır. Beynin e İkilenme siyle ortaya çıkan belirti ve özellikleri şöyle verebiliriz; Hastalar sabah uyandıklarında özellikle kafanın arka (oksipital) tarafında bir baş ağrısı duyarlar. Bu baş ağrısı günün ortalarına doğru hafifleyerek kaybolur. Ancak oksipital bölgedeki “sabah baş ağrısı” kural değildir. Baş ağrısı günün herhangi bir saatinde ve başın herhangi bir bölgesinde de ortaya çıkabilir. Hastalar baş dönmesinden de yakınırlar. Bu belirti oldukça sık görülür. Bir diğer belirti ise kulak çınlamasıdır. Beyin kanamaları, felçler, hafıza bozuklukları, kişilik değişiklikleri de yüksek tansiyonun beyin yoluyla kendini ortaya koyduğu belirtilerdendir. Yüksek tansiyon nedeni ile gözün retina tabakasındaki atardamarlarda daralmalar ve kanamalar görülebilir. Ağır vakalarda “Papilla” ödemi gelişir. Gözdeki bu değişiklikler görme bozuklukları ve hatta körlüğe bile neden olabilir. Tansiyonun yüksek oluşu kalbin iş yükünü çoğaltır. Kalp kası artan bu iş yükünü karşılayabilmek amacıyla önceleri büyür (hipertrofi] ancak büyümüş olan kalp, bir süre sonra kendisini bırakır ve genişler (dilatasyon). Kalp artık eskisi kadar güçlü kasılamaz, böylece kalp yetmezliği belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Kalp kasının büyümesi, kalbin oksijen gereksinimini artırır. Buna karşılık, kalbin koroner damarları artmış olan bu gereksinime yanıt verebilecek duruma gelemezler. Hele yüksek tansiyon nedeni ile koroner damarlarında athe-rosklerotik değişikliklerde gelişmişse, bunun sonucu olarak koroner kan dolaşımı ileri derecede bozulur ve kalpte iskemik belirtiler ortaya çıkar. Nefes darlığı, angina pektoris, çarpıntı, öksürük gibi belirtiler kalp yetmezliği ve iskeminin yerleşmiş olduğunu gösteren belirtilerdir (kalp yetmezliği ve angina pektoris başlıklarına bakınız].

Yüksek tansiyon nedeni ile böbrek damarlarında arteriolosklerotik değişiklikler geliştiğinde, böbrekler yeterince kanlanamazlar. Bunun sonucu olarak da bu organların işlevi olan kanın süzülmesi işlemi aksar. Bu durum tansiyon yükselmesine yol açar. Hastaların idrarlarında bir miktar protein ve alyuvarlara rastlanır. İlerlemiş vakalarda böbrek yetmezliğine ait belirtiler ortaya çıkar. Burun kanaması, fazla terleme, çok su içme, çok idrara çıkma, halsizlik gibi belirtiler yüksek tansiyonu yaratan nedene bağlı olarak ortaya çıkan diğer belirtilerdir.

HİPERTANSİYON GELECEĞİNİ OLUMSUZ ETKİLEYEN ETKENLER

1) Erkek olmak

2) Hipertansiyonun genç yaşta başlaması

3) Diastolik basıncın sürekli olarak 115 mm./cıvanın üstünde olması

4) Kalbin büyümüş olması

5) Kalp yetmezliğinin gelişmiş olması

6) Kalpte iskemik bozuklukların gelişmiş olması

7) Böbrek işlevlerinin bozulmuş olması 8} Beyin damarları ve beyin bozukluklarının gelişmiş olması

9) Gözün retina tabakasında damarsal bozuklukların yerleşmiş olması

10) Göz papillasının ödemli olması (papilla ödemi)

kanlanma eksikliğidir. Bir dokuya gelen kanın yetersiz oluşu, o bölgede oksijen eksikliğine, besleyici maddelerin eksilmesine ve hücrelerdeki metabolizma artıklarının dokuda birikmesine neden olmaktadır. îskeminin neden olduğu bu üç olay, sonuç olarak jskemik bölgedeki hücrelerin ve dolayısıyla dokunun normal işlevlerini yerine getirmesine engel olmakta, daha ağır ve uzun süren iskemilerde ise hücrelerin ölmesine neden olmaktadır, iskemi nedeni ile herhangi bir dokuda hücrelerin ölmesine, yani dokunun nekroza uğramasına. “İnfarkt” denilmektedir. Kalpte gelişen infarktüse ise “Miyokard infarktüsü” adı verilmektedir.

İskemi,dokuya gelen kan miktarının azalması sonucu gelişebileceği gibi, yeterli miktarda gelen kanın özellikle oksijen yönünden yeterince zengin olmamasıyla da ortaya çıkabilir. Dokuya gelen kanın miktarı ile kalitesinin yeterli olmasına karşın, dokunun artmış olan oksijen ve kan gereksiniminin yeterince karşılanamaması da iskemik bir tablonun doğmasına yol açabilir. Görüldüğü gibi, iskemi olayı, bir yerde dokunun kan ve oksijen gereksinimiyle dokuya gelmekte olan kanın miktarı ve özellikle oksijen bakımından kalitesi arasındaki dengeye bağhdır. Diğer bir anlatımla iskemi, dokularla kan arasında kurulmuş bir “istenim, sunum” (arz talep) dengesidir. İskemik kalp hastalıkları, kalp kasnını oksijen gereksinimi ile kalbin koroner damarlarının bu gereksinime yanıt vermesi arasındaki olumsuz dengeden kaynaklanmaktadır. Bu olumsuz denge, çeşitli nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Bunların başında kalbin koroner damarlarının atheroskleroza bağh olarak daralmaları gelmektedir. Daha az sıklıkla rastlanan diğer iskemi nedenleri ise şunlardır: Koroner damarlarının kan pıhtısıyla tıkanmaları, koroner damarların spazmı, koroner damarların aortadaki deliklerinin daralması, koroner damarlardan birinin ya da ikisinin, doğumsal bir anormallik olarak aorta yerine, trunkus pulmonalisten doğması, kalp kasının büyüyerek kan ve oksijene olan gereksiniminin artması, anemi (kansızlık) sonucu kanın yeterince oksijen taşıyamaması, tansiyon düşük olması.

HİPERTANSİYON YARATAN ETKENLER:

Çeşitli hastalıklar ve hastalık dışı bazı özel durumlar tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bunlardan bazıları yalnız sistolik tansiyonun yükselmesine neden olurken, bazıları da hem sistolik hem de diastolik tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Tabloda tansiyon yüksekliğine yol açan etkenler kısaca belirtilmiştir. Bu etkenlerden bazıları bu bölüm içinde incelenecektir. Bazıları ise ayrı başlıklar halinde ele almaç aktır.

Yalnız sistolik tansiyonun yüksek oluşu, damar ve organlar için ciddi tehlikeler yaratmaz. Primer aldosteronizmde, salgılanmakta olan aldostero-nun etkisiyle hastanın vücudunda tuz ve su birikirken, böbreklerden fazla miktarda potasyum kaybedilir ve kanın potasyum miktarı düşer (hipokalemi). Primer aldosteronizm konusu ansi-lopedinin “Hormonlar bilimi” bölümünde anlatılmıştır. Feokromositomada salgılanmakta olan katekolaminler, damarlar üzerine etki ederek tansiyon yükseldiğine neden olmaktadırlar. Den ğum kontrol hapları da bazı kadınlarda hipertansiyona neden olmaktadır. Bunun nedeni doğum kontrol haplarında bulunan östrojen hormonunun ” Aniiotensinojen” denilen hormonun yapımını artırmasıdır. Bilindiği gibi anjiotensüıojen, . böbreklerden salgılanan ve “Renin” adını alan bir hormonun etkisiyle, “Anjiotensin” denilen maddeye dönüşmektedir. Anjiotensin ise böbreküstü bezinden (sürrenal) aldosteron salgılanmasına damarların büzülmesine ve katekolamin denilen bazı sinir hormonlarının salgılanmasına neden olarak, tansiyonu yükseltir. Doğum kontrol haplarına bağlı olarak hipertansiyon gelişen kadınlarda bu hapların kullanımma hiç değilse 6 ay ara verilip, hipertansiyonu yaratabilecek olan başka nedenlerin varolup olmadığı araştırılmalıdır.

HEM SİSTOLİK HEM DİASTOLİK HİPERTANSİYON NEDENLERİ

1) Primerhipertansiyon (Esansiyel hipertansiyon): bütün hipertansiyon vakalarının %90′nım oluşturmaktadır.

2) Kronik pivelonef rit böbrek dokusunun ve böbrek helvisinin müzmin iltihabı)

3) ReDovasküler nedenler (böbrek atardamarlarının çeşitli nedenlere bağlı olarak daralmaları ya da tıkanmaları)

4) Glomerülonefrit [böbrek glomerüllerinin iltihaplanması)

5) Polikistik böbrek (böbreklerde kistlerin bulunması)

6) Feokromositoma (sürrenal medulladan kaynaklanan ve katekolaminler salgılayan bir tömür)

7) Akromegali (büyüme hormonunun aşırı salgılanması}

8  ) Cushing sendromu (sürrenal korteksten kortizol hormonunun aşırı salgılanması)

9) Primer aldosteronizm (Conn sendromu): Sürrenal kor-tekste aldosteron salgılayan bir tümörün bulunması

10) Aorta koarktasyonu (Aorta kavisinde doğumsal olarak darlık olması)

11) Sinir sistemini ilgilendiren çeşitli hastalıklar

12) Eklampsi

13) Doğum kontrol hapları

ikincisi ise böbreğin esas dokusunu (parenkim} ilgilendiren hastalıklardır. Böbrek damarlarındaki bozukluk ve hastalıklardan kaynaklanan hipertansiyonlara "Renovasküler hipertansiyonlar" denilmektedir. Böbreğin 'esas (parenkim) dokusundan kaynaklananlara ise "Böbrek parenkim hipertansiyonları" denilmektedir. Renovasküler hipertansiyon vakalarında, böbreğin atardamarlarından bir ya da birkaçında gelişmiş olan atheroskleroz ya da böbrek damarları komşu bir dokudan kaynaklanan bir tümörün baskısı sonucu daralabilir. Bu gibi durumlarda, böbrek dokusuna yeterli basınçta ve yeterli miktarda kan gidemez. Bu durumda böbreklerden "Renin" denilen hormon salgılanır. Renin hormonu anjiotensinojen-anjiotensin -aldosteron zinciri üzerinden hipertansiyona yol açar.

Böbrek parenkim hipertansiyonları ise çeşitli hastalıkların böbreklerin esas dokusunu bozmaları sonucu gelişirler. Bu hastalıklara örnek olarak "Glomerülonefrif'leri, "Piyelonefrifi, "Polikistik böbreği" gösterebiliriz. Böbreklerin esas dokusunun bozulmasıyla, bu organların kanı süzme işlevlerinde aksaklıklar gelişir. Bunların içinde hipertansiyon yönünden en önemli olanların başında, vücuttaki fazla tuz ve suyun böbreklerden atılamayıp vücutta ve kanda birikmesi gelir. Bu birikim ise tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Böbreklerin esas dokusunda bozukluk "Bradikinin" ve "Prostag-landin" adlı iki maddenin azalmasına neden olmaktadır .Sözüedilen bu iki maddenin böbrekler tarafından da üretildiği düşünülmektedir. Böbrek esas dokusunun zedelenmesi sonucu bu maddelerin azaldığı düşünülmektedir. Gerek bradikinin gerekse de prostaglandin damarlar üzerine genişletici etkiye sahiptirler. Bu maddelerin azalmasıyla damarların genişlemesinde de bir azalmanın gelişeceği ve buna bağlı olarak da tansiyonun yükseldiği düşünülmektedir.

HİPERTANSİYONUN TEDAVİ İLKELERİ:

Yüksek tansiyon kesinlikle tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedaviye başlamadan önce, yüksek tansiyonun hangi tipte olduğu ortaya konulmalıdır. Başlıca üç tedavi yöntemi
vardır. Bunlar "İlaç tedavisi", "Cerrahi tedavi" ve Alışkanlıkların düzenlenmesi"dir. Yüksek tansiyonun tedavisinde kullanılmakta olan çeşitli ilaçlar vardır. Bu ilaçlar değişik yollardan çleğişik etkiler oluşturarak, tansiyonun ' düşmesine yardım etmektedirler. Bu ilaçların etki yerleri ve etki biçimleriyle ilgili bilgiler, bu bölümün sonunda yer alan "Kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar" adlı başlıkta verilmektedir. Sekonder hipertansiyon vakalarının bazılarında ise daha Önce belirttiğimiz çeşitli tümörler ve böbrek damarları tıkanmaları sorumlu olmaktadır. Bu gibi tümörlerin cerrahi olarak çıkartılmasıyla, hipertansiyon tedavi edilebilmektedir. Böbrek damarları ileri derecede yaygın olarak bozulmuş vakalarda, böbrekte artık iyileşemeyecek bozukluklar gelişeceğinden, etkilenmiş olan o böbreğin çıkartılmasıyla hipertansiyon vakalarının tedavisi mümkün olmaktadır. Böbreğin büyük bir damarı tıkandığında ve böbrek dokusu da fazla bozulmadığında, damarın tıkanmış olan noktasının ön ve arka bölgeleri arasında başka bir damar aracılığı ile bir köprü kurularak, tıkanık bölge bir yan yol ile aşılmış olunur. Bu tip ameliyatlara "Baypas" ameliyatları denilmektedir.

Hipertansiyonlu hastaların ilaç kullanmalarına karşın, günlük tuz alımlarını azaltmaları, fazla kilolarını da .atmaları gerekmektedir. Diğer yandan bu kişilerin kesinlikle sigara alışkanlığından vaz geçmeleri gerekmektedir. Daha sakin bir yaşamıyeğlemeleri ise kuşkusuz sağlıkları açısından önemlidir. Düzenli olarak yapılan spor çalışmaları ise kesinlikle kan basıncının düşmesine yardım etmektedir. Ancak kişinin seçeceği sporun gerek cinsi gerekse de ağırlığı, kişinin kalbinin karşılayabileceği düzeyde olması gerekmektedir. Yürüyüşler, hafif koşular, yüzme ülkemizinkoşuilarmdakolayca gerçekleştirilebilecek olan spor çalışmalarıdır. Yüksek tansiyon vakaları gerektiği gibi tedavi edildiklerinde, normal yaşam süresini kısaltmamaktadır. Tedavi edilmeyen vakalar ise en fazla 20 yıl içinde kaybedilmektedir. Bazı etkenler yüksek tansiyonlu hastanın geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir.

ESANSİYEL HİPERTANSİYON (PRİMER HİPERTANSİYON):

Hipertansiyon vakalarının % 90'ını esansiyel hipertansiyon oluşturmaktadır. Günümüzün tıbbi olanakları, bu vakaların altında yatan hazırlayıcı nedeni henüz ortaya koyabilmiş değildir. Ancak ailesel eğilimin önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Kadınlar erkeklere oranla daha sık olarak primer hipertansiyona yakalanmaktadırlar. Esansiyel hipertansiyon sıklıkla 25-55 yaşları arasında başlamaktadır. İlk dönemlerde tansiyon yüksekliği tamamen yerleşmiş değildir. Fakat daha sonraları olay tamamen yerleşir .ve tansiyonun sürekli olarak yüksek olduğu saptanır. Primer hipertansiyon ancak damar ve organların çalışmalarını bozduğu zaman belirtiler oluşturmaya başlar. Bundan önce ise uzun süren bir sinsi dönem geçirir. Bu sinsi dönemde teşhise varılması, genellikle rastlantılara bağlıdır. Bu dönemde teşhis edilmiş olan primer hipertansiyon vakaları, kişinin sağlığının geleceği açısından büyük Önem taşımaktadır. Primer hipertansiyon teşhisine varılabilmesi için, sekonder hipertansiyonun kesinlikle saf dışı edilmesi gerekmektedir. Yani yüksek tansiyona neden olan hastalıklardan hiçbirinin o kişide bulunmadığı ortaya konulmalıdır. Primer hipertansiyonun klinik belirtileri yüksek tansiyondan etkilenmiş olan damar ve organların bozulmuş olan işlevlerinden kaynaklanmaktadır.

PORTAL HİPERTANSİYON:

Bilindiği gibi sindirim kanalından emilen besin maddeleri, bu kanalın duvarında bulunan ince toplardamar-lardaki kana karışmaktadır. Bu damarlar daha sonra birbirleriyle birleşerek sonunda tek bir büyük toplardamara açılmaktadırlar. "Vena porta" denilen bu damar, sindirim kanalında emilen besin maddeleri yönünden zengin olan kanı karaciğere taşımaktadır. Karaciğere gelmekte olan kanın % 75'ini vena porta taşımaktadır. Geriye kalan u/o 25'lik bölüm ise karaciğer atardamarı İle gelmektedir. Karaciğere geien her iki kan,karaciğer hücreleri tarafından işlendikten sonra, "Vena hepatika" denilen toplardamar yoluyla vücudun en büyük iki toplardamarından biri olan "Vena kava inferior" denilen damara boşaltılmaktadır.
Karaciğer dokusu içideki (herhangi bir nedene bağlı olarak) kan dolaşımı dirençle karşılaşacak olursa, "Vena porta" adlı toplardamar içindeki kan basıncı normalin üstüne çıkar. Bu basmç artışı ise vena porta damarını besleyen en küçük toplardamar birimlerine kadar yansır. Eğer bu damar birimlerine portal damar ağı ya da portal sistem diyecek olursak, şöyle bir kavram konuya basitlik kazandırabilir. Karaciğer iqindeki damarlarda kan akımına karşı bir direnç gelişecek olursa, bu damarlardaki ve portal damardaki kan basıncı yükselir. Bu basmç yükselmesi portal damar ağına da aynen yansır. Burada portal damar içindeki kan basıncının normal olduğunu belirtelim. Karaciğerde siroz geliştiğinde, dokunun içindeki nedbeleşme kan damarlarında normal kan akışını bozar, zorlaştırır, diğer yandan hasar görmüş olan karaciğer bölgelerinde de damarların sayısı da azalır. Her iki olay karaciğer içindeki kan dolaşımının dirençle karşılaşmasına ve buna bağlı olarak da portal damarda ve portal sistemde kan basıncı yükselmesine yol açar. Eğer vena portadaki kan basıncı 25-30 cm/su basıncını aşacak olursa, portal hipertansiyondan, yani portal damarda tansiyon (basınç) yüksekliğinden söz edilir. Vena portaya dalaktan da damar gelmektedir. Diğer yandan portal sistem, vücudun bazı bölgelerindeki diğer bazı toplardamarlarla da bağlantı kurmaktadırlar. Bu bağlantılar özellikle özofagusun son bölümünde, anusun hemoroid venalarında ve karaciğerin arkasında bulunan bazı toplardamarlarda görülmektedir. Portal damar sistemindeki basınç artışı, yukarıda değindiğimiz vücudun diğer toplardamarlarına da yansır. Bunun sonucu olarak da, yani portal damar sistemindeki basmç artışının yukarıda değindiğimiz toplardamarlara yansımasıyla, bu damarlarda genişlemelere ve varisleşmelere yol açmaktadır. Örneğin portal damar sistemindeki basınç artışı özofagusun son bölümündeki toplardamarlara yansımasıyla, özofagusda mukoza yüzeyinin altında varisler oluşmaktadır. Bu varisler ise zaman zaman kanayabilmektedirler. Bu kanamalar hastanın yaşamını tehlikeye sokacak boyutlara varabilmektedir. Benzer varisler de rektumun "Hemoroid" toplardamar ağında gelişmektedir. Karaciğerin arkasındaki bazı toplardamarlar ise bir yandan portal damar sistemiyle bağlantı içindeyken, diğer yandan da karın Ön duvarındaki toplardamarlarla bağlantı içindedirler. Bu nedenle portal hipertansiyon karaciğerin arkasında bulunan toplardamarlar aracılığıyla karın ön duvarındaki toplardamarlara yansımaktadır. Bu durumda hastanın karın derisindeki toplardamarların genişleyip kıvrımlarını arttırıp, belirgin bir hale geldikleri görülür. Bu damarlar göbek deliğinden çevreye doğru ışınsal bir yayılma gösterirler. Üu görünüme "Kaput meduza" denilmektedir. Dalaktan gelen bir toplardamarın vena portaya birleştiğini belirtmiştik. Bu durumda portal sistemdeki kan basıncının artışı dalağa da yansıyacak ve bu organda kan göllenmesiyle büyümeye (splenomegali) yol açacaktır. Portal hipertansiyon geliştiğinde, karaciğer koması gelişme riski de artmaktadır. Portal hipertansiyonda vena portadaki kan basıncının düşürülmesi için bu damar ile yakındaki bazı büyük toplardamarlar arasında cerrahi girişimlerle bağlantılar oluşturulmaktadır. Varislere karşı da cerrahi girişimler gerekebilmektedir.

MALİN HİPERTANSİYON:

Sistolik kan basıncının 200 mm./cıva, diastolik kan basıncının ise 140 mm/cıvanın üstünde olduğu vakalar için "Malin hipertansiyon" deyimi kullanılır. Kan basıncının çok yüksek değerlere ulaşmasından özellikle böbrekler, gözün retina tabakasındaki damarlar, beyin ve kalp etkilenmektedir. Böbrek atardamarlarında nekrozlar gelişmekte ve hasta süratle ağır bir böbrek yetmezliğine girmektedir. Malin hipertansiyon (ağır hipertansiyon] erkeklerde 40-50 yaşları arasında daha sık gelişmektedir. Kadınlarda ise bundan yaklaşık on yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Malin hipertansiyonun belirtileri ve diğer yüksek tansiyon vakalarında olduğu gibi, etkilenmiş olan damar ve organlardan kaynaklanmaktadır. Ancak bu belirtiler daha hızlı ve ağır seyretmektedir.

Tedavi görmeyen malin hipertansiyon vakalarının yaklaşık yarısı ilk 6 ay içinde kaybedilmektedir. Diğer yarısı ise ikinci altı ay içinde ölümle sonuçlanmaktadır. Vakaların yaklaşık % 70′i böbrek ve kalp bozuklukları nedeni ile kaybedilirken, % 20 vaka ise beyinde gelişen damarsal bozukluklardan kaybedilmektedir.

HİPERTANSİYONA BAĞLI BAŞ AĞRISI:

Yüksek tansiyonun geliştiği hastalarda, damar hastalığının yerleşmeye başladığı dönemlerde tansiyondaki küçük oynamalar,baş ağrısına neden olmaktadır. Ağrı, başta bir ağırlık duygusu biçiminde olmaktadır.

Barut ağacı nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Barut Ağacı


Barut Ağacı Hakkında Genel Bilgiler
Barut Ağacı 5 metreye ulaşan boyları, siyah meyvesi bulunan bir ağaç çeşididir. Aynı zaman da Erkek Akdiken adıyla da bilinen bir ağaçtır. İçesin de; tanen, şeker, acı madde, saponin, frangulin isimli maddeler bulunur.

Barut Ağacı Yararları (Faydaları)
• Barut ağacı idrar söktürücüdür, Vücuttan ödemi atmada çok yardımcıdır.
• Kabızlığı da geçirir Barut ağacı, müshil etkisi yaratır.
• Barut ağacı karaciğer içinde oldukça yayarlıdır, sarılık ile siroz hastalığı için de yararlıdır.
• Dolaşım da sorunlar ve bozukluklar var ise Barut ağacı bu sorunlar için de faydalıdır.


• Basur problemi için de yararlıdır Barut ağacı.
• Gut rahatsızlığı için de yararlıdır Barut ağacı.
• Barut ağacı Spazm çözmede de çok faydalıdır.

Barut Ağacı’ nın Zararları
Barut ağacının zararı bulunmamaktadır.

At Kestanesi nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

At Kestanesi Hakkında Genel Bilgiler

Görüntü itibariyle oldukça güzel ve masum görünen atkestanesi, bir insanı öldürebilecek kadar zehir içerdiği için halk tarafından pek toplanmaz. Ancak özellikle son yıllarda kozmetik alanında sadece dışarıdan sürülmek üzere atkestanesi kremi, at kestanesi solüsyonu ve at kestanesi yağı olarak hazırlanan atkestanesi, yaşlanmaya ve kırışıklara adeta savaş açtığı için kozmetik sanayinin gözde ürünlerinden biri olmuştur.

At Kestanesinin Yararları (Faydaları)

Atkestanesi, özellikle krem, merhem, tentür, jel kıvamına getirilerek cilde sürülerek kullanımında, cildin sivilcesiz, pürüzsüz bir görünüm almasına, varis olan bölgelere sürüldüğünde varisin öncelikle ağrılarının geçmesinde akabinde görüntü olarak ortadan kalkmasına, antioksidan yönüyle damar hastalıklarına, hemoroit rahatsızlığına (basur), ödemlerin yok olmasına fayda sağlar.

Özellikle bayanların cildindeki kırışıklıklardan kurtulmak için botox etkili kremlerin özünde atkestanesi vardır. Bunun yanında yaz mevsiminde güneşin zararlı ışınlarına maruz kalan cildinizde oluşan kahverengi güneş lekelerine karşı son derece faydalı olan atkestanesi kremi kozmetik sanayinin kırışıklıların düşmanı olarak gördüğü en başarılı ürünlerindendir.

at kestanesi

At Kestanesi Kullanımı

Kozmetik sanayi tarafından toplanır, krem, yağ,solüsyon haline getirilir ve kırışıklıklar, hemoroit, varis gibi rahatsızlıklara dışarıdan krem şeklinde kullanmak üzere satışa sürülür. Her ne kadar evde belli kaynatma ve kullanma şekilleri ifade edilse de bu son derece zehirli bitkinin uzmanlar dışında hazırlanmasının ölümcül tehlikelere yol açabileceğini bildiğimiz için evde kaynatma ya da pişirme önerilerinde bulunmayı doğru bulmuyoruz. Can sağlığınız her şeyden önemlidir. Bu yüzden evde atkestanesi kaynatmak yerine, su anda ortalama fiyatı 15 dolar olan atkestanesi kremi, eczaneden satın alarak kırışıklıklarınız, cilt lekeleriniz, varis ağrılarınız, ödemleriniz için gönül rahatlığı ile gece yatmadan önce çok az miktarlarda problemli bölgeye sürerek hafifi bir masaj etkisi ile düzenli kullanımda kısa sürede faydasını görebilirsiniz.

At Kestanesi Zararları

Atkestanesi de, diğer bütün şifalı bitkiler gibi doğru kullanıldığında mucizeler yarattığı gibi, yanlış kullanım sonucunda büyük felaketlere sebep olabilir. Atkestanesi yoğun zehirli yapısı yüzünden toplanıp çiğ veya kaynatılarak tüketilmesi son derece sakıncalıdır.

Örneğin atkestanesini kaynatarak suyunun içilmesi zehirli meyvesi sebebiyle ölüme bile yol açabilir. Bu yüzden atkestanesi asla çiğ veya kaynatılarak tüketme riskini girmemelisiniz. Bunun yanında tablet halinde satılan atkestanesi hapları diye tabir edilen ilaçları asla doktor kontrolü dışında kullanmamalısınız.

Yaban Mersini nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Yaban Mersini Hakkında Genel Bilgiler

Karadeniz’in eşsiz nimetlerinden biri olan yaban mersini bitkisi, üzüme benzeyen görünümüyle şifa deposu olan şifalı bitkilerdendir.

Yaban Mersininin Yararları (Faydaları)

Yaban mersininin yapraklarından veya kurutulmuş meyvelerinden hazırlayacağınız yaban mersini çayı ishal olduğunuz zaman anında ishal kesici etkisi vardır. Adet düzensizliği yaşayan kadınların yaban mersini çayı içmesiyle adet günlerinin düzene girdiği ve adet ağrılarının azaldığı görülür. İdrar yolları enfeksiyonlarına birebir gelir. Her türlü kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Yaban mersini kalp krizi riskini azaltır. Taze olarak tüketilen yaban mersini kanı temizler. Sakinleştirici etki veren yaban mersini, sinirsel rahatsızlıklar yaşayanların tercihidir. Bedendeki zararlı yağları dışarı atabilme özelliği olan yaban mersini, diyet listelerinin vazgeçilmez öğesidir.

Yaban Mersini Kullanımı

Yaban mersinini taze meyve olarak tüketebildiğiniz gibi yaban mersini suyu olarak da tüketebilirsiniz. Aktarlardan kurutulmuş olarak alacağınız yaban mersinini kaynattığınız suyun içine belli bir miktarda atarak demleyerek tüketebilirsiniz.

Yaban Mersini Zararları

Yaban mersininin kan şekerini düşürücü etkisi olduğu için şeker oranınızın düşük olduğu anlarda kullanımı sakıncalıdır. Kolesterol değerleriniz çok düşükse, yaban mersini kullanmaktan uzan durun zira yaban mersininin kolesterol düşürücü etkisi vardır.

Rezene nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Rezene Çayı Hakkında Genel Bilgiler

Son derece şifalı bir bitki olan rezene, Akdeniz ikliminin yaşandığı yerlerde yetişen, gerek rezene çayı, gerek rezene yağı olarak rahatsızlıklara iyi gelen şifalı bitkilerdendir.

Rezene Çayının Yararları (Faydaları)

    Rezene çayı ile mide ve bağırsaklarında oluşan rahatsızlıklardan özellikle gaz sancılarından kurutulabilirsiniz.
    İdrar yollarındaki iltihaplanmayı eriterek yo eden rezen çayı böylece idrar yollarınızı çalıştırmaya fayda sağlar.
    Özellikle sigara kullanan kişilerde, rezene çayı harika bir balgam söktürücüdür.
    Bebeklerini emziren annelerin sütünün rezene çayı içmesiyle birlikte çoğaldığı belirtilir.
    Rezene yağını romatizma ağrılarınıza masaj yaparak uygulamanızın yanında varis olan bölgelerinize yine aynı rezene yağını sürerek masaj yapmanız hem varis hem de romatizma ağrılarınızı hafifleterek zaman içinde yok olmasını sağlayacaktır.

rezene

Rezene Çayı Kullanımı

Hazır satılan rezene poşet çaylarından 1 poşet rezeneyi kaynamış bir bardak suya atarak demleyerek içebilirsiniz. Bunun yanında aktarlardan alacağınız rezene yağını varis ve romatizma ağrısı çektiğiniz bölgelere her gün mümkünse gece yatmadan 10 dakika masaj yaparak yatınız.

Rezene Çayı Zararları

Rezene iştah açan bir şifalı bitki olduğu için, kilo vermeniz gereken dönemlerde rezene çayından uzak durmanız gerekebilir. Hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan kişilerin rezene çayını kullanırken çok dikkatli olması gerekir.

Taflan nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Taflan Bitkisi Hakkında Genel Bilgiler

Görüntü itibariyle taflan bitkisi, kirazı andıran koyu kırmızı tanecikleri ile İstanbul’dan Avrupa’ya ünü yayılan, süs bitkisi olarak ev ve işyerinde de yerini alan, diğer isimleriyle laz kirazı, gürcü kirazı, karayemiş olarak da tabir edilen taflan bitkisi, hem estetik açıdan hemde verdiği şifalar açısından tercih edilen bir şifalı bitkidir.

Taflan, Taflan Bitkisi Yararları (Faydaları)

Taflan bitkisi sinir sistemini rahatlatır, özellikle bronşit, öksürük soğuk algınlığı (nezle) gibi kış hastalıklarına karşı bünyenizi korur. Kadınların adet dönemi yani regl dönemlerinde ağrıları hafiflettiği gibi, adet düzensizliği sorununu da çözer. Taze tanecik meyveleri idrar yolları taşları ve mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Kuru tanecikleri şeker hastalığına karşı kullanılır.

Taflan, Taflan Bitkisi Kullanımı

Kurutulmuş Taflan yapraklarının kaynatılarak demlenmeye bırakılması ve içilmesi ile bronşit ve öksürük şikâyetleri yok olur. Taflan bitkisi taze iken taneciklerini meyve olarak çiğ tüketildiği gibi, kurutulmuş taneciklerini kaynatıp demlemeye bıraktıktan sonra içilmesi durumdan ise şeker hastalığına iyi gelecektir.

Taflan, Taflan Bitkisi Zararları

Taflan bitkisinin yapraklarını ancak kuru olduğu anlarda kullanabilirsiniz. Çünkü taflan bitkisinin henüz taze olan yaprakları zehirlidir ve çiğ veya kaynatılarak suyunun tüketilmesi zehirlenmenize yol açar.

Anason nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Anason Hakkında Genel Bilgiler

Anason ülkemizde İzmir, Antalya, Balıkesir, Aydın da yetişen, keskin kokusunu içindeki anethol isimli yağdan alan, kullanılan kısmı sadece tohumları olan son derece şifalı bir bitki türüdür.

Anason Yararları (Faydaları)

Anason çayının özellikle kadınlar üzerinde birçok faydaları vardır.

    Bebeğine süt veren annenin anason çayı içmesiyle süt miktarı artar.
    Küçük göğüslere sahip olan bayanların göğüslerinin 1 beden kadar büyümesine yardımcı olur.
    Eğer hazımsızlık sorunu yaşıyorsanız, gaz şişkinlikleri yaşıyorsanız içeceğiniz anason çayı bu dertlerinize çare olacaktır.
    Çok sinirli bir yapıya sahipseniz anason çayı sayesinde gayet sakin bir yapıya geçebilirsiniz.
    Kan dolaşımı bozukluğu olan kişilerde anason çayı çok faydalıdır.
    Sık sık idrara çıkmanızı sağlar aynı zamanda vücuttaki su miktarını artırır.

Anason Kullanımı

Aktardan alacağınız anasonu hafif ezerek bir su bardağı kaynamış suyun içine 1 ya da 2 çay kaşığı kadar anasonu katarak 10 dakika demleyeme bırakır ve günde 1 bardak tüketirseniz doğru bir kullanım yapmış olursunuz. Ancak bütün şifalı bitkilerin kullanımının sürekli hale getirmenin bir süre sonra fayda etmediği gibi zarar vermeye de başlayacağını bilmelisiniz.

Anason Zararları

Anasonun uzun süreli kullanımlarında kişide bedensel uyuşukluk, konsantrasyon eksikliği, sürekli uyku hali gibi şikayetler görülmeye başlanır.

Adet dönemi yaklaşan bayanların anason içmeleri son derece sakıncalıdır, zira adet günleri içersinde aşırı kan kaybı yaşamalarına sebep olabilir. Bunun yanında hamilelerin anasondan uzak durmaları gerekir çünkü hamileler için anason, düşük yapmalarına neden olabilir.

Yeşil Çay nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Yeşil Çay Hakkında Genel Bilgiler

Özellikle son yıllarda yeşil çayın faydaları daha aşikâr bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır.

İçerdiği C vitamini ve E vitaminleri ile güçlü bir antioksidan olan yeşil çay, siyah çaydan sonra en çok tüketilen ikinci bitki çayıdır.

Yeşil Çayın Yararları (Faydaları)

    Kalp ritim bozukluğu gibi kalp rahatsızlığı olanlara yeşil çay çok yararlıdır.
    Unutkanlık sorunu yaşayanlar yeşil çayı günde 1 bardak tüketmeye başladıklarında kısa bir süre sonra hafızalarının kuvvetlendiğini fark ederler.
    Bağışıklık sisteminiz zayıf ise yeşil çay tüketmeniz son derece faydalı olacaktır.
    Felç olma riskine karşı koruyucu kalkan görevi gören yeşil çayın günde en azından 1 bardak tüketilmesinde fayda vardır.
    Yeşil çay diş çürümesini önlediği gibi ağız içi oluşabilecek yaralara karşı da son derece faydalıdır.
    Herhangi bir sebepten kaynaklanan ağız kokusuna bire bir çözümdür.
    Yeşil çay, berberi hastalığında tedavi edici etkiye sahiptir.
    Lösemi hastalığının ilerlemesini durdurur.

Yeşil Çay Kullanımı

Marketle satılan hazır poşet yeşil çaylardan alarak bir bardak kaynar suyun içine bir poşet atarak demlemeye bırakarak tüketebileceğiniz gibi, aktardan aldığınız yeşil çayları da bir bardak kaynar suyun içine bir çay kaşığı atarak demlemeye bırakarak da tüketebilirsiniz.

Yeşil Çay Zararları

Birçok faydası bulunan yeşil çayın, fazla tüketilmesinde veya yanlış yöntemlerle tüketilmesi durumunda bir takım zararları vardır.

    Mide bulantısı, kusma rahatsızlıkları yaşanabilir.
    Doktorlar tarafından teşhisi konmuş kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, kanser hastalıkları gibi hastalıkları olan kişiler yeşil çayın tüketilmesinde mutlaka doktoruna danışmalı ve doktorunun uygun gördüğü oranlarda tüketmelidir.

Afrodizyak bitkiler nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Afrodizyak Nedir?

İnsanların içindeki cinsel arzuyu uyandıran, cinsel yaşamını hareketlendiren ilaçlara, besin maddelerine, yağlara, bitkilere verilen genel ada afrodizyak denir.

Cinsel gücü artıran afrodizyak bitkiler nelerdir?

 Bu makalemizde belirttiğimiz bitkileri tüketmeniz halinde, cinsel hayatınız renklenecek, zira bu bitkiler cinsel güçleri artırıyor.

* Tarçın: hormonlarınızı çalıştırarak cinsel gücünüzü artıran tarçını, bir su bardağı sıcak suyun içine 1 çay kaşığı tarçın atarak çayı gibi içebilirsiniz.

 * Ay çekirdeği: hem kadınlarda hem erkeklerde cinse gücü artırır ancak fazla tüketmeniz halinde aşırı sivilce ve kilo artışına sebep olur. Cinsel hayatınızı renklendirmek için günde 1 avuç yiyeceğiniz kabak çekirdeği yeterlidir.

* Yulaf ezmesi:  özellikle bayanların cinsel güçlerini artırıcı yönü vardır. Sabahları kahvaltıda, sütle karıştırılan yulaf ezmesi cinsel isteksizlik şikâyetlerinize çözüm olur.

 * Üzerlik tohumu: 1gr ezilmiş üzerlik tohumunu, bal içine karıştırarak veya bir bardak suyun içine karıştırarak tüketirseniz, cinsel gücünüz artacak, cinsel hayatınız renklenecektir.



* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: sıkı bir afrodizyak etkisi olan kırmızı ve yeşil acı biberler cinsel hayatınızda performansınızı artıracaktır.

* Sarımsak: bütün hormonlarınızı harekete geçirerek, güçlü bir afrodizyak etkisine sahip olan sarımsak, çiğ olarak tüketilmelidir.

* Roka: Yeşil sebzeler içinde afrodizyak etkisi en fazla olan, rokadır. Tek başına yada diğer yeşilliklerin içinde her gün tüketilmesi cinsel yaşamınızda pozitif etkilere sebep olacaktır.

Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.

* Kekik ve nane: kurutulmuş baharat şeklinde gün içersinde çorbalara, salatalara, pilavlara ekerek tüketeceğiniz kekik ve nane cinsel yaşamınızı hareketlendirir.

* Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir.

* Vanilya: hamur işlerinde veya sütlü tatlılarda, dondurmalarda tüketeceğiniz vanilya afrodizyak etkisi yaparak cinsel yaşamınızı renklendirir.

* Isırgan tohumu: 250 gr balın içersine 25 gr ısırgan tohumu atarak karıştırmanız ve her gün yarım çay kaşığı veya en fazla 1 çay kaşığı tüketmeniz halinde cinsel performansınızın arttığını göreceksiniz.

* Arı sütü, bal ve polen karışımı: bu karışım sayesinde, tam bir afrodizyak etkisi hissederek son derece hareketli bir cinsel yaşama sahip olacaksınız.

Zencefil nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Zencefil Hakkında Genel Bilgiler

Kuran-ı kerim içinde adı geçen tek baharat olan zencefil, son derece faydalı bir şifalı bitkidir. Yaş zencefil, kurutulmuş zencefil,  zencefil yağı olarak üç farklı şekilde şifa dağıtan zencefil, sağlığınız için tam bir lütuftur.

Zencefilin Yararları (Faydaları)

Zencefil sayesinde gaz sancılarınızdan, ödem şişliklerinizden kurtulursunuz. Zencefil tüketmeye başladığınız an, normalin çok üstünde terlemeye başladığınızı fark edersiniz.  Böylece zencefilin zayıflamanızdaki faydasını görmeye başlarsınız. Sigara kullanılıyorsanız, harika bir balgam söktürücü olarak zencefili yiyebilirsiniz. Damar tıkanıklıklarına karşı son derece şifalı bir bitki olan zencefil, aynı zamanda kan damarlarınızı genişleterek romatizma ağrılarından kurtulmanızı da sağlar. Zencefil cinsel yaşamınızda da oldukça etkili olan şifalı bitkilerdendir, zira cinsel performansınızı artıran etkili bir afrodizyaktır. Hemoroit rahatsızlığına bire bir gelir.

Zencefil Kullanımı

Bir çay kaşığı zencefili, 1 bardak kaynar suyun içine katıyorsunuz ve demlemeye bırakarak, soğumadan içiyoruz. Bunun yanında taze olarak meyve niyetine tüketebilirsiniz.

Zencefil Zararları

Zencefilin bilinen bir zararı yoktur. Ancak aç karnınıza zencefili fazla tüketirseniz ishal olabilirsiniz. Her şeyin fazlasının z

Havuç nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Havuç Hakkında Genel Bilgiler

Kış mevsiminin en faydalı besinlerinden biri olan havuç, son yıllarda gerek çiğ tüketimi, gerek havuç suyu, gerek haşlanmış havuç olarak kullanılması halinde sağlık açısından birçok faydaları ortaya çıkan şifalı bitkilerdendir.

Havuç Yararları (Faydaları)

Unutkanlığı ile meşhur olanlar arasında yerinizi almış iseniz, artık yerinizi başkasına devredebilirsiniz, zira havuç suyu unutkanlığı birebir geliyor.

Cinsel performans düşüklüklerinde havuç tüketimi son derece faydalı. Öyle ki üreme hücrelerini çoğaltarak iktidarsızlık tedavilerinde havuç etkin bir yere sahip.

Havuç kalp krizi, akciğer kanseri gibi önemli hastalıklara karşı koruyucu kalkan görevi görüyor.

Migren hastalığı olanlarda havuç tüketimini artırdığı zamanlarda migren nöbetlerinin azaldığı görülmüş.

Havuç Kullanımı

Havuç suyu unutkanlığa karşı birebir çözüm olabiliyor. Bunun yanında kanser türlerine karşıda koruyucu görev gören havucun, beklenen etkisinden faydalanmak için içersindeki A vitaminin tamamının vücudumuza aksettirmemiz gerekir. Ancak havuç çiğ tüketerek veya suyunu sıkarak barındırdığı A vitaminin tamamını alamayız. Bunun için 1 bardak havuç suyuna mutlaka ama mutlaka 3 damla sıvıyağ damlatın. Böylece havucun içindeki A vitaminin tamamı vücudunuz tarafından emilmiş olur.

Havuç Zararları

Şeker oranı oldukça yüksek olan havucu şeker hastalığı olan kişilerin ve doktorlarına danışmadan kullanmaması öneriliyor.

Maydanoz nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Maydanoz Hakkında Genel Bilgiler

Yüksek oranda A ve C vitamini içeren maydanoz bütün vücudumuz için son derece tedavi edici özelliklere sahip şifalı bitkilerden biridir.

Maydanozun Yararları (Faydaları)

Bir demet maydonozun içinde yer alan C vitamini bir insanın bir günde içinde ihtiyacı olan bütün C vitaminini karşılayabilecek durumdadır.

Göz hastalıkları üzerinde son derece etkili olan maydanoz, böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizler.

Mesane iltihaplarını söken maydanoz, vücuttaki zehirli maddeleri idrar yoluyla dışarı atar.

Güçlü bir afrodizyak bitki olan maydanoz, cinsel performansın artmasına yardımcı olur.

Cilt tedavilerinde maydanoz suyu son derece faydalıdır.

Maydanozun Kullanımı

Akne, sivilce lekeleri, cilt kırışıklıkları gibi cilt sorunlarında 2 bardak suyu kaynattıktan sonra içine 1 demet maydanozu atar ve 5 dakika daha kaynatmaya devam tikten sonra ocaktan alır demleyip soğuduktan sonra yüzünüze sürerseniz kısa sürede cildiniz son derece sağlıklı, parlak, sivilcelerden arınmış, kırışıklar eskiye nazaran silikleşmiş olduğunu görebilirsiniz.

Yine aynı şekilde demlediğiniz maydanoz suyunu ılık iken içmeniz durumunda bedeninizdeki ödemden kurtulduğunuzu görebilirsiniz.

Maydanozun Zararları

Bebeklerini emziren anneler maydanoz tüketiminde dikkatli olmalıdırlar, maydanozun çünkü anne sütünü azaltıcı özelliği vardır.

Roka nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Roka Hakkında Genel Bilgiler

Roka genelde salataların içinde veya etli yemeklerin yanında sofralarımızdaki yerini alan, oldukça faydalı olan şifalı bitkilerdendir.

Rokanın Faydaları (Yararları)

Son derece faydalı bir şifalı bitki olan roka, safra ve karaciğer hastalıklarına birebir gelir

İyi bir idrar söktürücü olan roka, karnınızda şişkinliğe sebep olan, birikmiş fazla suyun idrar yoluyla vücudunuzdan atılmasını sağlar.

Eklem iltihaplarının temizlenmesini sağlar.

Sarılık hastalığını giderir.

Hazımsızlık şikâyetlerinde etkili bir çözümdür.

Cinsel gücü artırıcı özelliği ile güçlü bir afrodizyaktır.

Kanda bulunabilecek mikropları yok eder.

Rokanın Kullanıldığı Hastalıklar

Rokayı çiğ olarak taze şekilde salatalarda ya da kırmızı et yemeklerinin yanında kullanabildiğiniz gibi roka tohumlarını da hoş kokusu sebebiyle baharat olarak kırmızı et yemeklerinde ekleyebilirsiniz.

Rokanın Zararları

Roka iştah açıcı özelliği ile diyet yapan insanların fazla tüketmemesi gereken bir bitkidir. Yani iştahsızlık için birebirdir.

Fazla tüketimi sonucunda gaz yapan rokayı gaz sancısı çekmek istemiyorsanız fazla miktarda tüketmeyiniz.

Sinir Otu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Sinir Otu Hakkında Genel Bilgiler

Sinir otunu genelde yol kenarlarında, rutubetli topraklarda yetiştiğini görebilirsiniz. Mayıs ve eylül ayları arasında toplanabilen sinir otu son derece faydalı olan
şifalı bitkiler

dendir.

Sinir Otu Yararları (Faydaları)

Sinir otu bedende var olabilecek her türlü iltihapları durdurarak belli biraz zaman sonra tamamen temizlenmesine fayda sağlar.

Deri kaşıntılarına karşı etkili bir çözümdür.

Böcek sokmalarına karşı, deride meydana gelen açık yaralara karşı onarıcı, iyileştirici etkisi vardır.

Ağız ve diş sağlığına son derece faydalı olan sinir otu, özellikle diş eti iltihaplarına karşı büyük fayda sağlar.

Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

Sinir Otu Kullanımı

Sinir otu, şerbet, çay yapılarak veya sinir otu tohumu olarak da kullanılabilir.

Sinir otunun sadece tohumunu tüketilmesi halinde Böbrek taşı ve mesane taşları düşürülebilir.

Sinir otu çayı: 1 çay kaşığı sinir otu 1 su bardağı kaynamış suyun içine atılarak demlenmeye bırakılır ve ılık olarak içilebilir.

Sinir Otu Zararları

Düşük tansiyon hastalığı olanların d

Tere Tohumu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Tere tohumu Hakkında Genel Bilgiler

Vücudun ihtiyacı olan direncin tamamını tek başına verebilen tere tohumu, son derece faydalı şifalı bitkiler içinde en önde gelen bitkilerden biridir. Acı bir tada sahiptir.

Tere tohumu Yararları (Faydaları)

Tere tohumu yavaş çalışan metabolizmalar için tam bir takviye görevi görerek, metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

Tam bir vitamin deposu olan tere tohumu, güçsüz, yorgun bedeninize direnç sağlar.

Sigara kullanıyorsanız tere tohumu sigaranın vücudunuza bıraktığı zehri temizlemek gibi son derece faydalı bir görevi yerine getirir.

Tere tohumu suyu, saç dökülmesine (kellik) bire bir gelir.

Vitiligo hastalığı için faydalı bir şifalı bitkidir.

Tere tohumu Kullanımı

Acı bir tada sahip olan tere tohumunu bal ile birlikte kullanarak içmelisiniz.

Saç dökülmelerini önlemek istiyorsanız bir çay kaşığı tere tohumunu 1 litre kaynamış suyun içine atarak soğuyana kadar bekledikten sonra bu suyla saçlarınızı yıkayabilirsiniz.

Tere tohumu Zararları

Tiroitleri fazla çalışan hastaların tere tohumu kullanmaması gerekir. Çünkü tere tohumu troidleri olduğundan daha fazla çalıştırır.

Zayıflamak için tere tohumunu bilinçsizce tüketen kişilerin dayanılmaz gaz sancıları ile hastanelik olduğunu unutmayın. Aşırı tere tohumu kullanımı yoğun gaz sancılarına sebep olabilir.

Ülser hastalığı olan kişiler kesinlikle tere tohumu kullanmamalıdır. Zira ülseri azdırıcı etkisi görülebilir.

Tere Tohumu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Tere tohumu Hakkında Genel Bilgiler

Vücudun ihtiyacı olan direncin tamamını tek başına verebilen tere tohumu, son derece faydalı şifalı bitkiler içinde en önde gelen bitkilerden biridir. Acı bir tada sahiptir.

Tere tohumu Yararları (Faydaları)

Tere tohumu yavaş çalışan metabolizmalar için tam bir takviye görevi görerek, metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

Tam bir vitamin deposu olan tere tohumu, güçsüz, yorgun bedeninize direnç sağlar.

Sigara kullanıyorsanız tere tohumu sigaranın vücudunuza bıraktığı zehri temizlemek gibi son derece faydalı bir görevi yerine getirir.

Tere tohumu suyu, saç dökülmesine (kellik) bire bir gelir.

Vitiligo hastalığı için faydalı bir şifalı bitkidir.

Tere tohumu Kullanımı

Acı bir tada sahip olan tere tohumunu bal ile birlikte kullanarak içmelisiniz.

Saç dökülmelerini önlemek istiyorsanız bir çay kaşığı tere tohumunu 1 litre kaynamış suyun içine atarak soğuyana kadar bekledikten sonra bu suyla saçlarınızı yıkayabilirsiniz.

Tere tohumu Zararları

Tiroitleri fazla çalışan hastaların tere tohumu kullanmaması gerekir. Çünkü tere tohumu troidleri olduğundan daha fazla çalıştırır.

Zayıflamak için tere tohumunu bilinçsizce tüketen kişilerin dayanılmaz gaz sancıları ile hastanelik olduğunu unutmayın. Aşırı tere tohumu kullanımı yoğun gaz sancılarına sebep olabilir.

Ülser hastalığı olan kişiler kesinlikle tere tohumu kullanmamalıdır. Zira ülseri azdırıcı etkisi görülebilir.

Karadut nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Karadut Hakkında Genel Bilgiler

Karadut, içerdiği kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini sayesinde tam bir vitamin deposudur. Görüntüsü de tadı da rengi de mükemmel olan bu şifalı bitkinin birçok faydası var

Karadut Yararları (Faydaları)

Sürekli yorgunluktan şikâyet eden insanlar için karadut son derece faydalıdır.  Kişi kendini daha enerjik daha dirençli hisseder.

Karadut tam bir antioksidan deposudur, bu yüzden güçlü bir bağışıklık sistemine kavuşursunuz.

Yaşlanmayı geciktirici etkisi vardır.

Aç karnınıza yiyeceğiniz karadut bağırsak kurtlarını dökmenizi sağlar.

Kabızlık sorunu yaşıyorsanız karadut bire bir gelecektir.

Karadut Kullanımı

Karadutun yapraklarını kaynatıp, gargara yaparsanız diş eti iltihaplarından kurutulmuş olursunuz.

Karadutları meyve sıkacaklarına atıp suyunu çıkardıktan sonra suyunu cildinize sürer ve kuruduktan sonra yıkarsanız cilt çizgilerine ve sivilce lekelerine faydalı olur.

Şeker hastalığına faydalı olan karadutun yaprakları kaynamış suya atılarak 10 dakika demletildikten sonra günde 1 bardak içilir.

Karadut Zararları

Olgunlaşmış karadut kabızlık sorununuzu çözdüğü gibi ham karadut ise tam tersi kişiyi kabız eder. O yüzden karadut alırken bu iki noktaya dikkat edilmeli.

Nane nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Nane Hakkında Genel Bilgiler

Daha çok nemli yerlerde yetişebilen nane, iç açıcı görüntüsü ve harika kokusunun yanında sayısız faydaları ile sık sık kullanılan şifalı bitkilerdendir.

Nane Yararları (Faydaları)

Naneyi hangi şekilde tüketirseniz tüketin fazlasıyla yararlı bir şifalı bitkidir.

İştahınız kapanmışsa, canınız hiçbir şey yemek içmek istemiyorsa nane tüketmeniz iştahsızlık sorununuz giderecektir.

Çok sinirli insanların nane tüketimine ağırlık vermesi gerekir. Zira nanenin sinirleri yatıştırıcı etkisi vardır.

Karın ağrısı çeken insanların sık sık nane yiyerek mide ağrılarından kurtulduğu bilinir.

Bağırsak kurtlarından kurtulmanızı sağlar.

Kış mevsiminde bronşit, nezle, grip gibi hastalıklardan muzdarip kişiler kışa girmeden nane yemeye başladıklarında bütün kış boyunca ne nezle, ne grip, ne bronşit olmadıklarını görürler.

Nane Kullanımı

Nane yağını aktarlardan alabilir ve bu nane yağı cilt lekelerine sürerseniz kısa zamanda cilt lekelerinizin hafiflediğini bir süre sonrada yok olduğunu göreceksiniz.

Nane Zararları

Nane iştah açıcı özelliği ile kilo sorunu olan kişilerin fazla tüketmemesi gereken şifalı bitkiler arasındadır.

Lahana nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Lahana Hakkında Genel Bilgiler

Lahana kış mevsiminin en ucuz aynı zamanda en faydalı şifalı bitkilerindendir. Son birkaç yılda lahana suyunun zayıflamaya olan etkisi duyulmaya başlamasıyla lahananın diğer faydaları da öğrenilmeye başlandı.

Lahana Yararları (Faydaları)

Lahana, mide ülseri hastalığı olanlarda son derece tedavi edici özelliğe sahiptir.

Akne yâda sivilce sorunlarınızda lahana lapası ile 2-3 gün içinde çare bulmuş oluyorsunuz.

Bebeğinizi emziriyorsanız, lahana tüketiminizi artırmanız sütünüzün artacağı anlamına gelir.

Zayıflamaya yardımcı olur.

lahana Kullanımı

Lahana suyu ile zayıflamak için doğru bir adım atmış olursunuz. Birkaç dal lahana yaprağınızı kaynamış suyun içine atmanız ve 10 dakika kadar bekledikten sonra içmeniz durumunda kısa süre sonra beden ölçülerinizde küçülme olduğunu göreceksiniz.

Ayrıca aktarlardan alacağınız lahana yağını kilo olan bölgelerinize sürer ve streç filmler ile sarar 1 saat kadar beklerseniz kısa sürede bölgesel yağlanma sorununuzun ortadan kalktığını göreceksiniz.

Lahana Zararları

Bilinen bir zararı yoktur lahananın, ancak çiğ olarak fazla tüketildiği zamanlarda mide şişkinliğine sebep olabilir.

Hatmi Çiçeği nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Hatmi Çiçeği Hakkında Genel Bilgiler

Hatmi çiçeği güzel görünüşü ile sadece görsel bir şölen sumakla kalmayan, son derece faydalı bir şifalı bitkidir.

Hatmi Çiçeği Faydaları (Yararları)

Hatmi çiçeğinin idrar söktürücü özelliği vardır. Mide bağırsaklardaki sıkışmış gazın atılmasını sağlar.

Soğuk algınlığına, bronşite, öksürüğe karşı içeceğiniz hatmi çiçeği çayı son derece faydalı olacaktır.

Hatmi çiçeğinin en faydalı kısmı kökleridir. Köklerinin böbrek iltihapları başta olmak üzere vücudunuzdaki birçok iltihabı yok edici özelliği vardır.

Vücudunuzun herhangi bir yerinde çıkan sivilce, akne, yaraların üzerine lapa haline getirilen hatmi çiçeği sürülürse kısa zamanda yaraları onarıcı etkisini gösterir.

Diş sağlığı konusunda da son derece faydalı olan hatmi çiçeği, diş eti çekilmelerinde, diş iltihaplarına çözüm getirir.

Rahim hastalıklarında hatmi çiçeği, rahmin içinde çıkan hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.

Böbrek taşı olan kişilerin hatmi çiçeğinin tozunu kullanmaları halinde böbrek taşlarının eridiğini göreceklerdir.

Hatmi Çiçeği Zararları

Hatmi çiçeğinin belli bir zararı yoktur ancak her bitki gibi hatmi çiçeğinin de fazla kullanılması sakıncalıdır.

Hatmi Çiçeği Kullanımı

Hatmi çiçeğinin yapraklarını kurutur ve 1 litre kaynamış suyun içine bir tutam hatmi çiçeği yaprağı atarsanız demlediği anda çay olarak içebilirsiniz. Ayrıca bu çay ile yüzünü yıkamanız güneş lekelerini geçirecektir.

Üzerlik tohumu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Üzerlik tohumu

Üzerlik tohumu hakkında genel bilgiler

Üzerlik tohumu, halk arasında nazar otu diye bilinir. Üzerlik tohumu mayıs ve haziran aylarında ortaya çıkan, 70 santim boylarında ve beyaz çiçekleri olan şifalı bir bitkidir. Çoğunlukla Orta Anadolu yetiştir. Yüksek oranda A ve C su vitamin içeren, üzerlik tohumu çoğunlukla taşlı ve kumlu yerlerde yetişir.

Üzerlik tohumunun faydaları

Üzerlik tohumu bağırsaklarda oluşabilecek parazit ve bakterileri yok eder.

Üzerlik tohumu saç dökülme sorunu olan kişilerle sık çözüm sağlar.

Cinsel  performansı  artıran üzerlik tohumu, tam bir afrodizyak görevi görür.

Depresyona meyilli kişiler üzerlik tohumunu kaynatıp, çay şeklinde tüketirlerse depresyondan uzak durmalarında fayda sağlar.

Birçok kanser türüne karşı, üzerlik tohumu koruyucu kalkan görevi görür.

Nefes darlığı sorunu olan kişiler üzerlik tohumu kullandıklarında bu sorundan uzaklaştıklarını fark ederler.

Romatizma şikayetleri olan kişiler,  üzerlik tohumu kullanırlarsa, bu romatizma ağrılarının geçtiğini görürler.

Üzerlik tohumu aynı zamanda varisi ağrılarında da çözüm sağlar.

Üzerlik tohumunun zararları

Üzerlik tohumu, haddinden fazla kullanılması ile mide bulantısı, göz yanması tüp gibi sorunlara  sebep olabilir.

Üzerlik tohumunun kullanımı

Güzellik doğmadan faydalı olan tarafı iç tohumlarıdır. Çay olarak kullanmak istediğinizde, tohumlarını kurutup kaynatarak çayını yapabilirsiniz.

Gökçek iksiri nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Gökçek iksiri

Gökçek iksiri hakkında genel bilgiler

Gökçek iksiri, uzun yıllar yapılan çalışmaların ardından oluşturulmuş olan, içersinde yara otu, zeytin yaprağı, ada çayı, maydanoz, sarımsak, limon suyu, sirke, karanfil, zerdeçal, zeytin yaprağı, altın başak otu, at kuyruğu otu ve zencefil bulunan ilaç tedavisini destekleyen iksirdir.

Gökçek iksiri faydaları

    Beyin kanama riskini engelleyici özelliğe sahiptir
    Gökçek iksiri, kalp krizine sebep olan damar tıkanıklıklarını ve damar sertliklerini yok eder.
    Vücudun belli bölgelerinde oluşan kistleri yok eder
    Gökçek iksiri ile vücutta bulunan bakteriler, virüsler süt ve çeşitli mantar türleri yok edilir
    Cinsel isteksizlik sorunu yaşayan kişiler, gökçek iksiri ile bu sorunlar da çare bulabilirler
    Sindirim sisteminde sorun olan kişiler gökçek iksiri ile sindirim sisteminde rahatlama hissederler
    Vücudun çeşitli organlarında oluşan, çeşitli iltihaplar gökçek iksiri kullanımı ile yok edilebilir.
    Özellikle ense, koltuk altı, bacaklar iç kısmında oluşan yağ bezelerinin tedavisine Gökçek iksir faydalıdır
    Gökçek iksiri zararları
    Tavsiye edilen kullanım oranları aşılmadığı sürecek Gökçek iksirinin belli bir zarar yoktur

Gökçek iksirinin kullanımı

Kişinin yaşadığı rahatsızlığa göre, günde üç defa iki yemek kaşığı, yemeklerden önce kullanılabilir. Hastalık derecesi çok ilerlemiş ise, günde beş defa iki yemek kaşığı kullanılabilir. Ancak bazı kişilerin bünyeleri için bu doz ağır gelebilir bu yüzden günde beş kez bir yemek kaşığı alınabilir

Brokoli nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Brokoli

Brokoli hakkında genel bilgiler

Karnabahara çok benzeyen brokoli bir çok yerde İtalyan karnı baharı olarak anılmaktadır. Son derece şifalı bir bitki olan brokoli maalesef ülkemizde çok az  tüketilmektedir.  İnsan sağlığı açısından son derece faydalı olan bir çok vitamin brokoli içersinde mevcuttur.

Brokolinin yararları

Brokoli birçok kanser türüne karşı vücutta koruyucu kalkan görevindedir.  Özellikle akciğer kanseri, kolon kanseri, bağırsak kanserine karşı vücudun direncini artırır.

Kalp krizi geçirme  riski yok eder.

Yüksek oranda demir ve folik asit içeren brokoli kansızlık hastalığı çeken kişilerde rahatlatıcı etki gösterir.

Vücutta bulunan bütün toksinleri tamamen boşaltan brokoli sindirim sistemini rahatlatır.

Bağırsaklarda bulunan mikropları tamamen yok eden brokoli, kabızlık sorunu ortadan kaldırır.

Brokoliyi zararları

Brokolinin belli bir zararının olmamasına karşın, vücuttaki iyot emilimini azalttığı için çok fazla tüketilmemelidir.

Brokolinin kullanımı

Brokoli kişiyi olarak tüketildiği gibi, haşlanarak sıcak yemek tadında da tüketilebilir. Bunun yanında özellikle kış günleri blenderdan geçirerek içilen brokoli çorbası son derece faydalı olacaktır.

Hünnap nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Hünnap

Hünnap hakkında genel bilgiler

Hünnap anavatan’ı Suriye olan, Marmara ve güney Anadolu’da yetişen oldukça faydalı bir şifalı bitkidir. Hünnap bitkisinden faydalanmak için meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra güneş altında kurutulur ve çerez, çay  yada reçel olarak kullanılabilir.

Hünnap  yararları

    Göğüs ağrılarına birebir gelir.
    İdrar söktürücü özelliği vardır vücutta biriken ödemi yok eder.
    Boğaz ağrıları ve öksürük gibi şikayetlerde içilen hünnap çayı son derece faydalıdır.
    Barsak problemi yaşayan insanlar hünnap çayı tükettiği taktirde, ishal iste ise ishalini keser, kabız ise kabızlığını yok eder.



Hünnap zararları

Beli bir zararına rastlanılmayan hünnap bitkisi, her türlü şifalı bitkide olduğu gibi haddinden fazla kullanımında istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Hünnap kullanımı

Hünnap bitkisinin meyveleri  çerez olarak yenilir, kurutulmuş meyveler ise çay olarak demlenebilir. Hünnap çayı için dört su bardağı suyun içine 30 gram hünnap bitkisi konarak demlenir ve içilir. Aynı işlem dört su bardağı sütü ile de yapılabilir.

Şerbetçi otu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Şerbetçi otu

Şerbetçi otu hakkında genel bilgiler

Şerbetçi otu, özellikle endüstriyel sanayide kullanılan oldukça değerli bir şifalı bitkidir. Şerbetçi otu her iklim yetişmiş zoru olan, özellik hem şartları gerektiren bir şifalı bitkidir. Özellikle pastane sektöründe kullanılan, mayıs sanayide kullanılan şerbetçi otu, bira imalatında da sıkça tercih edilir. En çok yetiştiği ülke ise Almanya’dır.

Şerbetçi otu yararları

    Sinir sistemlerine onarıcı etkisi olan şerbetçi otu, sinirli insanları tarafından şerbetçi otu çayı yapılarak tüketilir.
    Cinsel performansı düşük olan insanlar tarafından tüketilen şerbetçi otu, tam bir afrodizyak etki gösterir.
    Mide ağrılarını birebir gelen şerbetçi otu, mide hazımsızlıklarını yok eder.
    Çok zayıf kişiler tarafından içilen şerbetçi ot çayı,  İştah açıcı özelliğe sahiptir.
    Sık sık idrara çıkartır ve böylece vücutta bulunan ödemi yok eder.
    Romatizma ağrısı olan kişiler, şerbetçi otur çayı içtikleri zaman romatizma ağrılarının hafiflediğini görür.
    Düzensiz  adet gören kadınlar, şerbetçi otu çayı ile düzenli adet görmeye başlarlar.
    Uykusuzluk sorunu yaşayan insanlar günde bir bardak şerbetçi otu çeliştikleri taktirde, rahat uyku çekerler.



Şerbetçi otunun zararları

Şerbetçi otunun, işte açan özelliğiyle diyet yapan kişiler tarafından dikkatli kullanılması gerekir.

Şerbetçi otunun kullanımı

Bir bardak kaynamış suyun içine, bir tutam şerbetçi otu atarak, demlemeye bırakılır ve demledikten sonra içilir.

Adaçayı nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Adaçayı Hakkında Genel Bilgiler

Adaçayı aynı zamanda diş otu, meryemiye adlarıyla da bilinmektedir. Yaprakları bitkinin kullanılmakta olan kısımlarıdır. Ada çayının kullanılacak olan yapraklarının taze ve kuru olması gerekir. Adaçayı Mayıs ile Haziran aylarında çiçek açmadan toplanır.

Adaçayının Yararları (Faydaları)

    Ada çayı vücudunuza güç ve kuvvet vermektedir.
    Bademcikler ve boğaz iltihaplarına da iyi gelmektedir Ada çayı.
    Adaçayı çok fazla terleyen kişiler içinde faydalıdır.
    Mide bulantısı içinde Adaçayı iyi bir ilaç niteliğindedir.
    Gaz söktürür, hazmın kolaylaşmasını sağlayıcıdır Ada çayı.
    İshali kesici etkisi de bulunmaktadır Ada çayının.
    Ada çayını aç karnınıza tüketirseniz kan şekerinizi düşürür.
    Menopoza giren kadınlar için Adaçayı mühim bir yardımcıdır.
    Unutkanlık problemleri yaşayan insanlar içinde Adaçayı çok faydalıdır.
    Adaçayı diş sağlığına da faydalıdır. Güçlendirir ve beyazlatıcılıdır.

Adaçayının Zararları

Yüksek tansiyonlu (hipertansiyon) olan kişiler Adaçayını çok kullanması sakıncalıdır çünkü çok tüketilmesi halinde tansiyonu yükseltebilir. Rahim kaslarını uyardığı için gebe kadınlar kullanmamalı. Emziren bayanlarında kullanmaması gerekir, sütün üretimine olumsuz etki yapmaktadır. Ufak çocuklara verilmesi de önerilmemektedir.

Bunların haricinde insanlar üzerinde aşırı tüketim yapılmadığı müddetçe farklı yan tesirleri görülmemiştir.

Adaçayının Kullanım Şekli;

Adaçayıçayının hazırlanışı; Bir bardak kaynayan suyun içerisine yarım yemek kaşığı ince doğranmış Adaçayını ekleyip ağzını kapatarak demlemeye bırakınız. Kaynatılmamalıdır. Demlemenin ardından süzünüz ve günde 2 veya 3 bardak içilebilir.

Oturma Banyosunun hazırlanışı; Adaçayı yaprakları 2 avuç alıp soğuk suyun içinde bir gece bekletilir ve ertesi gün kaynamaya yakın hale gelene kadar ısıtılır. Beş dakika kadar demlendikten sonra süzülür ve banyo suyunun içerisine konularak karıştırılır.

Adaçayı gargarasının hazırlanışı; 1,5 çorba kaşığı kurutulmuş ve doğranmış Adaçayı yaprakları 2 bardak soğuk olan suyun içerisine atılıp ateşe koyunuz. Kaynama noktasına ulaştığında ocağın altını söndürünüz. Üzerine kapakla kapatıp demlenmeye bırakınız ve 15 dakika kadar demleyiniz. Demlenmesi bitince süzerek günde sıkça 10 dakikalık sürelerle gargara yapılmalıdır.

Adaçayı Sirkesi; Geniş ağızlı bir şişenin içine Adaçayının çiçeklerini koyup, çiçeklerin üzerini kaplayacak kadar üzüm sirkesini ilave ediniz. Yaklaşık 14 gün süresince güneşin altına veya sıcaklığın yüksek olduğu bir yerde zaman, zaman çalkalanarak bekletilir. Daha sonrada süzülerek kullanılır.

Kekik nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Kekik Hakkında Genel Bilgiler

Yurdumuzda kırmızı etten yapılan mangal ve kebaplar oldukça sevildiği için bunların vazgeçilmez baharatı da Kekik olarak bilinmektedir. Kendine has harika denebilecek kadar güzel olan kokusu ve lezzetiyle kırmızı et yemeklerinin vazgeçilmezi olmuştur. Bununla birlikte geçmiş zamanlardan bu zamana kadar bilinen şifası çok olan ve bunun içinde kullanılan bir şifalı bitkidir Kekik ve kekik yağı.

Kekiğin Faydaları (Yararları)

    Kekik ve kekik yağı Akciğerlerimiz ve bronşlar için çok faydalıdır. Göğsümüzü yumuşatıp kolay nefes solunum yapmamızı sağlar. Bronşit rahatsızlığına iyi gelir. Öksürük problemi var ise bunu keser.
    Mide ağrısını dindirir, mideyi üşüttüğümüzde yaşanan problemler ile bağırsaklarımızın çalışmasını düzenleyicidir Kekik ve kekik yağı.
    Kekik ve kekik yağı sinirlerimizi yatıştırarak, vücudumuza sakinlik verme yönünden de oldukça faydalıdır.
    Bayanların adet kanamasını düzenler, bu dönemde yaşanan ağrıların şiddetini düşürür Kekik ve kekik yağı.
    Kekik ve kekik yağı Ağız içerisinde oluşan yaraların iyileşmesinde de önemli bir faktördür. Kekiğin suyu ile yapılan gargaralar bu yaraları tedavi eder.
    Alkol bağımlılığı olan kişileri de Kekik ve kekik yağı tedavi amaçlı kullanılır.
    Zayıf olan, çelimsiz ve güçsüz çocuklarda Kekik banyosuyla tedavi edilebilir.

Kekiğin Zararları

Gebe olan bayanların düşük tehlikesi yaratabileceğinden dolayı Kekik ve kekik yağı kullanması sakıncalı olabilir. Troid bezlerinin çalışmasını arttırması sebebiyle Kekik yağı Guatr hastası olan kişiler tarafından kullanmamalıdır. (Kekik çayı ise Guatr hastalarına bu şekilde etki göstermez kullanılabilir.)

Kekiğin Kullanımı

Kekik çayının hazırlanışı; 1 bardak suyun içerisine 2 çay kaşığı kekik konulup, suyun içerisinde ağzına kapak kapatarak kaynatılır. Daha sonra 10 dakika süresince demlenir ve demlendikten sonra süzülerek gün içerisinde 3 sefere kadar taze demlenmesi koşuluyla, karnınız açken veya öğün arasında soğumadan içebilirsiniz.

Kekik banyosunun hazırlanışı; Bir miktar Kurutulmuş olan Kekik, bir tülbent içine konur ve ağzı bağlanır. 3 litre kadar soğuk suyun içerisine koyup ısıtınız ama kaynatmayınız. Ağzını kapatıp 10-15 dakika süresince demleyiniz. Tülbent içindeki posayı güzelce sıkarak kekikle hazırladığınız suyunuzu banyo suyuna ekleyiniz. Yıkanacağınız suyun fazla sıcak olmamasına ve banyo sürenizin 20 dakikayı aşmamasına özen gösteriniz.

Kekik yağının kullanımı; kendi çocukluğumdan da bildiğim bu yöntem hala uygulanmaktadır. Karın ağrısı, gaz ya da mide üşütmesi gibi durumlarda üzerine 1 damla kekik yağını kesme şekerin üzerine damlatarak yiyin. Oldukça keskin ve acı tadı olmasına rağmen problemleri kısa sürede çözdüğünü göreceksiniz. İçinize ve boğazlara yoğun bir sıcaklık sağlar. Ayrıca ağrıyan bölgelere masaj yardımıyla sürülerek de verdiği ısı sayesinde ağrıyı geçirerek şifa olur.

Kudret Narı nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Kudret Narı Hakkında Genel Bilgiler

Hindistan Kudret Narının ana yurdudur. Tırmanan yapısı, parçalı yaprakları olan otsu 1 senelik bitkilerdendir. Meyveleri olgunlaştığında çatlar, İçersindeki Vitaminler ve minareler sayesinde çok şifalı olan meyveleri vardır Kudret Narının. Kudret narının sarı renkli çiçekleri vardır meyvesi ise turuncudur.

Kudret Narının Yararları (Faydaları)

    Kudret narı adını duyunca akıla ilk gelecek olan gastriti olanların, ülseri olanların kısacası mide sorunu yaşayanların mutlaka kullanması gereken bir bitki oluşudur.
    Yaraları iyileştirmede çok doğal bir faktördür. Kadınlarda sıkça rastlanan Vajina ile rahimdeki yaralar içinde, zeytinyağının içerisine konulup bekletilmesiyle hazırlanmış Kudret narıyla tedavi edilir.
    Kudret Narı Egzamaya ve Sedef hastalığıyla ortaya çıkan yaralar içinde iyileştirici etkisi olan bir bitkidir.
    Şeker rahatsızlığı olan kişiler içinde Kudret Narı oldukça faydalıdır. Kan şekerini kontrol altında tutulmasını sağlamaktadır.
    Kudret Narının içinde oldukça fazla miktarda E vitamini ile Protein bulunmaktadır ve bunların sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirici bir rol oynar.
    Kudret Narı Karaciğeri fazlaca destekleyen bir bitkidir. Karaciğerin dostudur da denebilir.
    Antibiyotik etkiye de sahip olan Kudret Narı tümörün büyümesini durdurur.

Kudret Narının Zararları

Kudret Narının bilinen herhangi bir zararlı yönü bulunmamaktadır.

Kudret Narının Kullanımı

Kudret Narının Balla hazırlanışı; Kudret narının taze meyvelerini ezip balın içerisinde karıştırılmasıyla hazırlanır. Kudret Narı ve baldan hazırladığını bu karışımı 41 gün boyunca, sabahları ve akşamları yemeklerden önce açken yemelisiniz.

Kudret Narının Zeytinyağı ile hazırlanışı; Kudret narının meyvelerini zeytinyağının içerisine koyulup bir süre bekletilmesiyle hazırlanır.

Kudret Narının lapasının hazırlanışı; Kudret narını ezip lapa haline getirerek yanık yada yara gibi problemli bölgenin üzerine koyarak ta kullanabilirsiniz.

Siğil Otu nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Siğil otu hakkında genel bilgiler

Siğil otu, Bambul otu, Bozot, Aygün çiçeği altı ile de bilinen,  50 santim uzunluğunda boyu olan,  yumuşak tüylü,  dik gövdeli,  sık dallar olan, beyaza çalan yeşil renkli yaprakları ile şifalı bitkiler içinde en önemli olanlarından biridir.  Kendiliğinden yetişen siğil otu,  beyaz renkli çiçekler sayesinde birçok kişi tarafından süs bitkisi olarak yetiştirir.

Siğil otu faydaları

    Akrep ve yılan sokmalarına karşı tedavi edici özelliğe sahiptir
    Özellikle eller üzerinde oluşan siğillerin tedavisinde kullanılan siğil otu, adını da bu siğilleri tedavi edici özelliğinden almıştır.
    Yüksek ateşi düşürücü özelliği vardır
    Mide yanmalarına ve mide ağrılarına iyi gelmektedir
    Hemoroit tedavisinde kullanılır
    Kan temizleyici özelliği bulunan siğil otu,  kan dolaşımı da düzenlenmektedir

Siğil otunun zararları

Siğil otunun içerinde bulunan zehir sebebiyle çok dikkatli kullanılması gerekir.  Kişinin kendine siğil otu toplayıp,  kaynatmaya veya başka bir şekilde kullanmaya kalkması çok tehlikededir.

Siğil otunun kullanımı

Siğil otunun taze yapraklarının ezilip,  nasır veya siğili olan yerlere konulması hallinde nasır ve siğiller tedavi edilir.

Böğürtlen nedir? faydaları hakkında geniş detaylı bilgi

Böğürtlen ve Yaprağı

Böğürtlen ve Yaprağı Hakkında Genel Bilgiler

 Böğürtlen koruluk alanlarda,  bu ormanlık alanlarda sıkça karşılaşılan bir meyvedir.  Böğürtlen içerdiği asit, mineral ve vitaminler bakımından oldukça faydalı bir şifalı bitkidir.


Böğürtlen ve Yaprağı Yararları (Faydaları)

    Böğürtlen ve yaprağının içeriğinde bulunan antioksidanlar kişinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve çeşitli kanser türlerine karşı kişiyi korur
    Böğürtlen ve yaprağı diş ve dişeti hastalıklarına karşı tedavi edici özelliğe sahiptir
    Böğürtlen ve yaprağı tam bir idrar söktürücüdür ve vücutta bulunan bütün toksinlerin atılmasını sağlar
    Yüksek tansiyon hastası iseniz,  böğürtlen çayı sizin için son derece şifalı bir bitkidir
     Göz ağrılarına göz tansiyona karşı tedavi edici özelliğe sahiptir
    Böğürtlen ve yaprağı ile yapacağınız çay,  mesane ve böbreklerde bulunan taş ve kumların dökülmesini sağlar
     Çok fazla vajinal akıntı probleminiz var ise böğürtlen çayı bu akıntıların yok olmasını sağlar
     Romatizma ağrıları olan kişiler,  böğürtlen çayı işliklere zaman romatizma ağrılarının geçtiğini fark ederler
       Güneş lekelerinin olduğu bölgeleri böğürtlen lapası konulursa,  kısa süre sonra bu bölgede güneş lekelerinin kalmadığını görürsünüz
     Böğürtlen kökünün kan şekerin düşürücü etkisi vardır
     Aşırı unutkanlık sorunlarında büyükler çayı hafızanızı kuvvetlendirir
     İshal olduğunuz zamanlar böğürtlen suyu içerseniz ishaliniz kesilir
      Çok faz ayakta durmaktan dolayı ağrıyan ayaklarınızı böğürtlen çayı dolu bir kaba koyduğunuzda ayaklarınızdaki ağrı ve şişmeleri geçtiğini görürsünüz.
     Ciltte oluşan kırışıklıkları böğürtlen yok eder

Böğürtlen ve Yaprağı Zararları

Böğürtlenin bilinen bir zararı yoktur ancak kan şekerin düşürücü etkisi yüzünden çok fazla kullanılmamalıdır

Böğürtlen ve Yaprağı Kullanımı

Böğürtleni taze iken meyve olarak tüketebilir veya kurusu ve yaprağından çay yaparak kullanabilirsiniz.